MAFYA FİKRİ KORKUTUYOR: Kubilay Özkıraç, organ naklinin kontrolsüz devamı halinde 1-2 yıl içinde Kuzey Kıbrıs’ta “organ mafyasının hakim” olacağını söyledi. Özkıraç: Bunları ilgili bakan söylüyor. Cumhurbaşkanı’nın söylediklerine de katılmıyorum. Endişeliyim
TEHLİKE VAR: Özkıraç: Türkiye’deyken organını satıp okumak isteyen genç kızlar gördüm. Burada da olacak. Bunu kim kontrol edecek? KKTC’de yaşamak, aç kalmamak, okumak için kısaca birçok sebeple maddi çıkmaza giren kişiler böbreğini ya da ciğerini satacak. Organ mafyası tehlikesi var
ÇOK ZOR SÜREÇ: Baldızına karaciğerini veren Kubilay Özkıraç, yaşadığı süreci Havadis’e anlattı. Aylarca nakil için hazırlandığını, psikolojik destek gördüğünü vurgulayan Özkıraç, “Bu işler öyle yat da kalk organını verdin gibi basit bir olay değil. Kuzey Kıbrıs çok dikkatli olmalı” dedi
Baykan GÜRSES ÖZDAĞ
Kubilay Özkıraç, Kuzey Kıbrıs’ta organ bağışı yapan sayılı kişilerden birisi… Baldızına karaciğerini veren Kubilay Özkıraç, bunun için de aylarca çeşitli testlere tabii tutulduğunu anlattı. Baldızı, nakilden 8 ay sonra komplikasyonlar sonucunda yaşamını yitirdi. “Bu benim vefa borcumdu” ifadesini kullanan Özkıraç, kendisinden önce yaşanan sürecin yaklaşık bir yılı aldığını söyledi.
Özkıraç, Türkiye’de, “organını satarak kısa yoldan paraya ulaşmak” isteyen çok sayıda genç insanla karşılaştığını söyleyerek, “Bu beni korkutuyor. Türkiye’de bu alanda ciddi bir bürokrasi var. Bu iş KKTC’ye saklarsa, mafyayı da buraya taşıyacak” dedi.
“Türkiye’de organ bağışı o kadar kolay değil” ifadesini kullanan Özkıraç, yüzlerce prosedürü yerine getirmek zorunda kaldığını vurguladı.
Kubilay Özkıraç, ülkemizde organ nakli konusunda yaşanan tartışmalar ışığında yaşadıklarını anlatırken, “kıyas” yaptı ve “Organ mafyası KKTC için en büyük tehlike” dedi.
Türkiye’de, baldızına karaciğerini veren Özkıraç, oradaki hassasiyeti, zor süreci, nelerle karşılaştığını Havadis’e anlattı.
Soru: Bu çok kolay karar verip hayata geçirilecek bir olay değil. Sizi etkileyen ne oldu?
Özkıraç: Baldızım ağırlaşmıştı, onu Ankara’ya göndermiştik. Ankara’da Cerrahpaşa Hastanesi’nde 1 yıl hiçbir müdahale yapılmadı, yapılamadı çünkü verici bulanamadı. Evde bu durumu konuşurken “ben, düşündüm, 1 yıldır düşünürüm, eğer benim karaciğerim uyarsa verebilirim” dedim. Sigara ve alkol kullananlar için organ nakli olmaz diyorlardı. Bu yalandır. Ben sigara da kullanıyorum, alkol de…
Soru: Bu karar aşamasında sizi etkileyen ne oldu?
Özkıraç: Karşımda öleceğini bildiğim bir insan vardı. Çocuklarımı besleyip, büyüten insandı. Bir borç ödemek istedim.
Soru: Kendinizi bu sürece nasıl hazırladınız?
Özkıraç: Samimiyetle söylerim ki, hiç hazırlamadım. Ne olacağını, işin sonunda ölüm olabileceğini bile düşünmedim. Baldızımın yaşaması için her şeyi göze almıştım. Ben verdikten sonra baldızım kalktı ama 7-8 ay sonra yaşanan bazı komplikasyonlar sonrasında hayatını kaybetti. O dönem Türkiye’deyken bir kız gelmişti ciğerini vermek için ama dokuları uymamıştı.
Yani hastaneye yatırdık, tamamdır, Ukrayna’dan geldi İsrail’den geldi olayı değildir bu… Bu çok ciddi bir meseledir.
Akrabalık olayı deniyor ama bu doğru değildir. Baldızım benim akrabam değildi, kan bağımız yoktu. 2011 yılında Florence Nightingale Hastanesi’ne gittik. Benimle beraber aileden birkaç kişi daha vardı. Aylarca testlere girdik. Bir gün değil, aylarca testlere tabii tutulduk.
Tıbbi testlerin dışında psikolojik testlere de tabi tutulduk. Bir gün bir profesör beni çağırdı ve bana sorular sormaya başladı. Profesör, bana ‘Ciğerini verirsen ölme ihtimalin var, kalkmayabilirsin’ diyerek her türlü olumsuzluğu anlattı.
Beni karaciğerimi vermemem için olağanüstü şekilde ikna etmeye çalıştı. Beni tekrar Kıbrıs’a gönderdiler, beni arayacaklarını söylediler.
Soru: Ne gibi testler yapıldı?
Özkıraç: Saçının telinden ayak tırnağına kadar… Ailemle ilgili çok ilginç sorular sordular. Ölme ihtimalimden, çocuklarımın öksüz kalma ihtimalinden söz ettiler. Testler yapıldıktan sonra bir bekleme süreci yaşadık. Testlerden sonra 2 ay Kıbrıs’ta kaldım.
Soru: Bu süre içinde size dikkat etmeniz gereken bazı uyarılar yapıldı mı?
Özkıraç: Hayır. Hiçbir şey söylenmedi.
Soru: O bekleme sürecinde neler yaşadınız, ne hissettiniz?
Özkıraç: Bir gün telefon geldi ve gittik. Bir hafta da orada yattım. 8 gün sürekli beni takip ettiler. Psikolojimi, sağlık durumumu, konuşmamı, bakışımı, her şeyimi özel hemşirelerle takip etmeye başladılar.
Bu sürenin sonunda yeniden kararlı olup olmadığımı sordular. Girdiğim saati de çıktığım saati de hatırlamam. Korkunç ağrılar içinde kendime geldim. Bir insanın dayanamayacağı korkunç ağrılardı. Boynumda ve belimde çok şiddetli ağrılar vardı. Ameliyattan sonra bana ayna ile kendimi gösterdiler. Ben kendimi gördüğümde çok korktum. Yemyeşil bir yüzüm vardı.
Kıbrıs’ta benden başka sanırım 2 kişi daha ciğerini verdi. Bu sayı 3-5 kişiyi geçmez. Ciğer nakli o kadar basit değil.
Soru: İyileşme sürecinde neler oldu, neler yaşadınız?
Özkıraç: Toparlama sürecim 3 ayda oldu. Orada 10 gün yattım, hastanede. Hastaneden kendi isteğimle taburcu oldum. Benim orada hissettiğim bir şey oldu. Biliyorsunuz organ mafyası dünyanın her yerinde var. Bana bazı doktorların söylediği şeyler oldu. Ama bunları şimdi söylemek doğru olmaz.
“KKTC için endişeliyim”
Soru: KKTC’de organ nakli yapılabilmesi konusunda neden endişe yaşıyorsunuz?
Özkıraç: Türkiye’de çok ciddi bir muameleye tabii tutuldum. KKTC için bunun endişesini yaşıyorum. Türkiye sonuçta bir Hukuk devleti… Ama burası öyle değil. Burada x hastaneye gideceksin ve yapacaksın kolay değildir. KKTC, Uluslararası hukukun dışındadır.
Çok yakın bir zamanda eğer Organ Nakli Yasası geçerse burada olacak olan tek şey organ mafyasıdır. Belki de vardır da biz bilmiyoruz.
Bunları ben söylemiyorum, ilgili bakan söylüyor. Bakanın da söylediklerinin tümüne katılırım. Cumhurbaşkanı’nın söylediklerine de katılmam.
Organ mafyasının ilk hedefi çocuklardır. İnşallah birkaç yıl sonra bunu yaşamayız. Çok endişeliyim. Devletin denetleyemediği bir üniversite, fakültede bunun olabileceğine inanıyorum ama nasıl olabileceğine inanamıyorum. Bu ülkede insanlar ekonomik krize girerse böbreğini ya da ciğerini satacak.
Tabipler Birliği, Tıp-İş ve Sağlık Bakanlığı bir şey söylüyor, hepsine de katılıyorum. Benim Devletim, bir fakülteyi denetleyemiyor. Başka bir ülke olsa o fakülte derhal kapatılır. İlerde bunları yaşayarak göreceğiz. Temennim bu ülkede bu süre içinde nakil işlerinin yapılmamasıdır. Çünkü bu ülkede sağlığın önüne para geçmiştir.
.jpg)
Soru: Sağlık Bakanlığı ile operasyon öncesi veya sonrasında temasınız oldu mu?
Özkıraç: Hayır. Ama benim oraya gideceğimi Sağlık Bakanlığı biliyordu, çünkü ortada kurul kararı vardı. Düşünün kendi vatandaşı verici olacak ve bu ülkenin ilgili makamları ilgilenmeyecek. Bilmiyorum ama belki benim dışımda birileri ilgilenmiş olabilir. Ama benim hissettiğim, gördüğüm bir ilgi, ilişki olmadı.
Soru: Ciğer nakli yapıldıktan sonra Kıbrıs’a döndünüz. Neler yaşadınız? Çok ciddi ağrılarınızın oluştuğunu söylediniz.
Özkıraç: Çok sızı yaşadım. Korkunç boyun ve bel ağrıları yaşadım. Böbrek ameliyatı yarım saat ile 1 saatlik bir operasyondu.
Ülkede ciğer nakli bekleyen çok insan var bildiğim kadarıyla. Tam anlamıyla 1 yılda toparlandım. Yasa ile de olacak bir iş değil.
Soru: Türkiye’de kaldığınız süre içinde organ bağışı yapmak ya da satışını yapmak isteyen birilerine rastladınız mı?
Özkıraç: Türkiye’de çok rast geldim. Türkiye’deyken organını satıp okumak isteyen genç kızlar gördüm. Burada da olacak. Bunu kim kontrol edebilecek. KKTC’de yaşamak, aç kalmamak, okumak için kısaca ne sebeple olursa olsun maddi çıkmaza giren kişiler böbreğini ya da ciğerini satacak. Organ mafyası tehlikesi ile karşı karşıyayız.
Soru: Bu operasyonun maliyeti nedir?
Özkıraç: Müthiş pahalı… 400-500 bin TL en az… Toplum, Sağlık Bakanı ve ilgili örgütlerin söylediklerini çok iyi dinlemeli ve anlamalı…
































