Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

‘’Bana mı sordunuz?’’ dese bile

Dünyada düzensizlik hat safhada ama diğer taraftan olumlu yönde gelişmeler de olmuyor değil.

Örneğin ABD İran’ın nükleer programını ve ambargoların bir kısmının kalkmasını da içine alan anlaşmaya taraf olarak normalleşmenin ilk minik adımını attı.

İran 37 yıl önce günlerce ABD elçilik mensuplarını Tahran’da rehin tutmuştu.

Yakın tarihte ABD’de İslam dinine duyulan öfkenin tabana yayılmasının başlangıç noktası bu rehin krizi olmuştu.

İslam devrimi tüm kuralları ile öyle durmasına ve İran sınırlarının ötesinde kök salmasına rağmen masaya oturulup müzakere edildi.

Musevi lobisinin iç siyasete kadar yansıyan etkisinin yarattığı zorluklarına rağmen ABD yönetimi bir yerde açık açık söylemese de ‘’geçmişte olanlar oldubitti geride kaldı’’ noktasına gelebildi.

Şimdi de emin olun ambargonun geriye kalanının nasıl daha da hafifletileceğinin ve kalkacağının yol haritası üzerinde çalışılıyor. En azından çalıştığım firmanın bunun üzerinde ciddi çaba harcadığını birinci elden biliyorum.

xxx

ABD, Obama’nın ziyaretiyle onurlandırdığı Küba ile de işi tatlıya bağladı.

Küba, 55 yıl önce ABD’nin Sovyetlerle dünya savaşının eşiğinden dönülmesine sebep olmuştu.

Sıradan Amerikan vatandaşını sınırlarına kadar gelen komünizm ile tanıştırmıştı Küba. Komünizm tehlikesinin sembolüydü.

Küba’daki yönetim de İran’daki gibi hala daha ayni yönetim.

Abi gitti kardeşi geldi.

‘’Küba açılımına’’ ABD kamuoyunda bir iki protesto dışında ses çıkmadı.

Yıllarca savaş yapılan Vietnam ile de ayni şekilde işi tatlıya bağlamıştı ABD.

xxx

Nasıl oluyor da gurur yapmadan geçmişte yaşanmış dramatik olaylara takılmadan bu açılımlar yapılabiliyor diye düşünmeden kendimi alamıyorum.

Kendimce vardığım sonuç şu:

Bugünün olgusu kısa dönemde elde edilecek güçlü bir ekonomik çıkara dayanıyorsa, dünün yaratılan algısını ortadan kalkmasına yetiyor.

Bu arada yeni olguyu da eski algıyı da ‘’yaratanlar’’ ayni.

‘’Yaratanların’’ bakış açısı ihtiyaçtan dolayı değiştiğinde bu tür gelişmelerin olması çok daha kolay oluyor.

Ama sırf ekonomi yetmiyor.

Bir de normalleşme için taraflar birbirlerine ‘’onurlu çıkış’’ kapısı bırakmayı ihmal etmiyorlar. Kamuoylarını buna işbirliği yaparak hazırlıyorlar.

Yoksa bir tarafta ‘’emperyalist Amerika’’ diğer tarafta da Castro’nun kardeşi ile Humeyni’nin öğrencileri hala daha yerli yerinde duruyor. Sırf ekonomik çıkar ile oluyor demek naiflik olur. Ekonomik çıkar ile onurlu çıkış yolu yeni açılım için ayrılmaz ikiliyi oluşturuyor.

xxx

Yakın geçmişte ABD bunu başarırken, Türkiye de hem İsrail hem de Rusya ile işi tatlıya bağladı.

Malum hava sahası ihlalinden dolayı birinin uçağını düşürdük.

Yangın yerine dönen bölgede Türkiye’yi de içine alacak şekilde Rusya ile savaşın eşiğinden döndük.

İsrail ile ‘’one minute’’ diye en üst düzeyde tam bir mahalle kavgası yaşandı.

Davos’ta yaşananlar dünya diplomasi tarihindeki yerini aldı.

Ardından da kriz çıkaracağını bilerek gönderdiğimiz Mavi Marmara ve baskın sonucu verilen ‘’şehitler’’ daha da büyük bir kriz oluşturdu.

Bu öfke ve intikam duygusundan arınmak yılları bulur diye düşünürken her iki ülke ile ilgili Türkiye’den bir anda hokus okus pokus ‘’biz evlendik mutluyuz’’ mesajı geldi.

Bu normalleşme konusunda bir iki çatlak ses çıkaranlara da ‘’bana mı sordun’’ denmesi yetti de arttı bile.

Gel de bu ‘’siyasi pratikliği’’ sevme!

Yaklaşımın siyasi kısmı Türk. Pratik kısmı da Amerikanvari. Yeni Türk Başkanlık modeli bu olmalı.

xxx

Gelelim bizim sorunumuza.

Kıbrıs sorunu da bu şekilde ansızın çözülür mü?

İsrail ve Kıbrıs’ın doğalgazının pazarlara birlikte ulaştırılması meselesi var.

Bizim Akıncı’nın ikide birde söylediği adanın içine doğalgaz ile birlikte elektrik ve suyu da katarak ‘’koridor’’ olma mevzusu.

Detaylı hesap yapmaya gerek yok. Murat Yetkin geçen hafta Hürriyet’te rakamları ile yazdı. Kıbrıs sorunu çözülse bölge ve AB için enerji işinin kimyası da ekonomisi de değişecek.

Bunun farkında olan ve ‘’Mavi Marmara gemisini Gazze’ye gönderirken bana mı sordunuz’’ diyebilen ayni kişi, ‘’20 Temmuz’u bana mı sordunuz lan’’ derse ne olur?

Bu sorun çözülür mü?

Yine çok zor.

Niye biliyor musunuz?

Çünkü bugünlerde AB’den çıkış yolunda olan İngiliz 57 sene önce ‘’bağımsızlığımızı’’ verirken öncesinde ve sonrası için adada öyle bir düğüm attı ki.

O gün bugündür hem çok daha bağımlı hale geldik hem de başkalarına fırsat vermeden çözümün önündeki engel biz adadakiler olduk.

Konu her iki taraf için siyasi olmaktan çıktı tabana yayıldı. Her iki taraf için de geçmişte yaşananların etkisinden kurtulmak için ‘’onurlu çıkış kapısı’’ bir türlü inşa edilemedi. Edilemiyor.

Aradaki fark bu.

xxx

Bugünün Türkiye’si son zamanlarda Kuzeyde yapmak istedikleri ile tarz olarak İngiliz’e, kendi dış siyasetindeki son İsrail ve Rusya açılımları ile de ABD’ye özendi.

Kıbrıs müzakere sürecinde bakalım hangi anlayış son düzlükte ağır basacak.

Türkiye her iki olasılığa karşı elini son derece aktif ve esnek halde tutmaya özen gösterdiği apaçık ortadadır.

Taraflar için ‘’onurlu çıkış kapısının’’ olmaması kimin ne yapacağını kestirememesinin esas sebebidir.

İzleyenler napsın?