Darbe girişimini Bodrum’a yakın bir koyda mavi yolculuk dönüş yolunda telefonlarımıza gelen mesaj ve fotoğraflarla öğrendik.
Çocuklarımız ile birlikte geniş bir arkadaş grubuyla organize ettiğimiz mavi yolculuğun son gecesinde darbeye yakalandık!
Bütün bir hafta boyunca devam eden şakalaşmaların bir parçası mı bu diye, bu sefer hangimizin numarası diye anlık da olsa birbirimize baktık.
İçimizde 4-5 darbe görenler de vardı ki neyse inkâr sürecinden erken çıktık.
Gece boyunca hem Kıbrıs’tan hem de arkadaş çevresinden gelen telefonlarla sabaha kadar süren bir gece oldu bizim için.
O ana kadar unutulmayacak bir tatil olmuştu. Bunu artık içinde tarih barındıran bir tatil olarak ömrümüzün sonuna kadar hatırlayacağımız apayrı bir kategoriye yazdık.
Bodrum’a sabahın erken saatlerinde vardığımızda da 12 saat önce darbe girişimi olan bir ülke görüntüsü ile karşılaşmadık.
Hava sıcak ve her şey de bir o kadar normaldi. Kim bilir belki de anormal olan da buydu.
Son 24 saatte medya aracılığıyla gördüklerimizi, duyduklarımızı bir kenara bırakıp olayın tazeliği sürerken çizgiyi çektiğimizde geriye kalan bakiye nedir?
xxx
Küçük bir organizasyon değildi yaşanan.
Elbette bugün bu konuda bilmediklerimiz bildiklerimizden çok daha fazladır.
Görüntüde alternatifleri kalmamış, sıfırı tüketmiş ya da tüketmek üzere olduklarını düşünenlerin yapacağı şekilde bir darbe girişimi oldu.
Ben bunun yalnızca FETÖ ile ilişkili olduğunu da düşünmüyorum. Ordu içince FETÖ etrafında bu derece geniş bir örgütlenmenin olduğu görüşünde değilim. Eğer var ise de son 2-3 yıldır sürdürülen cadı avına rağmen nasıl ve niye gözden kaçmıştır?
Bu darbe girişiminin ordudaki FETÖ örgütlenmesinin ötesine genişlemesinin kökeninde terörle mücadele konusunda öncesinde ve bugünlerde izlenen politikanın tutarsızlığının yarattığı zorlukların verdiği rahatsızlık da mazeret değil ama sebep olmuştur. Bu görüşte olan askerlerin içinde FETÖ’nün olduğunu bilerek ya da bilmeyerek iştirak ettiği bir koalisyonun kalkışmasıdır olan. Elbette bu bir mazeret değildir ve en ağır şekilde de cezalandırılmaları demokrasi için bir gerekliliktir.
Bu darbe girişiminin hayata geçirilme planının aptalca bir girişim olduğu noktasında herkes ilk andan itibaren mutabık kalmıştır.
Başlangıçtan başarısız olacağı belli olan bir kalkışmaydı.
Halkta karşılığı olmayacağı aşikârdı.
Öyle de oldu.
Darbecilerin nasıl bir hesap içinde olduklarını zaman ilerledikçe ancak öğrenme şansımız olacak. Olası bir mahkeme süreci içerisinde bir yıl öncesine kadar emir komuta zinciri içerisinde sürdürülen politika çerçevesinde Güneydoğu’da şehirlerin nasıl cephaneliğe ve hendeklere dönüştüğünün hikayesi de anlatılmış olacaktır.
Ama bu derece aptalca ve öngörüden yoksun planı düne kadar önemli görevlerde olan yüksek rütbeli askerlerin hayata geçirmeye çalışmaları da askeri yetkinliğimizin ne noktaya geldiğinin bir göstergesi midir diye de düşünmeden edemedim.
xxx
Bu darbe girişimi sayesinde Türk demokrasisi ortak bir payda etrafında birleşmiştir.
İnşallah ağır aksak yürümeye çalışan Türk demokrasisi bu vesileyle darbelere karşı ‘’aşılandığı’’ algısı ileride darbeye yeltenecek olanlar nezdinde caydırıcı bir unsur olur.
Bu darbe girişiminin püskürtülmesi ucuz bir fırsatın değerlendirilmesi midir yoksa geleceğe umutla bakabilmek için bir referans noktası mı olacaktır? İnşallah ikincisi olur.
Yeni anayasa yapma yolunda yapılacak olan tartışmalar bunu birinci elden görmemize çok kısa zamanda bize gösterecektir.
xxx
Her fırsatta kudretli olduğu söylenen hükümet ve askeri kurumların aslında o kadar da güçlü olmadığı ortaya çıkmıştır.
Yönetim ilminde genel kabul görmüş kuraldır ‘’yönetimde kötü haber olur ama sürpriz olmaz’’ denir.
Sürpriz olursa da değişim gereklilik haline gelir.
Bu algının ortadan kaldırılması yıllar alacaktır.
Yavaş yavaş tarihe karıştığı söylenen darbe kültürü uzunca bir süre daha polemik ve dedikodulara alet olmaya devam edecektir.
MİT bu girişimden haberdar olmuş mudur ya da niye haberdar olmamıştır?
Özellikle üzerinde durulması gereken bir noktadır. Normal demokrasilerde bu yalnızca istihbarat örgütüyle sınırlı kalmaz. Ama dedik ya normal demokrasilerde böyle olması beklenir.
Bu darbe girişimi mavi yolculukta olan bizler için ne kadar sürpriz olduysa görevinin başında olan MİT, hükümet ve askerin kurumları için de ayni derecede bir sürpriz olmuştur.
xxx
15 Temmuz 1974’te Lefkoşa’nın güneyinden silah sesleri geldiğinde, ben rahmetli teyzemin evinin bahçesinde yenidünya ağacının üstündeydim. 10 yaşında çocuktum. O günü ve o anı sonrasında yaşananlarla birlikte hep çok net hatırlamışımdır.
15 Temmuz 2016 darbe girişimini çocuklarımızla birlikte bu sefer de teknede yaşadık. Eminim 15 ve 16 yaşındaki çocuklarım yıllar geçse de hem tatili hem de darbe girişimini unutmayacaklar.
Çocuklarımız Cuma akşamı nasıl bir Türkiye’nin parçası olduklarının ve demokrasinin ne olduğunun ilk gerçek dersini yaşadılar.
42 yıl arayla ayni tarihte zor kullanarak insanların iradesine hükmetmenin pek de hayırlı sonuç doğurmayacağını görmüş olduk. Boşuna dememişler insanlık tarihi cahilliğin tarihidir diye.
































