Rahmetli Uğur Mumcu’nun 30 yıl önce yargıya ve askere tarikatçıları dolduruyorsunuz, 30 yıl sonra Genelkurmay Başkanı’nın bile tarikatçı olduğu bir TSK ortaya çıkacak” ikazını bir kenara koyalım.
15 Temmuz’da görüldü ki henüz Genelkurmay Başkanlığına kadar yükselmediler ama Genelkurmay Başkanı’nı tutuklayacak kadar güçlendiler.
3 yıl önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Fetullah Gülen’e çağrı yapmış ve “yargıda-orduda gizli gizli örgütlenmene son ver. Siyasetten çekil” demişti.
Demişti de AK Parti’nin bütün kurmayları Devlet Bahçeli’nin üstüne çullanmıştı.
Kendilerinin çok sevdiği ve çok kullandığı deyim ile “muhterem hoca efendiye” karşı nasıl böyle konuşursun diye veryansın etmişlerdi.
İçlerinden bazı aklıeveller halkın bir bölümünün iradesinin temsilcisi olan Bahçeli’ye “sen siyasetten çekil” bile demişlerdi.
Ve tüm bunlar sadece 3 yıl önce olmuştu.
Uğur Mumcu 30 yıl önce herkesi uyarmıştı.
Uyarılarını elbette kimse dinlemedi.
Ordu da, yargı da hükümet de ilkokul mezunu bir imamın liderliğini yaptığı tarikatın militanları tarafından dolduruldu.
Ve gerçek şudur ki AK Parti de buna çanak tuttu.
***
Bu yazının hedefi elbette AK Parti değildir.
Şimdi onlar mağdurdur ve ölümün kıyısından döndüler.
Bu yazının hedefi “bizden başka herkes suçludur” psikozu yaymak da değildir.
Kan dökerek iktidarı ele geçirmeye çalışan çeteci tarikat ile kimse elbette eşitlenemez.
Fakat…
Olağanüstü Hal ilan edilip, “inlerine gireceğiz inlerine” kararlılığı sergileyip, devleti tarikat militanlarından temizleyip, suça karışanlara hak ettikleri cezayı verip sonra ne yapacaksınız diye sormak da haktır.
Çünkü sonrası son derece önemlidir.
***
İnanç özgürlüğü dahil her türlü özgürlük çok önemlidir.
Başı bağlıların istedikleri hayatı yaşama hakkı gibi her türlü inanç sahiplerinin istedikleri hayatı yaşaması çok önemlidir.
Hukuk herkes için vardır ve çok önemlidir.
Eşitlik, demokrasi ve laiklik herkes için vardır ve çok önemlidir.
AK Parti Milli Görüş ve Erbakan’dan ayrıştığı süreçte bunlara sahip çıkarak, bunların üstüne Avrupa Birliği değerlerini ekleyerek farkını ortaya koymuştu.
Sonrasında tarikatların devleti içten içe teslim alacak denli yanlış yollara saptı.
Bu tarikatçı terör örgütüne karşı alınacak tedbirler bir nihayet bulacaktır.
Sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasındaki temel değerlere göre bir devlet yapısı oluşturulması kaçınılmazdır.
Bugün yaşanan tehlike bir imamın tarikatının yarattığı tehlikedir, kuruluş ilkelerine dönülmezse yarın başka bir imamın tarikatı Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar verecektir.
İmamların iktidar hırsına büründüğü, tarikatların muktedir olmak için kan döktüğü düzen paramparça edilmelidir…
































