Bir tarafta Türkiye’de yaşanan gelişmeler, diğer tarafta yaşadığımız coğrafyadaki durumlar.
Ve öte yanda hayat mücadelesi…
Türkiye’de 15 Temmuz’daki başarısız darbe girişimi ile birlikte birçok şey değişti.
Elbette ki bunun bize de yansımaları olacak.
Ancak hiç şüphesiz Türkiye’de yaşanan her gelişmenin bize doğrudan etkisinin olması, bu olayla birlikte burada yaşanan birçok tartışmanın anlamsızlığını ortaya çıkardı.
Gündem bir anda değişiverdi.
Kıbrıs’ın Kuzey’inde yaşantının Türkiye’de yaşanan gelişmelerden ne kadar çok etkilendiği bir kez daha gözler önüne serildi.
Kıbrıs sorunu çözümlenmediği sürece bu durum böyle olmaya devam edecektir.
Türkiye hapşırsa biz burada nezle olacağız.
Türkiye’deki gelişmeler bizi doğrudan etkilediği gibi Güney Kıbrıs’ı da bir şekilde etkiliyor.
Kısa ve uzun vadeli etkileri olabiliyor.
Ankara merkezli gelişmelerin müzakere sürecine de doğrudan ve dolaylı etkileri var.
Kıbrıs’ın bu tür etkilerden kurtulabilmesi kendi iç sorunlarını çözmesi ile mümkündür.
Bu da iki tarafın tam eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık kurulması ve adanın tümünün uluslararası hukukun bir parçası haline gelmesi ile mümkün olacaktır.
Gelinen aşamada müzakere masada liderlerin akıllarının bir köşesinde sorunlarını çözememiş bir Kıbrıs’ın bölgesinde yaşanacak gelişmelerden olumsuz etkilenebileceğini bulundurmaları gerekir.
Bu çok önemlidir.
Umalım öyle yapsınlar ve bir an önce Kıbrıs’ta tarafların eşitliğine dayalı kalıcı ve yaşayabilir bir çözüme imza atacak bir noktaya gelsinler.
Bu bölge ve dünya barışı için önemlidir.
Ekonomik kalkınma ve refahın artması, bölgesel ve küresel ilişkilerin gelişmesi için de şarttır.
Devam etmekte olan müzakere süreci çözüm hedefinin gerçekleştirilebilmesi için açık olan son fırsat penceresidir.
Bu fırsat penceresi kapanmadan liderler bir şekilde işi sıkı tutmalı ve meselelere çözüm odaklı yaklaşarak sonuç almaya çalışmalıdırlar.
Aklın yolu bunu gerektirmektedir.
***
AB ve ABD
Türkiye’de yaşanan darbe girişimi sonrasında Avrupa ve Amerika demokrasiye sahip çıkma ve Türkiye halkının ortaya koyduğu duruşa şapka çıkarma açısından sınıfta kalmışlardır.
Her zaman insan hakları ve demokrasi şampiyonluğu yapan Avrupa ve Amerika’nın bu son olayda tutuk kalmaları ve darbecilerin başarısız olmasından dolayı üzüntü duydukları hissi yaratacak davranışlar sergilemeleri gerçekten çok üzücü ve kabul edilmez bir durumdur.
Türkiye darbeler dönemini kapattığını halkının demokrasiye sahip çıkışı ile göstermiştir.
AB ve ABD bu durumu alkışlayacağına garip bir tavır ortaya koyma yoluna gitmiştir.
Bu da onların samimiyetinin ve dostluğunun sorgulanmasına neden olmaktadır.
Ve sorgulanması da çok doğaldır.
AB ve ABD ne ekilirse onun biçileceğini unutmamalıdır.
Her ikisi de Türkiye’yi kazanmanın kendileri için en doğru yol olacağı bilinci ile politikalarını gözden geçirme yoluna gitmelidirler.
Aklın yolu bunu gerekli kılmaktadır.
































