Ali Atamer: Okuyucularımıza kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
M.K: Asbroya da doğdum. 10 ağustos 1926 da. 5-6 tane gardaşım var. Eskiden O gadar bir fakirlik vardı ki torbaların üstünde yerdik yemeği. Babam da çift sürerdi. Ben okula gittikten sonra çobancılık yapmaya başladım. Babam Dipbaf’ta tarla icar etti ve orda işlerdik. Ondan sonra galligalık yaptım(nalbantcılık).
B.K: Ben Baf’ın falya köyünde doğdum. Dedenden hepeyi küçüğüm. 14 tane gardaşıdık. Babam aldığı koyunları beklerdik. Ev işi yapardık. Yoğuracan, süpürecen, çamaşır yıkaycan. Çok fakirlik vardı. Hayat zordu. Başka şeylerinan uğraşmaya vakit yoğudu. Gelirdik ovadan hade napacan doğru yatağa. Ne vasıta ne bişey hasta olsan bile galırdın olduğun yerde. Şimdikiler da buldu bunadılar.
Ali Atamer: Mehmet Emin dedeciğim gençlik yıllarını doya doya yaşayabildin mi?
M.K: Nere yaşaycaydın. En yakın kasaba 30 mil uzaklıktaydı. Katırlarla eşekler la giderdin gideceğin yere. Heybeni doldururdun öte beri da gelirdin geri. Bolluk yoğudu o zaman. Bizim tek eğlencemiz gaveye gidip kağıt oynamaktı.
Ali Atamer: Evlatlarınızdan duyduğumuz kadarıyla evlilik sürecinde yaşadığınız macera eski Türk filmlerini anımsatıyormuş.
M.K: Benim dayım bir çocukla evlendirdi bahriye nenenizi. Ama adam 3 gün sonra öldü. Ondan sonra ben nikah gıydım gendine.
B.K: Yani beraber yattık ama, eli elime değmedi ilk nikahlımın. Bir da ben anlatayım size bu hikayeyi. Çünkü bu dedeniz karıştırdı hepsini. Bunun dayısının bir beslemesi vardı ona verdiler beni. Neysa evlendirdiler gelinlik geydim davullu zurnalı bir düğün oldu. Ben galdım yalnız başıma. Ağlaya ağlaya gandırdılar beni ikna ettiler yanlarında galayım. Be da acıdım genleri galdım yanlarında. Hade bir taraftan babam der bana gel da bulacam sana başka birini. Hade dedeniz çıktı geldi o zaman beni ister. Nitekim bunuynan evlendik. Evlenmeden önce gördüm gendini beğendim. Hem o zaman kulakları da duyardı. E aldık geçindik. Kısmet idi oğlum bunuynan galdık 72 sene. 14 yaşından beri dedenizle beraberim.
Ali Atamer: Bahriye neneciğim Tekrardan düğün yaptınız mı?
B.K: Yok oğlucuğum doğrudan nikah gıydık
M.K: Nenen da zamanında güzeldi.
B.K: Aldın kabul ettin diye sorarlardı biz da kabul dedik oldu.
M.K: Bahriye nenenizi gelinliğin içinde gördüm ama ilk nikahlısıyla yaptığı düğünden. Sevmeseydim gendini almazdım. Evlendik birbirimizi isterdik.
B.K: Çok mutluyduk.
Ali Atamer: 58 ve 63 olayları sizi ve ailenizi ne gibi etkiledi?
M.K: Çok zorluk çektik. Derelerde nöbet tutardık. Daha sonraları Agsiluya’ya göçmen olmak zorunda kaldık. Evleri bıraktık kaçtık. Hep hayvanları bıraktık. Çoluk çocuk kaçtık. O günleri geride bıraktık ama hala daha acısı içimizdedir.
B.K: Ailemize bişey olmadı. Korkumuzdan kaçtık gittik agsiluya. Bütün gece çocuklar kucağımda hiç durmadan koştuk. Galsaydık belki Rumlar öldürürdü bizi.

Ali Atamer: 1950’li ve 60 yıllarda yaşam koşulları ve şartları neydi?
M.K: Drabezlerin üstünde ye içerdik. Nenenizle kasabadaki sinemaya gider türk filmlerini görürdük. Ama şimdiki gibi araba yoktu ha. Bir film görmek için 2 mil yol kat ederdik hem da yayan.
B.K: Ara sıra düşünürdü beni dedeniz yani. Çokluk işlerdik. Arada bir giderdik sinemaya. Şimdi modadır gezmek yaşamak.
Ali Atamer: Son olarak sizlere şunu sormak isterim. Evliliğinizin ikinci baharı nasıl gidiyor?
B.K: 67 yıldır ki evliyik. Beraber şimdiye gadar eyi gittik. Bundan sonra bilmeyik nasıl gider. Tekrar dünyaya gelşem gene dedenla evlenirim. Bazen gavga ederdik ama erkenden barışırdık. Ben çok alt galdım ama hiç küsmezdik. Dedeniz bir mahanacık bulurdu barışmak için.
M.K: Giderdim öperdim gendini da barışırdık. Bir öpücüğe gandırırdım gendini. Bir kere çok kötü gavga ettik. Gaçtım gittim evden ondan sonra geldim barıştık. Çok severdim gendini. Urubalarımı ütülerdi. Ayaklarımı bile yıkardı. Çok fedakar bir kadındı.
B.K: Ben da memnumum. İstediğim her şeyi alırdı.
































