Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Turizmdeki hasarı üniversite sektörü ile tamir edebiliriz

   Ne yazık, Türkiye’de veya global düzeyde yaşanan krizler bizi genelde “ 3 güçlü kanaldan” her zaman olumsuz etkiler. Bu kanallar ; “ dış talep, kur etkisi ve tüketici-yatırımcı beklentilerinin kötüleşmesidir ”.

    Çünkü, küçük ekonomiyiz, büyümemizin dış talep bağımlılığı ve ithalatımız çok yüksek, bir çok sektörde fiyatlamamız ve kredilerimizin önemli bölümü döviz üzerinden ve haliyle belirsizlik-güvensizliğin yarattığı tüketici-yatırımcı davranışlarından dolayı vs…

      Dış talep-yabancı talebi bizim için çok hayatidir. Yani, yabancıların tüketim ve yatırım harcamaları ekonomimizde büyüme ve istihdam yaratmada hayatidir.KKTC ekonomisinin dış talebi genelde; turizm sektörü ve entegre sektörcüklerinden (başta ulaşım,restoran,ticaret..vs ), üniversite sektöründen ve entegre sektörcüklerinden(konut kiralama vs) , yabancıların konut alımından ve yabancıların direkt yatırımlarından geliyor.

      Yukarıda bahsettiğimiz 3 kanaldan; kur etkisi ve tüketici-yatırımcı beklentilerinin olumsuz etkisi çok nettir ve bu konularda yapacak çok fazla bir şeyimiz yoktur. Peki, esas dış taleplerimizde durum nedir?

     İ- TURİZM SEKTÖRÜ

       Tam da turizm sezonunda oldukça olumsuz etkilendik ve kısa vadede bunu değiştirme şansımız yok.En büyük pazarımız Türkiye’den talep bıçak gibi kesildi, İngiltere’deki Kıbrıslı Türklerin tatil sezonu bile olumsuz etkilendi. Uçaklar boşaldı ve haliyle sektör ve entegre sektörcüklerde talep düştü, işler kesat.

      Gerçekci olmak gerekirse, ne yaparsak yapalım, yaz sezonunu kaybettik. Mevcut atmosferde turizmde düzelme zor, turizme zaman lazım ve sanırım Ağustos 15 ve Eylül’den itibaren görece toparlamaya başlarız. Açıkcası, turizm sektörü bu krizde doğası gereği kaybeden taraftadır.

     İİ-ÜNİVERSİTE SEKTÖRÜ

      Üniversite sektörümüzde durum farklı olabilir ve içinde bulunduğumuz tercih döneminde sektör ve devlet olarak Türkiye nezdinde yapacağımız etkili tanıtım-reklam kampanyası ile bu krizden “ Türkiyeli öğrenci talebi” bakımından olumlu bile etkilenebiliriz.

    Elbette,Türkiye’den gelen öğretim görevlilerinden vs dolayı sektör olumsuz etkilenecek,hatta bu darbeden aileleri etkilenen öğrencilerinin bır kısmı da olumsuz etkilenecek ama bu sektörde bir farkımız ve avantajımız var. Nedir o? Biz, “güvenli,sakin,huzurlu,terörden uzak bir yaşam alanıyız.”

       İşte tam da şimdi bunu Türkiye’de pazarlama ve satma zamanıdır.Bunu devletle sektör işbirliğinde topyekun pazarlamalıdır. DAÜ’nün Türkiye reklamları bu konuda güzel bir örnektir.Şu sıralar,Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullardan dolayı Türkiye’deki ailelerin-öğrencilerin Kıbrıs’ı tercih etmesi hiçbir dönemde olmadığı kadar yüksektir.

      Dolayısıyla,hükümetin bunu sektörle birlikte değerlendirip Türkiye nezdinde atağa geçmesi lazım.Turizmde yediğimiz darbeyi telafi etmemizin tek şansı üniversite sektörüdür.

İİİ-İKİNCİL KONUT PİYASASI

   Tıpkı üniversite sektörü gibi,ikincil konut piyasasında da Türkiye talebini artırabileceğimiz bir dönemdeyiz. Zaten,son dönemlerde Türkiye’den Kuzey’e doğru geliri iyi olan çevrelerden farklı sebeplerden dolayı yoğun ilgi vardı, şimdi bunu artırmanın zamanıdır.Bu konuda da sektörün Türkiye’de “ güvenli-huzurlu yaşam” konsepti üzerine Türkiye pazarında görünürlüğünü artırması zamanıdır.

   Özetle,şimdi krizi fırsata çevirme zamanıdır. Bunun için sektörlerin ve devletin birlikte işbirliği yapması lazım. Bu arada, darbe sonucunda ortaya çıkması olası hasarlardan dolayı(biraz bekleyip görmek lazım); hükümetin özel sektörün devlet yükümlülüklerinde; Merkez Bankamızın da  bankacılık sektörü ile özel sektör-tüketici arasında kredi geri ödemelerinde ortaya çıkacak sıkıntıları hafifletici adımlar atması gerekebilir.