Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bakana dayalı yönetim!

Küreselleşen dünyada her ülkenin kendine özgü sorunları olduğu gibi benzeşen sorunları da var. İngiltere’de öğretmenler brexit sonrası ilk grevini gerçekleştirdi. İngiltere’de öğretmen sendikaları grev yapmamaya özen gösterirler ama yaptıkları zaman da çok etkili olurlar. Uzun yıllar yaşadığım İngiltere’de olup biteni medyadan takip etmeye çalışırım. Elbette gerek toplumsal gerekse eğitimde yaşanan sorunlar bizim ülkemizle farklılaşıyor. Oralarda eğitim adına çok farklı konular konuşuluyor.

Uzunca bir süreden sonra bizim de tartıştığımız, şikayet ettiğimiz konuyu da onların da tartıştığını gördüm. Ulusal Öğretmenler Birliği(NUT) tüm Birleşik Krallıkta yaptığı grevin gerekçesi “okullara ayrılan bütçenin yetersizliği” idi.

Bu konu bir süreden beridir bizde de konuşulur olmaya başlandı. Yıllardır eğitim şuralarında okullara ayrı ayrı bütçe ayrılması gerektiği ile ilgili çeşitli kararlar alındı ama pek de uygulamaya konulmadı. Birçok hükümetin programın da yer aldı. Mevcut hükümet programında da “okula ayrı bütçe” konusu var. Hayat buldu mu? Hayır. Hayat bulacak mı? Ümit yok.

İngiltere’de öğretmenlerin yaptığı grevde genel olarak Muhafazakar Partinin kemer sıkma politikalarının protesto edildi.  NUT Genel Sekreteri Kevin Courtney, okul bütçelerinin okulların masraflarını karşılayamadığını açıkladı. Bu gerekçeyi düşünürsek biz bu ülkede her gün grev yapmamız gerekirdi. Bu ülkede “öğretmenler sendikaları çok grev yapar” diye bir şehir efsanesi var ama bu tür gerekçelerle grev yapmıyor bizdeki sendikalar…

Bizde de son aylarda yaşanan ve basına da yansıyan iki olay okul bütçesi meselesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Hatırlarsanız geçtiğimi ay içerisinde bir okulda yıl sonu etkinlikleri için getirilen zıpzıp için öğrencilerden ücret alınmış ve şikayet konusu olmuştu. Bir başka konu da yine öğrenci kayıtları sırasında ücret alınmasıydı. Konu basına yansıyınca okul müdürü gazeteye cesurca bir açıklama yaparak “ben bu parayı almazsam, okulun masraflarını karşılayamam” demişti. Peki bu konuda konuşması gereken Eğitim Bakanlığı ne dedi? Hiç bir şey… Çünkü söyleyecek bir şeyi yok ki…

Bu konu ile ilgili hep anlattığım bizim ülkemizde yaşanan gerçek bir olay var. Bir gün Milli Eğitim Bakanlığı’nda karşılaşan daire müdürü ile okul müdürü arasına geçen konuşmanın sonunda daire müdürü okul müdürüne şöyle der: “ Öğretim yılının sonunda geldik, o okulun hesaplarını da göndermeyi unutma”. Okul müdürünün cevabı da şöyle olur: “ Ne sen bana para mı verin da benden hesap soran, verdiğin bir kuruş yok, neyin hesabını isten benden”.

İki müdür arasında yaşanan bu konuşma bizdeki durumu ortaya koyuyor. Bugün bu ülkede okullar ayakta duruyorsa Okul Aile Birliklerinin ve okul müdürlerinin büyük çabası sayesindedir.

Bizde okullara yatırım veya maddi katkı siyasetçinin iki dudağı arasındadır. Bölgesel çıkarlar ön plandadır. Okula katkı veya yatırım için  “Bu müdür bize yakındır” anlayışı hakimdir. Geçmişte “bu okul bizim bölgenin okuludur” diye “yatırım yapalım” diyen eğitim bakanları gördük. Hal böyle olunca da, hem okullar arası bir eşitsizlik yaratılır hem de sağlıklı bir eğitim ortamı sağlanamaz.

Bu durumun değişmesi için “okula dayalı yönetim” ve okula dayalı bütçe” anlayışı eğitimde hakim olmalıdır. Bugün bırakınız “okula dayalı yönetimi”, bakanlığa dayalı yönetim bile yoktur. Bizde “bakana dayalı bir yönetim” anlayışı vardır. Ben bugüne kadar insiyatif geliştirip bakana sormadan adım atan bir daire müdürü görmedim. Dolayısı ile bizdeki bakanlar, vatandaşın gündelik sorunlarını çözmekle uğraşmaktadır. Bizim ülkemizde siyasetçi gelecek seçimleri düşünerek hareket eder. Hal böyle olunca da genel sorunlar yerine, bölgesel veya bireysel sorunlarla ilgilenir.

Ben merakla bekliyorum. Hükümet programında da var. Acaba “okula dayalı yönetim” anlayışı ne zaman eğitimde hakim olacak?

Yeni öğretim yılına yetişir mi?