Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anastasiyadis gelenekleri kırmalı

       Anastasiyadis, Mayıs ayındaki Parlamento seçimlerinden hemen sonra, Türk ve Rum siyasi liderliklerinin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini söylemişti. Oysa, şimdi, tam da ters yöne doğru ilerliyor.

       Pazartesi günü, Erdoğan’ın İstanbul’da  düzenlediği yemeğe son anda Akıncı’nın da davet edilmesi ve Akıncı’nın Ban ve Eide ile orda görüşme yapması, Anastasiyadis’i çok öfkelendirmiş olmalı ki, tüm randevularını iptal ederek, Türkiye’den ayrıldı.

       Anastasiyadis’ten daha olgun ve uzlaşıcı bir adım beklenirdi:

       Kıbrıs Cumhuriyeti sadece Rumların değil, her iki toplumun temsil edilmesi gereken bir Cumhuriyettir.

       1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurucu antlaşmasına göre, Türk toplum lideri ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısıdır.

       Olgun tavır, Anastasiyadis’in Akıncı’yı da yanına alarak Tayyip Erdoğan ve Cipras ile birlikte bir araya gelmesini sağlamaktı.

       Kıbrıs’ta bir çözüm olacaksa, bu salt Kıbrıs’ın iki toplum liderinin bireysel çabalarıyla OLAMAZ.

       1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşmasına göre, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere , ADA’nın garantörleridir.

       Bu 3 Garantör ülkenin onaylamayacağı bir antlaşmayı, Kıbrıs Toplum liderleri istese bile, ne yazık ki, HAYATA GEÇİREMEZLER.

       Anastasiyadis, Rum toplumu içerisinde ırkçılığın hızla yükseldiğini doğru bir şekilde analiz ederek, Türk toplumundan uzaklaşmak yerine, Türk toplumuna yakınlaşmak ve onların güvenini kazanmak zorundadır.

       1963’ten beri uzlaşma yerine çatışma kültürüne yenik düşen gerek Türk, gerekse Rum liderliklerinin tümü, tarihin tozlu sayfalarında önemli bir iz bırakamayacaklardır.

       Zor olan, alışılanın dışına çıkıp, riskleri de üstlenerek, her iki toplumun birlikte yaşayabileceği uygun ortamı yaratmaktır. Bu uygun ortam yaratılmadan, liderliklerin, kendi halklarına HAVA BASICI politikaları, uzun vadede, halklarına sadece acı ve mutsuzluk getirecektir.

       Akıncı’ya gelince;

       Rumlar Akıncı’dan Kıbrıs Türk toplumunun endişe ve çıkarlarına karşı bir politika izlemesini nasıl bekleyebilirler?

       Akıncı, gerek Toprak konusunun, gerekse Garantiler konusunun, Garantör ülkelerin desteği olmadan çözümlenemeyeceğini, devamlı tekrar etmektedir.

       Akıncı bu net tavrıyla, Rumların da siyasi risk üstlenmede cesur olmalarını devamlı gündeme getirmektedir.

       Kıbrıs sorununun, bazı siyasi liderlerin göstermeye çalıştığı gibi, bir iç sorun olduğunda ısrar etmek, bölünmeyi kalıcılaştırmaktan başka birşey değildir.

       Kıbrıs Sorunu, dış ülkelerin karıştırıcılığı ve menfaatlerinin çatışması sonucu, milliyetlerin çatıştırılmasından başka birşey değildir.

       Bu sorunun çözümlenmesinde  DIŞ YÖN belirleyicidir.

Bu nedenle, Türkiye, Yunanistan İngiltere ve BM nin aktif desteği olmadan, adada çözüm beklemek, ölü gözünden yaş beklemekle eşdeğerdir.

       Anastasiyadis,  kendi iç kamuoyunun destekleyeceği gösteriş politikaları yerine, RİSK YÜKLENEN lider pozisyonuna geçmelidir.

       Yükleneceği RİSK politikası , Kıbrıs Türk ve Rum halklarını tekrar bir araya getirici politikalar olmalıdır.

       ORTAK BİR VATAN , ancak böyle yaratılabilir.