Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İntikam değil adalet hakim olsun

TC Cumhurbaşkanı muhafız alayındaki 283 askerin de darbe kapsamında sorgulanmak için gözaltına alınması ile şu soru aklıma geldi.

Cumhurbaşkanının etrafında doğal çalışma düzeni içinde eli silahlı o kadar çok cemaat mensubu varmış ki sırf ona karşı bir şey yapmak isteseler bu kadar yıldır yapabilirlerdi.

Genelkurmay ve Cumhurbaşkanının en yakınındaki insan çemberinin cemaat mensubu olmalarının ortaya çıkmış olması da başlı başına bir mesajdır.

Esasen kaç yıldır kimin inine inildiğinin de bir göstergesidir.

Sorulması ve üzerinde durulması gereken soru da bu durumun yarattığı ruh halinin ülke yönetimine ve siyasete nasıl bir yansıması olacağıdır?  Belki de en basit ifadeyle 15 Temmuz darbesinin esas amacı da budur.

Umarız alınan OHAL yetkileriyle, demokrasiyi farklı bir şekilde yorumlamaya sebebiyet verilmez.’’ Bugünlerimiz iyi günlermiş’’ dedirtmez. Türkiye’ye çok yazık olur.

xxx

Darbe sonrası ortaya çıkanlarla, bu darbe girişiminin ülkeyi bir iç savaşa sürüklemek için tezgâhlandığı görüntüsü ağırlık kazanmıştır.

Türkiye’yi ikinci, üçüncü kattan değil de gökdelenin tepesinden aşağıya atmak isteyen çevrelerin ve bilerek ya da bilmeyerek buna alet olanların planıdır bu.

15 Temmuz ile hedeflenen sonuç değil, ara adım atıldığı görüntüsü ben de hakim olmuştur.

Yaşanan bu travma ile toplumun tüm katmanları sınanmış ve toplumsal davranış gözlemlenmiştir.

Gezi olayları ile sosyal medyada örgütlenip ortaya çıkan sokağa çıkma refleksi oluşturulmuştu.

Bu sefer de gezi olaylarında ‘’evde tutulan 50%’nin’’ de sokağa çıkartılmasıyla eksikliği olan bir toplumsal refleks pekiştirilmiş oldu.

Türk toplumunda alışagelmiş toplumsal bir adale değildir bu.

Bu sefer çok işe yaramıştır ama değişen koşullar ve gündem sonucunda vahim sonuçlar da doğurabilir. Doğurabilir çünkü 70 yıla yaklaşmış olan demokrasi sürecinde hala daha en basit siyasi tartışmayı tatlı bir şekilde sonuçlandırmayı başarabilecek bir uzlaşı kültürü ve toleransı oluşamamıştır.

Türkiye’nin kontrol altına alınmak istendiği bu sürece, bugüne kadar Erdoğan’ın öncülüğünde halkın desteğini her seferinde daha da artırarak karşılık verilebilmiştir.

Buna rağmen atılacak adımlarla oluşacak hava ve gündem ile de diğer taraftan hala daha ‘’gökdelenin üst katlarına’’ çıkartılma ihtimalini göz ardı etmemek lazım.

Artan destekle verilen her karşılık buna yeltenen üst aklı, halkı daha da cezalandırarak plan yapmaya doğru yöneltmektedir.

Ortaya çıkan görüntüyü bu şekilde yorumlamak sonrasında olabilecekleri düşünmeye de ışık tutmalıdır.