ADIM ADIM BÜYÜME BAŞARI SAĞLADI:Çukurovalı, sigorta bilincinin bu sektörde hizmet veren 30 şirkete rağmen oluşmadığını, bunu sağlamak için hükümetlere de rol düştüğünü belirtiyor. Raif Çukurovalı’ya göre izledikleri adım adım büyüme stratejisi, kendilerine başarı
Kader BALIKCI
Türkiye’deki üniversite eğitiminin ardından bankacılıkla başladığı iş yaşamına sigorta sektöründe devam eden Zirve Sigorta Genel Müdürü Raif Çukurovalı, şirketin kuruluşu, büyüme stratejileri ve başarı hikayelerini Havadis’e anlattı. İş’te Başarı röportajlar dizimizin bugünkü konuğu olan Çukurovalı, 1996’da kurdukları Zirve Sigorta’nın tepe noktaya ulaşmasında işe duyduğu sevgi, saygı, disiplin ve adım adım büyüme stratejisinin yattığını belirtiyor. “Hızlı büyürsen, hızlı yıkılırsın” diyen Çukurovalı, aynı anda 2-3 adım atanların batışlarına tanıklık ettiklerine dikkati çekti. Raif Çukurovalı, TMT kurucuları arasında yer alan babası Ahmet Çukurovalı’yı rahmetle anarken, o dönem karşılaştıkları ağır borcu ödemek için gece gündüz çalıştığını ve bu işten alnının akıyla çıkmanın kendisi için büyük bir gurur kaynağı olduğunu anlattı. KKTC’nin 2008’deki ilk ve en büyük banka soygununu tazmin ettiklerini belirten Çukurovalı, tüm riskleri sigortalanmış bir toplum hedeflediklerini söyledi.
Okuldan sonra tarlayı sürerdim
-Zirve Sigorta’nın kuruluşundan önce neler yaptınız?
Çukurovalı’yız. Rahmetli babam Ahmet Çukurovalı TMT’nin kurucuları arasında yer alır. O dönem köyden dışarı çıkamazdı. Ve bu nedenle köyün muhtarı, kasabı, şoförü, katibi yani her şeyiydi. Lise yıllarımda babam 4 bin Kıbrıs lirası borçlu çıktı. Borcu ödemek için banka kredisiyle traktör aldık. Ben okuldan gelince tarlaları sürer ekerdim. Zaman içinde tüm borçlarımızı ödedik. Çok zor yıllardı. Ama o borcun altından kalkmak bizim için çok önemliydi. Üniversite eğitimi için Ankara’ya gittim. Gazi Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık okudum. O dönemde bankacılık mesleği çok popülerdi. 1973’te Vakıflar Bankası’nın açtığı sınavı kazandım ve bankacılık yaşamım başladı. Tam 20 yıl bankacılık yaptım. 1993’de Çukurova’dan Lefkoşa’ya yerleştik.
İlk ve tek soygunu tazmin ettik
-Zirve Sigorta’yı ne zaman ve nasıl kurdunuz?
Yerel şirketlerin kurulması yasası 1995’de Meclis’ten geçmişti. 1996’da 3 ortak yüzde yüz yerel sermayeyle şirketimizi kurduk. O yıllarda sigorta kültürü hiç yaygın değildi. İnsanların konuyu bilmemesi nedeniyle güçlükler yaşanıyordu. Aynı güçlükler hala sürüyor. Ama biz adım adım büyüme stratejisiyle bugünlere geldik. Şu an ödenmiş sermayemiz 2 milyon 801 bin TL. 2005 yılından beri Milli Reasürans ile çalışıyoruz. 2008’de KKTC’nin ilk ve tek banka soygunu yaşandı. Bizim sigortamız altındaydılar. Kısa bir sürede o soygunu tazmin ettik. Mali yapımız güçlü olduğu için gerçek hasarları çok kısa sürede tazmin edebiliyoruz.
Önce neyi kapsadığını sorun
-Sigorta kültürünün yaygınlaşması için neler yapılmalı?
İnsanlar “bize bir şey olmaz, deprem ve sel” ülkesi değiliz diyerek evini, arazisini sigortalatmıyor. Bu bilincin aşılanması için biz sigortacılar kadar hükümetin de sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. İnsanlar, öncelikleri evleri ve işyerleri olması gerektiği halde araçlarını sigortalatıyor. Şirket olarak araç, konut, işyeri, yangın, nakliyat, hayat kredi, ferdi kaza ve hırsızlık sigortaları için hizmet veriyoruz. Ama portföyümüzün yüzde 80’i araç, yüzde 20’si ise diğerlerinden oluşuyor. Yüzde 20’lik pay çok düşük. İnsanımızın risklerin farkında olup tedbirini önceden alması gerekiyor. Son sel felaketinden sonra sel sigortasına ilgi az da olsa arttı. Ayrıca sigorta ile ilgili bilgi alırken, herkesin ilk sorduğu soru kaça yapıyorsunuz. Halbuki ilk sorulması gereken o sigortanın neleri kapsadığı. Bu çok daha önemli bir konudur. Ama tabii ki bu bilincin yaygınlaşması için daha çok yol var
Sektörü iflaslar bekliyor
-KKTC’deki sigorta sektörünü 2014’te neler bekliyor?
Zor olacaktır. Büyük sermayeli 3 yabancı şirket ülkemizde çalışmak için izin başvurusu yaptı. Bunların girişi sektörü zorlayacaktır. İflaslar yaşanacaktır. Şu an 2’si hayat branşında olmak üzere 30’a yakın sigorta şirketi bulunuyor. Yeni şirketler piyasaya girecekse hükümetimiz onlara sağlık sigortası yapmaları şartını da getirsin. Yerel sermayeli şirketleri güçlendirici tedbirler alınsın. Maliye Bakanlığımızın bir an önce bu konuda harekete geçmesi gerekmektedir.
-Şirketi bugün bulunduğu noktaya getirirken nelere önem verdiniz?
Öncelikle işinizi seveceksiniz. İşini sevmeyen başarılı olamaz. Disiplin ve bağlılık gerekiyor. Koyduğun hiçbir kuraldan asla taviz vermeyeceksin. Adım adım, işe hakim olarak büyüyeceksin. Yerini sağlamlaştırmadan yeni adım atmayacaksın. Aynı anda 2-3 adım atanların tükenişlerine tanık olduk. Unutmamak gerekir ki hızlı büyüyen hızlı batar.
50 yaşımda İngilizce dersi aldım
-Çalışırken kaçırdığınız şeyler oldu mu?
Elbette oldu. Lise ve üniversite yıllarımda hep çalıştım. Tatillerde arkadaşlarım İngilizce öğrenmek için İngiltere’ye giderdi. Bense köye dönüp var gücümle ailem için çalışırdım. İngilizce öğrenememek her zaman içimde bir yara oldu. 50 yaşımdan sonra bir grup arkadaşla birleşip yabancı hocalardan ders aldık. 4 yıl boyunca haftada 2 gün akşam iş çıkışlarında derse gidiyorduk. Çok faydasını gördüm. Ama benim üzüldüğüm şeye oğlum Ahmet de üzülmesin diye onu İngiltere’ye gönderdik. Çok iyi bir dereceyle okulunu bitirdi.
-Arkanızda nasıl bir iz bırakmak istersiniz?
Ailesi ve toplum için yararlı şeyler yapmış birisi olarak ayrılmak isterim. Arkamda bunlara hizmet eden bir eser kalmalı.
-Yardım kuruluşlarına destek veriyor musunuz?
Elbette. 5 kuruluşa mali desteğimiz var. Emeklilik yıllarımda bunlardan birisinde görev almak isterim.
-Ailenizden sizinle birlikte çalışan var mı?
Eşim Saniye Maliye Bakanlığı’ndan emekli, Oğlum Ahmet, İngiltere’de bilgisayar Mühendisliği eğitimi aldı. Ekonomi ve işletme üzerine master yaptı. Şimdi benimle birlikte şirkette görev yapıyor. Ankara Üniversitesi’nde Diyetisyenlik eğitimi alan kızım Seniha ise kendine bu alanda bir yön çizdi ve halen stajını yapıyor.
Bulunduğum yere şükrederim
En büyük başarınız: Takdir ediliyorsam zaten başarmışımdır.
En büyük hayaliniz: Bulunduğum yere her zaman şükrederim. Ama tabii ki çocuklarımın mutlu bir gelecek kurması ve işlerin daha iyiye gitmesini isterim.
Sevdiğiniz mekan: İş yemekleri ve yardım kuruluşlarının özel geceleri dışında ailemle birlikte olmayı severim.
































