Birleşik Krallıkta referandum sonucunda yüzde 52’lik bir kesimin “AB’den çıkalım” demesinin ardından başlayan tartışmalar giderek büyüyor.
Vatandaşların özellikle AB karşıtı muhafazakarlar tarafından yalan, yanlış vaatlerle yönlendirildiği, İşçi Partisi’nin ise AB’ye evet kampanyasında etkisiz kaldığı konuşuluyor.
Özellikle de insanların AB karşıtı söylemlerle yanlış yönlendirildiği konusu gündemde önemli bir yer işgal ediyor.
Muhafazakar Parti yönetiminde önümüzdeki dönemde etkin rol alması beklenen AB karşıtları, referandum kampanyası süresince verdikleri sözlerden daha şimdiden caymaya başladılar bile..
Bu grubun özellikle AB’ye giden kaynağın Birleşik Krallık içerisindeki sağlık sistemine aktarılacağı yönünde referandum kampanyası süresince ortaya koydukları argümanların uygulanamayacağı referandumun hemen ardından ortaya çıktı.
İngiltere’de referandum kampanyası süresince insanların uygulanması mümkün olmayan vaatlerle kandırıldığı yazılıp, çizilmeye başlandı.
Muhafazakar Parti’de yönetime gelmeye hazırlananları çok zor günlerin beklediğine vurgu yapılıyor.
Kampanya süresince yaptıkları vaatleri yerine getiremeyecek olan yeni yönetimin ciddi sıkıtılar ve tepkilerle karşı karşı kalacağına kesin gözü ile bakılıyor.
Gündemi işgal eden bir başka tartışma konusu ise AB fonlarından en çok yararlanan ve göçten en az etkilenen bölgelerden AB’ye hayır çıkmış olması konusu.
Galler ve Yorkshire gibi bölgeler bunlardan bazıları.
Bu bölgelerde yaşayanların bilinçsiz bir şekilde oy kullandıkları ve özellikle AB’ye evet kampanyası yürütenlerin burada yaşayanlara ulaşamadığı belirtiliyor.
Bu arada AB’ye her zaman destek vermiş olan İşçi Partisi vatandaşları yeterince bilgilendiremediği ve kampanya süresince etkisiz kaldığı nedeniyle eleştiri oklarının hedefi haline geldi.
Özellikle işçi sınıfının AB karşıtı bir tutum belirlemesinin faturası İşçi Partisi’ne kesilmiş durumda…
Bu arada referandumdan AB’ye hayır çıkmış olmasından en çok rahatsız olanların başında İskoçya geliyor.
Birleşik Krallığın bir parçası olarak kalıp kalmama konusunu yeniden referanduma götürmeyi gündemine alan İskoçya, referandumdan çıkan sonucun uygulanmaması için elinden geleni yapma konusunda da kararlı görünüyor.
İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon İskoçya olarak Brexit’i bloke edebileceklerini, bunu veto edebilecek haklara yasal olarak sahip olduklarını ileri sürdü.
Sturgeon bu arada, AB üyesi ülkelerde AB’de kalmak için yoğun bir lobi kampanyası yapacaklarını da açıkladı.
Öte yandan Birleşik Krallıkta ikinci bir referandumun yapılması için imza kampanyası başlatıldı.
Daha şimdiden bir milyonun üzerinde imza toplanan kampanyadaki argümanlar, yüzde 52’lik bir çoğunluğun böylesine önemli bir karar için yeterli olmadığı ve referanduma katılımın az olduğu yönünde…
Bu kampanyanın ciddiye alınıp alınmayacağı henüz belli değil.
Ama görünen o ki AB’den çıkmanın doğru olmadığı görüşünde olanlar susmayacak.
Gelinen aşamada İngiltere’de referandum sonrasında sular durulacak gibi değil.
Referandum sonrasında AB’den çıkılması yönünde oy kullananların bu eylemlerini ekonomik gerçeklerin bilincinde olmadan yaptıkları ortaya çıkarken, AB’den çıkılması kampanyasının başını çekenlerin ise verdikleri sözlerden geri adımlar atmaya başlamaları kafaları karıştırıyor.
Yani işin özeti durum her geçen gün biraz daha karışacak gibi…
































