Paskalya günleriydi 1 Mayıs’a gelmediler.
Geçtiğimiz Cumartesi günü kilise günleri,
Pazar günü de yeme içme günleriydi…
***
Herkes bekledi,
Birlikte,
Birlik, mücadele ve dayanışma sloganları atılacaktı.
Olmadı,
Paskalya günleriydi,
Paskalyaya kaldılar…
***
Ya bir gün devrim paskalya gününe rastlarsa?
***
Yöneticileri yüzyıllarca papazlardı.
1978 yılına kadar,
Son papaz Makarios’tu.
Neredeyse 1978 yıl papazların önderliğinde yol aldılar…
***
1814 yılında adaya bir gezgin geldiğinde Lefkoşa’da gördüklerini yazar.
O dönemler Lefkoşa’ya uzaktan bakıldığında,
Minare ve kiliseler görünürdü evvela.
Gezgin Başpiskopos’tan bilgi alır.
Buna göre iki bin kadar Müslüman ahali,
Bunun yarısı kadar Rum ahali,
Kırk adet Ermeni ailesi,
On iki adet de Katolik Maronit ailesi mevcut.
Buna ilaveten sekiz cami ki hepsi kiliseden dönme,
Altı tane de kilise var.
Halka açık hamam sayısı ise dört…
***
Hamam demişken.
O kadar önemliydi ki,
Boşanma nedenlerinden biriydi.
Bir başka yabancının dikkatini Osmanlı hukuku çeker.
Şöyle yazar:
“Bir Türk kadını, erkek gibi neden göstermeden boşanamaz. Fakat kadın, kendisine yeteri kadar yiyecek vermezse, en azından sekiz günde bir yatağına kabul etmezse ve hamama gitmek için para vermezse boşanmayı talep etmek hakkı vardır.”
Yani hamam ve yatak.
Çok önemliydi…
***
Müslüman ahalide kiliseden dönme bir ibadet yerini kullanmak normaldi.
Hıristiyanlar bunu asla yapmazlar, yapamazlardı.
Bir camiyi kendi ibadet alanları olarak kullanmadılar hiç…
***
Kıbrıslı Türkler dini yolculuklarında dönme işler yapacak kadar hoşgörü sahibi olmuşlardı.
Komşularda bu gibi işler ıstırap vericidir.
Dertlerini İsa’ya anlatamazlar.
Maazallah kalkar gelir…
***
Şaka bir yana,
1 Mayıs gibi bir günde,
Bir Rum komünistinin bile,
Önce paskalyayı tercih etmesinin tarihsel, kültürel ve dini nedenleri vardır.
Normaldir deyip geçelim.
Öyleyseler, öyledir…
***
Bak,
Artık hamam parası diye bir şey yok,
Üstelik yatağa ister gelsin ister gelmesin,
Boşanma nedeni de değil,
O Müslüman ahaliden eser kalmadı…
***
Sen de kendini gözden geçir.
İsa’yı ne kadar bekleyeceksin?
Hiç gelemeyecek bilesin,
Ama 1 Mayıs yine gelecek…
































