[dropcap style=”circle” bgcolor=”#0065ad”]S[/dropcap]evgili okurlarım bu hafta sevgili Diyetisyen Meral Başkal siz sevgili okurlarımıza 11 Ayın Sultanı Ramazan ayı ile ilgili Sağlıklı Beslenme ve dikkat etmemiz gerekenler ile ilgili güzel ve sağlığımız için önemli bilgiler paylaştı. İyi okumalar ve iyi pazarlar diliyorum. 11 ayın sultanı Ramazan geliyor,”nerede o eski Ramazanlar “demek biraz klişe kalıyor ama maalesef gerçekten öyle. Eskinden aile büyüklerinden küçüklerine kadar herkes bir sofrada toplanır. Sahur ve iftar beraber yapılırdı.
Toplumsal hayatımızda önemli bir yer teşkil eden Ramazan ayında dini bir vecibeyi yerine getirmek için oruç tutulmakta ve bununla birlikte bireylerin günlük yaşantılarında önemli değişiklikler olmaktadır. Ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikleri arasında oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısını değiştirip üç ana öğün olan günlük beslenme düzeninin iki öğüne indirilmesi ve özellikle hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna tüketiminin artması yer almaktadır. Oysa oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması esas olmalıdır. Ramazan ayında bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranlarının değişmediği ve bu süre zarfında da sağlığın korunması açısından yeterli ve dengeli beslenmenin gerekli olduğu unutulmamalıdır. Uzun süreli açlık, ara öğünlerin ortadan kalkması ve toplam öğün sayısının azalmasına bağlı olarak metabolizma yavaşlama eğilimi gösterir ve kilo kontrolü zorlaşır. Ancak doğru bir beslenme tarzı ve doğru planlanmış egzersizlerle metabolizmanın yavaşlamasını engellemek, Ramazan ayını sağlıklı ve kilo almadan geçirmek mümkün. Vücudumuz Ramazan ayında zararlı fazlalıklarından arınarak kendini yeniler, mide-bağırsak sistemimiz dinlenir, alkol ve sigara alımı olmadığı için kanımız temizlenir, karaciğerimiz kendini yeniler. Düzenli bir beslenme alışkanlığı kazanabilmemiz için bir fırsat doğar.

NELER YAPILMALIDIR?
1-UYKUYA YENİLMEYİN SAHURU İHMAL ETMEYİN: Günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine neden olmaktadır. Kan şekeri düşüklüğünün yanında sahura kalkmayan kişilerde; sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi, dehidratasyon dediğimiz vücudun susuz kalması ve su – tuz dengesinin bozulması olabilir. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde süt, yoğurt, az tuzlu peynir, domates salatalık gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve kurubaklagil yemeklerinden oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Sahurda aşırı yağlı ve tuzlu yemeklerden kaçınılmalıdır. İftardan sonra 1-1,5 saat aralıklarla iki ara öğün (meyve,galeta,mısır,sütlü tatlı,dondurma,meyveli yoğurt vs.) düzenlenmelidir.
2-Ramazan’ın yemek kültürü açısından en bilinen özelliği iftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluktur. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. Kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir. Hem sahurda hem iftarda mideyi birden çok fazla yemekle doldurmamak gerekir. Aniden yaşanan mide gerginliği tansiyon yükselmelerine yol açabilir
3- Ramazan ayının yaza denk gelmesi, günlerin uzun olması ve hava sıcaklığı nedeniyle, oruç sırasında vücut normalden daha fazla su ve mineral kaybına uğramaktadır. Kaybolan su ve mineral kaybını dengelemek için iftardan itibaren sahur vaktine kadar bol su ortalama 2- 2,5 litre su içmeye, bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları vs. içmeye özen gösterilmelidir. Ayrıca kafeinli içecekler yerine ıhlamur, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.
4-İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.
5-İftar yemeğinden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karşısına geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.
6-Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır.
7- Ramazanda sindirim sisteminin uzun süre çalışmaması nedeniyle konstipasyon (kabızlık) yaşanma sıklığı artar. Kabızlığı önlemek adına, yemeklerde lif/posa oranı yüksek besinler, sebze yemekleri, salatalar ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler tercih edilmelidir.
8-Yemekler küçük lokmalar halinde yavaş yavaş yenilmeli, besinler ağızda iyice çiğnendikten sonra yutulmalıdır.
9- Ramazan deyince akla ilk gelen ve sadece bu ay sofralarımızda gördüğümüz, vazgeçilmez bir besin. Yediğiniz pide miktarını menüde bulunan diğer besinlere göre ayarlamaya çalışmalısınız. Avuç içi büyüklüğünde bir parça pide, 1 dilim ekmeğe eşit olduğundan kilo kontrolü programında olan kişiler dikkat etmelidir.

10-Ramazan ayında üç ana öğün yenilmediğinden en sık karşılaşılan sorunlardan birisi de mide içinde bulunan yemek ve asitin yemek borusu içine doğru geri kaçması olarak tanımlanan reflüdür. Tüm bu rahatsızlıkların ortaya çıkmaması için sağlıklı beslenme önerileri çerçevesinde hareket edilmesi gerekmektedir. Reflüyü azaltmak için kızartmalardan, çok soğuk ve sıcak yemek yemekten, koyu çay-kahve, baharatlardan uzak durulmalı yemek yedikten hemen sonra sırt üstü uzanılmamalı, Yatılan yatağın başının 15-25 cm yükseltilmesi, gece uykudayken, yemek borusuna kaçmış olan mide içeriğinin yer çekimi etkisiyle geriye dönmesini kolaylaştırır.
Son olarak söylemek istediğim, oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak bazı hastalıklarda (şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği vb.) veya özel durumlarda (hamilelik ve emziklilik) olumsuz sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Kronik hastalığı olan kişilerin ilgili uzman hekime danışmadan oruç tutmamaları önemlidir. Unutulmamalıdır ki, Ramazan ayında oruç tutmak ruhsal ve bedensel bir arınmadır. Bu arınmanın bedenimiz açısından sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak içinse her zaman olduğu gibi yeterli ve dengeli beslenmeliyiz.
Sağlık Sorunu Olmayan Bireylere İftar ve Sahur için Örnek Program:
İFTAR
Bol su
2 adet hurma
3 adet zeytin
1 dilim az tuzlu peynir
1 kepçe çorba, 1 avuç içi kadar pide
Haşlanmış sebze garnitürlü tavuk
4 yemek kaşığı bulgur pilav
22:00-22.30
1 orta boy muz ve 4 yk yoğurt ile yapılan meyveli yoğurt
Bol su
(Haftada iki gün sütlü tatlı yenilebilinir)
SAHUR
1 Tost
1 bardak süt
1 meyve
Su
































