Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

41 derecede terler içinde sınav mı olur?

KKTC’li olmak bambaşka birşeydir. İnsani değerlerden yoksun olmak demektir. Metaetik değerlendirmelerden yoksun olmak demektir. Yani insan, çocuk, hayvan haklarından yoksun yaşamak demektir. Çevreye karşı saygılı olmanın ne demek olduğunu insanın içine sindirememesi demektir. Metaetik normlar ve değer yargılarından yoksun yaşamak demektir; öylesine kuralsız, günübirlik, rastgele savrulup yaşamak demektir.

24 haziran 2016 Cumartesi gün Bülent Ecevit Anadolu (BEAL) ile 20 Temmuz Fen Liselerinin (20 TFL) giriş sınavları yapıldı. Şanslı 35% öğrenci. Geriye kalan 65% öğrencinin geleceği ne olacak? Nasıl bir öğretim kendilerini bekliyor? Hangi mesleklere erişim imkanı bulacaklar? Bu soruların yanıtı da aynı kapıya çıkıyor; fırsat eşitsizliği. Her türlü insani değerlerin dışına düşer.

Geriye kalan öğrenciler düz liselere ve bir bölümü de meslek liselerine gidecekler. Buralarda meslek liseleri ülke gerçeklerine göre ve bilimsel kurallara göre yapılandırılmadığı için yüzde 65’lik düzeydeki öğrenciden meslek liselerine gidecek olanları tamamen hüsran beklemektedir. Meslek liselerindeki bölümler ülkenin ekonomik kalkınmasında rol oynayacak alanlar olmadığı için gençler için gelecek sağlayan okullar değildirler.

Neyse bugünkü yazının esas konusu başka; BEAL ile 20 TFL Giriş Sınavları. KKTC’li olmak demek hayatının anlamsız ‘sınav’larla dolu olması demektir; bunlar da onlardan ikisi. Buralarda öğrenciler sürekli ‘seçilir’ler; eğitim sistemi ‘seçmecilik’ felsefesi üzerine kurulmuştur. Toplum öyle istiyor çünkü. Sözüm ona akademik olarak başarılı öğrenciler seçilecek, başarısız olanlar da ne halleri varsa görecek. Tam ortaçağ hatta ta milattan öncesi Platon’a kadar uzanan bir anlayış. Platon (427-347) da MÖ 380’li yıllarda seçkinler, elit kesim toplumda eğitilecek der.

Buralarda da aynen öyledir. Parası olanlar dershanelere, özel derslere giderek önce ilkokul sonu kolej, sonra ortaokul sonda BEAL, 20 TFL ve sonra da lise sonunda LYS. O da yetmiyor sonrasında da işe girmek için de Kamu Hizmeti Komisyonu’nun sınavlarında başarılı olunacak. Hep sınav, hep gereksiz ve kendi içinde çelişkilerle dolu sınavlar. Devlet kendi okullarına ve öğretmenlerine güvenmiyor sonucu çıkan bir sistem. Okularda onlarca dersten, onlarca öğretmenden sınava giren öğrencilerin başarısını temele alıp yönlendirme yapılmıyor.

Yapılmadığı gibi devlet 2 veya 3 saatlik sınavlarla öğrencilerin girecekleri okulda başarılı olup olamayacaklarını, geçerli ve güvenilir sınavlar! ile ölçebilmekte; hayret birşey doğrusu. Kendi öğretmenlerinin verdiği puanlara, öğrencilerin uzun öğretim sürecinde aldığı notlara güvenmiyor. Seni bir üst okula ben sınav yapıp alacağım diyor. Öğrencileri okulların dışındaki yerlere yönendiriyor. Birileri de bundan nemalanıyor.

 Giriş sınavları ile ilgili en kötü durum ise ‘eşitsizlik’ti. İstatistiksel olarak sınavlarda öğrenciler için tüm koşulların aynı olması en önemli koşuldur. Aynı sorular, aynı ortamlarda öğrenciler sınava girmelidirler ancak Cumartesi günkü BEAL ve 20 TFL lisesi giriş sınavlarında eşitlik ilkesi ihlal edildi; tabii bu durum kimsenin umurunda olmadı.

 Demokrasi Ortaokulu’nda sınava giren öğrenciler 41 derece sıcakta testleri çözmek zorunda bırakıldılar. Öğrencier cehennem sıcağı ile savaştılar; ter içinde kaldılar. Gözetmenlik yapan bir öğretmen arkadaş bizlere; ‘sınıflarda klima ya yoktu ya da kliması olan sınıflarda klimalar kendi kendini bile soğutmuyordu’ dedi. Klima olmayan sınıflara vantilatör konmuş ama onların da sayısı yetersizmiş. En kötüsü ise kendisinin gözetmen olduğu sınıfın yanındaki sınıfta bir öğrencinin baygınlık geçirdiği olgusuydu.

 BEAL ve diğer okullarda klimalı sınıflarda sınava giren öğrenciler ile sıcak altında ter içinde yarışan öğrencilerin ‘eşit’ koşullarda yarışmadıkları bir gerçek. Dolayısıyla sınavın geçerliği tartışılır duruma düştü. Sınavın tekrarı bile düşünülebilir.

 Isı ve sıcaklık öğrenciler için önemli bir değişkendir. Ortamdaki sıcaklık arttıkça sinirler terlemeyi başlatır, artan vücut sıcaklığını ter ile dışarıya atılmasını sağlar ve öğrencinin hayatta kalmasını sağlar; buna da homeostasis veya denglenme denir. Bu nedenle sinir hücreleri öncelikli olarak terlemeyle uğraşır. Ondan sonra okunan uyarıcıları beyine taşıma ve uzun süreli bellekteki bilgileri bulup, tekrar bilince taşıma görevini yapar. Dolayısıyla aşırı sıcaktaki öğrenci normal koşular altındaki öğrenciden başarı açısından şanssız bir ortamdadır.

 Sözün kısası Demokrasi Ortaokulu’nda sınava giren öğrenciler, seçme sınavında bile fırsat eşitliğinden mahrum bırakılmıştır. Ne diyelim burası KKTC… Fırsat eşitliği de ne oluyor!