Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir türlü kendin olamadın

 

Ta Osmanlı’dan beri.

Türkiye’de ne varsa Kıbrıs Türkü de istiyordu.

İstemeyi bırak,

Resmen taklit de ediyor,

Uzantısı olmaya çalışıyordu.

Orada köle düzeni olduğunda,

Buraya da köleler getirtiliyordu,

Orada medreseler açıldığında,

Burada da açılıyordu.

Sokaklara çeşme,

Köşelere camiler yapıldığında,

Burası da aynısını istiyor,

Aynı çeşmeleri, hanları, hamamları yapmaya çalışıyordu.

Sultan’a tabi olmak esastı,

Burada tekmil Müslüman nüfusu da ona tabi olmaktan gurur duyuyordu,

Hatta aralarından sadrazamlar yetişiyordu…

Sonra,

Türkçülük akımları yavaştan başlamıştı.

İttihak ve Terakki döneminde,

Burası da istedi,

Biz de kuralım dediler, kurdular da.

“Vatan Yahut Silistre” Mağusa’da oynandı,

Halbuki ne ahali Namık Kemal’in yüzüne, ne Namık Kemal ahalinin yüzüne bakmıştı.

Birinci dünya savaşında Osmanlı Almanları destekleyince,

Burada İngiliz İdaresi olmasına rağmen, herkesin gönlünde Almanlar vardı…

Orada neler oluyorsa,

Burada da oluyordu…

Sonra Mustafa Kemal çıktı.

Herkes Mustafa Kemal oldu.

Sarışın duruyor, mavi mavi bakıyorlardı.

Orada şapka devrimi oldu, burada da uygulandı,

Orada çarşaflar atıldı, burada da atıldı…

Her dönemde durum buydu.

Türkiye’de ne varsa,

Burada da olması isteniyordu…

Sen istiyordun…

Sonra hatırlayın,

EOKA dönemi başladı,

1950’li yıllar,

Türkiye komünist avındaydı,

Sabahattin Alilerin kafası eziliyor,

Nazım Hikmetler zindanlarda çürütülmek isteniyordu.

Buradakiler,

-Sizde ne varsa biz de isteriz, dediler,

-Silahımız yok silah verin, dediler,

Sandallara yükleyip gönderdiler.

İnsanlar birbirine düşman olmaya, birbirini vurmaya bu şekilde başladı.

Orada ne varsa burada da olacaktı.

Orada İstanbul Rumlarına saldırılar olmuştu,

Hatta ünlü Fenerbahçeli Lefter’in evi bile yakılmak istenmişti,

Burada da Tantin’in hamamının sahibi halledildi…

Orada Özel Harp Dairesi gizlice devredeydi,

Bizde de devreye girsin istendi,

Oraya, buraya bombalar atılsın millet galeyana getirilsin istendi.

Orada nasıl yapılıyorsa,

Burada da öyle yapılsın istendi,

Yer altı örgütlerinin başına kod isimlerle komutanlar getirildi.

Orada ne oluyorsa, burada da olsun diye…

Gün geldi ona benzedin…

Aslında,

“Türkiye’de ne varsa KKTC’de de olacak” denmesi eski bir hikayedir.

Son söylenen tekrardan ibarettir…

Diyeceğim

Sen istedin.

Orada ne varsa sende de olsun…

Hıçkırık filmini seyrettiğinde saçlarını Hülya Koçyiğit gibi yaptın,

Fosforlu Cevriye’yi seyrettiğinde Orhan Günşiray’a özendin.

Öztürk Serengil’in filmlerinden çıktığında sokaklarda “yeşşe” çektin…

Yetmedi,

Türiye’ye gittin onun gibi solcu,

Onun gibi ülkücü oldun…

Orada ne varsa,

Öyle olmak istedin…

Bak,

Hükümetler de gelip geçer,

Ve gün gelir din devleti kurulur,

Ki hedef ümmetçi bilinç yaratmak…

Bunlar başka kumaş.

Bıyıkları badem,

Yüzleri nur,

Yoldaşları sarıklı,

Türk kültüründen çok İslam kültürüne bağlı,

Hayırsever insanlar,

Kararları Cuma’da alıyorlar.

Yakında Cuma’yı hafta sonu da yaparlar.

Paraları sıfırlayan ekiptendirler.

Sunni…

Talimat verdiklerinde çocuklar ölür…

Belki de artık çok geç,

İyi düşün,

İstemesen bile,

Orada ne varsa,

Sana da verecek…

Demek istediğim,

Bir türlü kendin olamadın…