Besinler tedaviye bağlı oluşabilecek yan etkilere olumlu etki gösterdiği gibi, bazıları da kansere yakalanma riskini azaltır. Kanserin ne olduğunu, tedavi yöntemlerini ve kanserle ilgili birçok şeyi öğrenmeye çalışırken, belki de hastalığınıza bağlı olarak nasıl beslenmeniz gerektiği konusunda çok fazla düşünmezsiniz. Ancak kanser tedavisi sırasındaki beslenme şekliniz, hayatınızın diğer dönemlerindeki beslenme alışkanlıklarınızdan çok daha önemlidir.Her yıl 4 Şubat Dünya Kanser gününde Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) ve ortak kuruluşların birlikte yürüttüğü, her yıl milyonlarca ölüme neden olan ve pek çoğu önlenebilir olan bir hastalığı karşı toplumsal bilinci artırmak amacıyla tüm dünyada kampanyalar düzenlenmektedir. Bilgi vermek, kişisel risk faktörlerini ortadan kaldırmak veya çabalarınıza destek vermek için her yıl onbeş milyon insanın karşı karşıya kaldığı kanserden koruyan ve yaşam kalitesini artıran besinleri yakından inceleyelim.
Kurkumin ve P53 geni
Yapılan kanser araştırmalarında insanlardaki tümörlerin %65 sinde P53 geninin mutasyona (gen değişimi) uğradığı ve görev yapamadığı saptanmış ve dolayısı ile P53 tahribatı ve kaybının kanser oluşumunda kritik bir öneme sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle bu genin de sağlıklı olması, korunması ve güçlendirilmesi gerekir. Kurkumin kanserli hücreler ile savaşan P53 geninin aktive olmasında önemli bir uyarıcı ve destekleyicidir. Kurkumin P53 geni üzerindeki bu etkisinin dışında kanser hücreleri üzerinde aynı P53 gibi etki göstererek kanserli hücreleri apoptozise (hücre ölümüne) zorlayabilmektedir. Dünya genelinde yapılmış binlerce klinik ve laboratuar çalışmalarına göre kurkuminin kanser hücrelerini öldürücü etkisi doğrulanmıştır. Yine birçok çalışmada kemoterapi ve radyoterapi esnasında kurkumin verilen hastalarda iyileşme çok daha hızlı izlenmiştir. Kurkumin;Zerdeçal, zerdeçöp, Hint safranı isimleri ile tanımlanan ve çoğunlukla Uzak doğu ülkelerinde yetişen baharattır. Zerdeçal tozu baharat olarak da aktarlarda bulunmaktadır. Baharat olarak kullanımının iyileştirici özelliği bulunmamaktadır. Kurkumin ise zerdeçal kökünün içerisinde %2,5 oranında bulunan önemli ve iyileştirici etken maddesidir. İnsan metabolizması bu etken maddeyi izole etme yeteneğine sahip olmadığından Curcuma longa ekstresi olarak sıvı ve içilebilir formda üretilebilmiştir. Kurkumin solüsyon olarak kullanımı en sağlıklı ve sonuç veren model olarak kabul edilmiştir. Artık kanserden korunmada birinci öncelikli kurkumin tüketiminin rolü vardır. Kısaca söylemek istediğim yeterli kurkumin için 1 kg zerdeçal kökü tüketmek gerektiğinden optimize kurkumin suplementi kullanmak gerekiyor.
Posa tüketimini artırmalıyız
Sağlıklı yaşamın sürdürülmesi ve bazı hastalıklardan korunma için posa önemlidir. Günlük lif alımı 25g /1000 kkal önerilmektedir.Kepekli tahıl ürünleri ,kuru baklagiller ,taze sebze ve meyve posa kaynaklarıdırlar. Kalın barsak kanser riskini azaltır.

Yeşil Çay
Hem kış hem yaz aylarının kanser savaşçısı; yeşil çay. Güçlü antioksidanlar olarak bilinen kateşinleri içeriğinde barındırır. Özellikle mide ve bağırsak kanserine karşı olumlu etkisi olduğu biliniyor.Yeşil çayın kanser ilerlemesini yavaşlatan çalışmalarda bulunmaktadır.
Brokoli, karnabahar, lahana
Brokoli, karnabahar, lahana gibi turpgiller grubundan olan kış sebzeleri, birçok anti kanserojen bileşikler içerir. Bu bileşikler de DNA hücre hasarının önlenmesine yardımcı olur ve özellikle mevsiminde yani kışın tüketildiğinde kanserden korur. Bu nedenle haftada 2-3 kez yaklaşık 200 gram kadar brokoli tüketmek çok faydalı. Sebzelerin uzun süre ısıya maruz kalması vitamin ve mineral kayıplarına neden olduğundan brokoli ve karnabaharı en iyisi buharda pişirin. Lahanayı ise su eklemeden düdüklü tencerede kısa sürede pişirebilir ve maksimum faydayı sağlayabilirsiniz.
Soğan, Sarımsak
Binlerce yıldır birçok farklı tıbbi amaçla kullanılageldi sarımsak. İçeriğindeki sülfürlü bileşikler bağışıklık sistemini güçlendirir, tümör hücre çoğalmasını baskılayan enzimlerin etkinliğini artırarak kansere karşı korur. Yapılan çalışmalarda deri, kolon, akciğer kanseri ve lösemiye karşı koruyucu etki gösterdiği gözlemlenmiştir. Soğan da yine sarımsak gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu etki göstermektedir. Bu nedenle “hafta içi iş var, işyerinde rahatsız olabilirim ya da çevremdekileri rahatsız edebilirim” diye düşünmeyin, yemeklerinizde pişmiş soğan ve sarımsağa bolca yer verin.
C vitamini
Mandalina,portokal, elma, çilek, sivri biber en iyi C VİTAMİNİ kaynaklarındandır. Vücudumuza giren kanser yapıcı maddeleri antioksidan özelliği ile etkisiz hale getirir. Günde iki tane tüketilen mandalinanın kanseri önleyici etkisi olduğu biliniyor.
Keten tohumu
Meme kanseri olan hastalarda tüketilmesi istenmeyen keten tohumu için pek çok çalışma, deri kanseri ve benzeri kanser türlerinde yayılımı önleme ve koruyucu etkisini vurgulamaktadır. Ayrıca keten tohumu tüketiminin toplam ve LDL kolesterolü düşürdüğü ve damarlardaki birikimi azalttığı dikkat çekiyor. Midenizi rahatsız etmemesi için öğütülüp salatalara, çorbalarınıza veya yoğurdunuzun içine karıştırıp tüketebilirsiniz.
Kırmızı üzüm
Üzüm de bulunan resveratrol güçlü bir antioksidan etki oluşturur. Kanser hücrelerinin büyümesini engellerken, sağlıklı hücrelerin de korunmasına yardımcı oluyor. Üzümün deri ve meme kanseri riskini azaltmada da faydalı olduğu biliniyor.
Soya fasulyesi
Meme kanseri olan bireylerin östrojen etkisi nedeniyle soyadan kaçınması gerektiği unutulmamalıdır. Ancak kansere karşı etkili olan besinler arasında soya sütü ya da soya filizi olarak da tüketilebilen soya fasulyesi de bulunmaktadır. Özellikle östrojen hormonuna olan etkisiyle mesane kanserini önlediğine yönelik pek çok çalışma vardır.
Balık

Balıklarda bulunan omega 3, göz ve beyin hücrelerinin korunmasında etkilidir. Birçok çalışma meme, prostat ve bağırsak kanserlerinde koruyucu etki gösterdiğini kanıtlamaktadır.
Sağlıklı beslenme kanserli hastalar için oldukça önemlidir. Gereksinmeniz olan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller gibi besin öğelerini almak hastalığınızla savaşmada size yardımcı olacaktır. Çok fazla insan kanser tedavisinden sonra uzun yıllar yaşamlarını devam ettirirler. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak aktif olmak geri kalan hayatınızı daha dinamik ve sağlıklı geçirmeniz açısından önemlidir. Her ne olursa olsun kişinin ideal kilosunu koruması, tedavinin etkinliği açısından oldukça önemlidir. Kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleri, beslenmeyi olumsuz yönde etkileyebilecek birtakım yan etkilere neden olabilmektedirler. Bu nedenle henüz tedavi başlamamışken zayıf olan bireylerin kilo alarak ideal kilolarına ulaşmaları büyük önem taşır. Kilo alması veya vermesi gereken her hasta, bir uzman kontrolünde programını sürdürmelidir.
Yeterli ve dengeli beslenilmeli
Yağda kızartılmış (kızartma yerine fırın,ızgara,haşlama gibi pişirme yöntemleri tercih edilmelidir), tütsülenmiş, tuzlanmış besinler mümkün olduğunca azaltılmalıdır (nitrit, nitrat gibi kimyasal maddeler ile işleme yöntemleri bazı kanserojen maddeler yol açmaktadır),
Günde en az 5 porsiyon değişik renkte sebze ve meyve tüketin.,
Yağ ve şeker tüketimi azaltılmalı; besleyici değeri olmayan yüksek şeker ve yağ içeren yiyeceklerden uzak durulmalı. Yemekler az yağ ile pişirilmeli, et yemeklerine yağ eklenmemelidir,
Özellikle işlenmiş ve yağlı et tüketimini azaltın,
Kabuklu yenebilen besinler kabuklu tüketilmelidir,
Ateşe doğrudan temas eden çok yüksek sıcaklıkta pişirilen besinler tüketilmemelidir. Etin hafif sıcaklıkta ve alevden uzak tutularak pişirilmesi ile kanserojen maddelerin oluşumu en aza indirilebilinir.
Herkese sağlıklı günler diliyorum.
































