Türkiye’de sivil otoriteye karşı yapılan 15 Temmuz darbesi, Rumlar arasında da yoğun bir şekilde tartışılıyor.
15 Temmuz 1974 ve ardından 20 Temmuzu yaşayan Rumlar için zaten Temmuz ayları hiç de iç açıcı değil.
Türkiye’de yapılmak istenen darbe de, Kuzey Kıbrıs’taki tartışmaların benzerini Rum halkına yaşatıyor.
Politikacılar ve halkın büyük bir kesimi, darbenin başarısız olmasından memnun olduklarını açıkça ifade ediyorlar.
Halk arasındaki tartışmada, darbenin başarılı olması durumunda, Kıbrıs’taki görüşmelerin de kesilebileceği yönünde görüş belirtenler çoğunlukta.
Çok az bir kesim de, Kuzey Kıbrıs’taki ve Türkiye’deki dar bir kesimin seslendirdiği, darbenin ERDOĞAN KONTROLÜNDE yapıldığı ve amacın Erdoğan’ın diktatörlük eğilimlerini güçlendirmede araç olarak kullanılacağını savunmaktadırlar.
Bu arada uç görüşler savunan çok az bir kesim de var. Bu faşist ideolojiden beslenen kesimler, 15 Temmuz darbesiyle birlikte, Kıbrıs’taki Türklere saldırılıp, adanın yeniden kurtarılmasını mümkün gören, hayattan kopuk eski politikacılar veya yeni faşistlerdir.
Halkın önemli bir kesiminin, Fetullah Gülen cemaatini çok iyi analiz edebilmesi de, iletişim çağının, dünyayı her alanda bütünleştirdiğinin de bir göstergesi.
Rum halkının önemli bir çoğunluğunun, Fetullah Grubunun Kıbrıs’taki etkisinin kaldırılmasını desteklediği de dikkate alınmalıdır.
Rum halkı ve politikacıları, Kuzey Kıbrıs’taki tartışmalardan farklı olarak, Fetullah Gülen Grubunu sadece dinci değil, IRKÇI olarak da değerlendirmeleridir.
Rumlara göre, Fetullah Gülen, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Kürtlerin asimile edilmesinde kararlı bir politika izlemiş ve okullarıyla, Kürtlerin asimile edilme çalışmalarına öncülük etmişti.
Rumlar, Kıbrıs’ta, Cami yapımındaki olağanüstü artış ve köylerdeki Kuran Kurslarının yaygınlaştırılmasında, esas olarak, Fetullah Gülen Grubunun etkili olduğunu düşünmektedirler.
Fetullah Gülen grubunun, Kıbrıs’ın fethi ve burada yaşayanların islamlaştırılmasını destekleyen bir yapısı olduğunu ve bunun, Kıbrıs için önemli bir tehdit oluşturduğunu, Kıbrıslı Türklerden daha fazla gündeme getirtmektedirler.
Rumların önemli bir tesbiti de, Kıbrıs Sorununun çözümünün devamlı ileriye ertelelenmesinin, Kıbrıs’ı her an daha büyük bir maceraya sokabileceği görüşünün, son olaylardan sonra, ALABİLDİĞİNE GÜÇLENDİĞİDİR.
Diğer önemli tesbitleri ise, Türkiye ikna olmadan, Kıbrıs sorununun kolay kolay bitmeyeceği tesbitidir.
Kıbrıs’ın Güneyinde de 15 Temmuz darbesinden sonra, Kıbrıs’taki görüşme sürecinin başarıya ulaşmasında, Kıbrıs Rumları ve Türklerinin belirli olamayacağı görüşünün de alabildiğine ön plana çıkmış olması, darbenin uluslararası etkilerinin hesaplanması, olumlu bir işarettir.
Darbeler, başarılı olsa da olmasa da, yoğun çelişkilerin, silah zoruyla çözümlenmeye çalışılmasının ifadesidir.
Tüm Kıbrıslılar bu sürecin bitmediği ve bu mücadelenin, Kıbrıs’a etkilerinin de olacağı noktasında birleşmektedir.
































