Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Emre Değirmencioğlu’ndan günlük ekonomi yorumu!

Emre Değirmencioğlu
Emre Değirmencioğlu

Dün sahneye çıkan İngiltere Merkez Bankası (BoE) beklentilerin ötesinde adım atarak piyasaları sevindirdi!

 

BoE politika faizini % 0,25 seviyesine (tarihi en düşük) çekerken, ilave indirim için kapıyı da açık tuttu

 

2017 büyüme tahminini % 0,8 seviyesine indiren BoE, ekonomideki dar boğazı aşmak için tahvil alım yolu ile niceliksel gevşemeye de gitti

 

BoE kararı, ucuz paraya adeta morfin bağımlısı olan piyasalarda coşku ile karşılandı

 

Ekonomisi resesyona sürüklenen İngiltere’nin dün atmış olduğu adımın finans piyasalarında coşku yaratması ise büyük tezat! (yeni dünya düzeni)

 

Sterlin’in dolar karşısında hırpalanmaya devam etmesine büyük ihtimal tanıyoruz. Kısa vade formasyon hedefimiz 1,2840 (bakınız grafik)

 

Bügün oldukça önemli bir günün içinde bulunuyoruz

 

TSİ15:30 ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanacak tarım dışı istihdam raporu takip edilecektir (beklenti: + 180 bin  ;  % 4,8)

 

Piyasaların tüm konsantrasyonu ise gece yarısından sonra açıklanması beklenen Moodys’in Türkiye değerlendirmesinde olacaktır

 

Baz senaryomuz: Moodys’s’in herhangi bir rapor açıklamadan değerlendirmeyi “pas” geçeceği yönünde. TL ve TL cinsi yatırım araçlarının olumlu etkilenmesini bekliyoruz

 

Bu gece Moodys’ ile uzun geçecek. Pazartesi güzel haberler vermek dileğiyle iyi haftasonları

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Dün sahneye çıkan İngiltere Merkez Bankası, beklentilerin biraz da ötesine geçerek piyasaların adeta gündemini değiştirdi. Kısacık geriye saralım. Finansal kriz döneminde ortodox para politikasını tereddütsüz uygulayan, Mart 2009 yılında politika faizini hızla tarihi düşük seviye olan % 0,50’ye çeken, devamında 2012 Temmuzuna kadar 375 milyar tahvil alım yolu ile ekonomisine likidite sunan İngiltere, işsizlik oranın hızla % 4,90 seviyesine kadar indirerek krizden hızlı şekilde çıktı. Akabinde, 2015 Mayısında, seçim propagandasının bir parçası olarak David Cameron’un, seçilmesi halinde İngiltere’nin AB’de kalıp kalmayacağını referanduma götüreceğini açıklaması ardından ister istemez olumlu hava yerini temkinli bir seyre terk etti. Nitekim, piyasaların “ne de olsa çıkmazlar” fikrinden hareketle beklemediği Brexit’in gerçekleşmesi ile, Sterlin bir anda piyasaların “siyah kuğusu” oldu. Referandumdan Birlik içinde kalınacağı ve yılın ikinci yarısı piyasaların yıldızı olacağını beklediğimiz İngiltere, Brexit ile karanlık ve derin sulara sürüklenmeye devam ediyor. Nitekim, ABD ardından faiz artırmaya en yakın ülke olarak gördüğümüz İngiltere, Brexit nedeniyle dün ekonomisi resesyona sürüklenmeden tetiğe bastı. Son açıklanan PMI verilerinde, ekonomik aktivitede yavaşlama görülmesinin de etkisi ile BoE politika faizini 7 sene ardından 25 baz puan indirerek tarihi yeni en düşük seviyeye çekmesinin yanısıra, önümüzdeki dönemde, ihtiyaç duyulması halinde, daha fazla faiz indirimine de gidilebileceğinin mesajını verdi. BoE Başkanı Carney, Para Politikası Kurulu (PPK) politika faiz kararı ve Enflasyon Raporu’nun açıklanmasının ardından düzenlediği basın toplantısında negatif faiz konusuna bile değinmek durumunda kaldığını görüyoruz. Her ne kadar Banka’nın başka seçeneklerinin de bulunduğunu, önümüzdeki döneme ilişkin olarak faizin alt sınırını ise % 0’a yakın olarak görseler de, ekonominin desteklenmesi için 375 milyar sterlin seviyesinde olan varlık alım programını 435 milyar sterline yükseltti. İngiltere Merkez Bankası’nın tutanaklarında politika faiz kararının oy birliğiyle, varlık alım programını genişletme kararının ise 3’e karşı 6 oyla (oy çokluğu) alındığını görüyoruz.

 

Ø  GBP/USD paritesinde 1,3160 seviyesinin altında hedef seviyemiz 1,2840

 

Kaynak: Reuters

 

Ø  Gözler bugün Moody’s’de

 

Kredi derecelendirme kuruluşlarına yönelik algının ne kadar “kötüleştiğini” 2008 finansal krize ile hep beraber gördük. Bir kez daha yazıyorum: Görmeyenlerin “Big Short” isimli filmi görmelerini şiddetle öneririm. Hatırlanacağı üzere, Türkiye’yi zaten “junk” yani “çöp” yani “yatırım yapılabilir notun altında” tutan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P, başarısız darbe girişimi ardından yangından mal kaçırırcasına Türkiye’nin notunu daha da aşağıya çekmekle kalmadı, görünümü ise negatif olarak belirledi. Yani daha da indirime gidebilirim dedi. Halbuki, milletinin demokrasiye sahip çıkması ile atlatılan bu büyük felaket ardından piyasası durmaksızın çalışan, işin başında olan bir ekonomi takımı ile piyasalara güven veren Türkiye, hak etmediği üzere notu daha da kırıldı. S&P’nin aslında verdiği nota pek de önem atfetmemek gerekiyor. Bizim için veya yabancı yatırımcı için önemli olan Türkiye’yi halihazırda “yatırım yapılabilir ülke” yani basit anlatımla şampiyonlar liginde derecelendiren diğer iki derecelendirme kuruluşu olan Moody’s ve Fitch’in vereceği karar. Sırasıyla 5 ve 19 Ağustos tarihlerinde mevcut not ve görünümümüzü gözden geçirecek olan bu iki kurumunun vereceği karar büyük önem taşıyor. Başarısız darbe girişimi ardından yayımladığı ve tonu negatif olan rapor ile  Türkiye’yi izlemeye aldığını açıklayan Moodys’den bu akşam not indirimi gelme ihtimali piyasaları biraz ürkütüyor. Neden mi? Yabancı fonların, tüzüklerinde, bir ülkenin finansal enstrümanlarına yatırım yapabilmek adına en az iki tane yatırım yapılabilir nota ihtiyaç duyuluyor. Bu notlardan bir tanesinin kırılması durumunda (yabancı yatırımcılar elinde kabaca 50 milyar dolar hisse senedi ve 40 milyar dolar devlet tahvili bulunuyor) tüzükleri gereği, 6 ay içinde pozisyonlarını likidite etmek durumunda kalabilirler. Böyle bir durumda, Türkiye’den, yapılan hesaplamalara göre, 10 milyar dolar civarında çıkış olacağı hesaplanıyor. Tahvil ve hisse senedi satacak yatırımcının ülkesine dönmek için dolar talep edeceği aşikar. Böyle bir durumda, faizin yükselmesi, borsanın değer kaybetmesi ve beraberinde kurun yükselmesi beklenebilir. Teorik olarak işin boyutu bu şekilde. Ancak, pratikte, yurt içi yerleşiklerin başarısız darbe girişimi ardından 11 milyar dolara yakın döviz bozdukları ve halen daha kabaca 160 milyar doların bankalarda DTH olarak durduğunu varsayarsak, kurda yükselişler satış fırsatı yaratmaya devam edecektir. Hele hele, Japonya ve Avrupa’nın genişleme kervanına İngiltere’nin de dün dahil olduğu, FED’in faiz artırmamak için her yola başvurduğu bir ortamda, dünyadaki bol paranın negatif faizlerden sıkılığı bir ortamda ucuzlayan ve reel getiri sunan Türkiye’nin enstrümanlarına akın edeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle, ekonomisi sağlam olan ve yatırım yapılabilir notu hakeden Türkiye’nin bu şoku da atlatacağını düşünüyoruz.

 

Yıl sonu için felaket senaryoları çizmeye gerek duymuyoruz. USD/TL kurunun yılı kabaca 3 seviyelerinde tamamlamaya aday olacağını, KKTC için en önemli para birimi olan Sterlinin ise mevcut değer kayıplarını devam ettirerek TL karşısında yılı kabaca 3,75 – 3,80 sularında tamamlayacağını düşünüyoruz. Kurda olası yükselişler, Brexit nedeniyle hamle yapan İngiltere Merkez Bankasına paralel maliyetli Sterlin posizyonların azaltmak için fırsat olarak görülmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.