14 Mayıs, Dünya Çiftçiler Günü’ydü.
Doğal olarak tüm çiftçilerimizin tarım günü kutlandı.
Tarım bakanımız yayımladığı mesaj ile tüm çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladı. Öylesine, sıradan ve formalite icabı…
Bugün geriye dönüp bakıldığında Tarım sektörünün nereden nereye geldiğini görmek gerekir. Tarım Bakanlığına bağlı dairelerin de işlevlerini ne derecede sağlıklı sürdürüp sürdürmediğine de bakmak gerekir.
Bugün ülkemizde küçümsenmeyecek kadar büyük bir kesim çiftçilikle, hayvancılıkla uğraşmaktadır. Nerdeyse on bin kişi bu işten ekmek kazanmakta ve alın teri ile zor şartlarda bu mesleği sürdürmeye çalışmaktadır.
Dünyayı geçtik, Türkiye’deki tarım sektörüne devlet desteğinin küçümsenmeyecek kadar büyük olduğunu görüyoruz. Her alanda devletin gücünü hisseden üreticiler kendilerine sağlanan teşviklerle sektörün daha iyi yerlere gelmesi için canla başla çalışmaktadır.
Ama gel görün ki ülkemizde durum maalesef ki bu denli iç açıcı değildir.
Tarım sektörü günden güne kötüye gitmekte ve üretici zamanında ödenmeyen yetersiz desteklerle hayatını idame ettirmeye çalışmaktadır. Bugün tarımsal alanların yok olmasını izleyen hükümet, çiftçilerin geleceğini yok etmektedir. İnşaat sektörünün günden güne artması ve tarımsal alanların inşaat alanlarına çevrilmesi bugün en büyük tehlikelerden birisidir. Tarımsal arazilerin azalması doğal olarak üreticilerin sayısında da azalma getirmekte ve azalan sayı ülkenin bel kemiğine zarar vermektedir. Dünyadaki çiftçi algısı ile Kuzey Kıbrıs’taki çiftçi algısı artık farklılık göstermektedir. Topraktan sofraya kadar tüm alanda alın teri olan üreticilerimizin hiçe sayılması ve günden güne sayısal azlığa düşmesi üzücüdür.
Halen bugün kimse tarım sektörüne ayrılan bütçenin ne kadar olduğu konusunda net bir bilgi vermemektedir. Bu bütçenin çiftçiye düşen payı ne kadardır? Çiftçi kendisine ayrılan bütçe ile üretim hayatını ne kadar sürdürebilir?
Esas sorun budur.
Tarımın geleceği kimlerin elindedir?
Her ne kadar tarım alanlarındaki sıkıntılar üreticiyi üzse de yıldırmamıştır. Bugün geçinmek için ikinci bir işe ihtiyaç duyan üreticiyi kimse kınayamaz. Eğer çiftçilik ve hayvancılık yaparak iyi paralar kazanılmış olsaydı ikinci bir işe ihtiyaç duyulmazdı. Öncelikle bu ülkedeki gerçek üreticilerin desteklenmesi kaçınılmazdır. Bu ülkenin üreticileri ikinci bir işe ihtiyaç duymadan üretim yapabilmelidir. Bu da Tarım Bakanlığı’nın görev ve yetkileri kapsamında sürdürülecek yeni reform çalışmaları ile olur. Yoksa oturup izlemekle, kabullerle, yerinde incelemelerle bu işler yürüyecek değildir. Çözüm ancak ve ancak reform niteliğinde radikal kararlar alınarak bulunabilir. Umarım çiftçinin bu radikal kararların alınmasına kadar dayanacak gücü kalır.
































