Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Bir busecik bile gondurmazdı yanağımıza nazlıydı çok”

 

Ali Atamer: Sevgili Küçükoğlu çifti okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?

H.K: Doğma büyüme buralıyım. 1938 de doğdum. Şimdiye gadar aynı mahallede otururum. Anne tarafım Çatoz’un zenginlerinden olan Hasancık dedem idi. Babam Sınırüstü köyünden geldi. Zamanında burası Lüzinyanlar devrinde şatoymuş. Büyüklerimizden duyduğumuz gadarıyla köyün ismi Şato isminden geldiği söylenir.
A.K: Doğmam büyümem Serdarlılıyık. Ben da 1933 doğumluyum. Babam öldüğünde annem bana 4 aylık hamileydi. Ben doğunca da rahmetli babamın ismini koydular bana. Benim dedeme de küçük memed derlerdi. Diğer dedemiz Ali Curi’ydi. Ben küçük Memed gabilesindenim.

Ali Atamer: Hamide nene sizin nasıl geçti eski yaşantınız?

H.K: Biz eskiden çift sürerdik. Kiminin merkebi, kiminin öküzleri vardı onlarınan tarla sürerdik. Babamın da atı vardı onlarınan sürerdik. Ekmeğimizi gendimiz yapardık. Sebzemizi biz ekerdik ve yerdik. Zahremizi gendimiz çıkarırdık. Annemiz her sene bir çocuk doğururdu. Hem çocuklara bakardım, hem ev işlerini yapardım hem da tezgah dokurdum. Sıtkı Bey vardı öğretmen istediydi okuyayım. Ama Babam gızlar okumaz dedi. Çünkü okul Gönendereydi kim yollaycaydı.

Ali Atamer: Kız isteme usulü örf-adetlere göre mi olduydu?

H.K: Ben 14 yaşındaydım beni istediklerinde. Bunların ailesi cesurdu, babamda yalnızdı diye korktu verdi beni. Ne bilirdik oğlum daha çocuk yaşında. Bizim zamanımızda küçük yaşta verirlerdi kızları.
A.K: Ben da 19 yaşındaydım. Ben başka bir tane gız vardı onu isterdim. Gen ablam istemedi onu Hamide’yi söyledi bana alayım. Bizim aile cesurdu biraz da deli bilinirdi diye vermek istemezlerdi. Rahmetli gaynatama da böyle deyincalar vazgeçti. Biz da aradık kavga çıkaralım tam o sırada da yanımda da bir ufacık silah vardı ama bırakmadılar beni neysa gaynatam görünca durumu böyle gelsinler istesinler dedi.

Ali Atamer: Ahmet dede kızı vermeselerdi tavrın ne olacaktı?

A.K: Halamınan amcam gittiler istediler. Verildikten kerli eve girilmeycek dendi benim için. Bir bayram gittimm bayramlayım hanımı. Ama göstermediler. Benim hanım da kuntura çizme geyerdi. Tam da o saat guzulurdan gelmiş. Neysa girdi içeri kapattı kapıyı. Ben da kapı deliğinden çektim anahtarı ve gördüm gendini yoksa başka göremezdik. Ve hala daha saklarım o kapının kilitini. Ama vermeselerdi alacaydım zorunan. Gerekirsa gaçırırdım. Bizim sülalede var bu gelenek eğer garı tarafı gızı vermezsa gaçırırdık. Hamide deyzenizin hiç şansı yoktu. Alıp dağa gaçayadım.
H.K: Gaçmasaydım nolacaydı ya Ahmet.

Ali Atamer: Birtakım olumsuzluklar yaşansa da nikah öyle veya böyle kıyıldı değil mi?

A.K: Biz evlenene gadar gaynatam yan yana gomadı bizi. Gaynatam gomam dedi ben da saygı duydum. Ama ben ağır ağır sokulmaya çalışırdım Hamide’nin yanına gaynatam da anladı durumları ve nikah edecem sizi dedi.
H.K: Birer yüzük taktıklar ailelerimiz. O gadar. Hocanın evinde gıydık nikahı. Yemeli içmeli oldu. Gelin onarıcısı da geldi Lefkoşa’dan Cemaliye Hanım. Fırına badadez goduk. Çalgıda oldu. Garagözlüynan desteban Salih davulunan zurna çaldılardı. Evlenmemizde ise ince çalgı oldu.
A:K: Şimdiki gibi nikah töreni oldu. Ayağa basma adeti da vardı ama biz yapmadık. Düğünde da Memedaliler çaldı. Def, deplek, kemane çalarlardı.

Ali Atamer: Hamide nene kız tarafının çeyizleri nelerdi?
H.K: İlkokula giderkana başladık bohça yastık, örtü işlemeye. Öğretmenlerimizin yardımlarıyla yapardık. Eve gaşık biraz da piron aldık. El peşgiri gendim dokudum. Yatak, dolap bir kanepacık iki koltuk aldık. İki da tenceremiz vardı. Zaten evde yapacağın şeyler belliydi pilav, magarına, katmercik. Erkek da sadece evi yaptı. Geçmişi unutmadık unutacak da değilik.

Ali Atamer: Günümüzde yapılan düğün eğlencesi ile eskiden yapılanlar arasında çok büyük fark var mı?

A.K: Eskiden düğünler başlardı hafta başından Perşembeye gadar. Davullar zurnalar tüfek atmalar. Hatta bir adetimiz vardı eskiden lamba olmadığı için luks lambalar vardı ve kim kafasında tutarsaydı o lambayı ona ödül olarak mendil verirlerdi. Düğüne gelecek misafirleri mumunan arardık. ‘Yenge’ fakir olanlara gider kapıdan duyururdu. Zenginleri da yeşil mumunan arardılar.
H.K: Düğünümüz Salı gün başladı Perşembe bitti. Yorgan gaplamaynan başladı. Ne gadar çeyizin varsa herkese gösterirdin. Ertesi gün da akrabalar gezilirdi. Ondan sonra gelin evine gelirdin. Gelin hamamı olurdu. Gelini gezdirirlerdi. Oynayanın alnına para basarlardı. Çalgıcılara da verilirdi para. Gece de kına gecesi olurdu. Eğer erkek tarafı zenginsaydı gavede da kına faslı olur ondan sonra o kınayı Gelin’in evine götürürlerdi. Düğün sahibi de çörek, hellimli, zeytinli yapar sinilerde dağıtırdı. Nişanlı olanlar nişanlısına yemiş yollardı. Sabah 3 gibi da kınayı yakarlardı. Kınayı yakarlarken herkesin elinde mum olurdu. Devri gün da gelin kuşatması olurdu. Gelin yürüyerek gideceydi evine. Gece da güveyi camiye gider iki rekat namaz gılardı.

Ali Atamer: 60 yıllık birlikteliğinizden memnun musunuz?

H.K: 1954’den beri beraberik Allah herkese nasip etsin bu gadar sene. Gençler da örnek alsın bizleri. Ben biraz mızırm ama dinlerim gocamı. Çok lagırdı duyamam ille lafımı söyleycem. Ama erkeğin yemeği hazır olursa gadına bişey söylemez. Yahnili magarına yaparım gendine bullicik da gorum yanına işte o zaman benden eyisi yok. O zaman çok sever beni. Ne gadar gavga da etsek istediği yemeği yesin çok sever beni.
A.K: Ben gazanır getiririm oda bana mecburdur yapsın. Ben da onun istediğini yaparım. Her şey karşılıklı. Yeter ki istesin görevimizdir yapacan tabii. 56 yıl hep muhabbetli geçti. Birbirimize çok dikkatli bakarık. Bir evvelden böyleyim.
H.K: Canını isteyim verir bana. Şimdikiler da yanlış yapar gavga ederler yok çiçek alırlar yok altıncık. Onu her zaman yapacan sadaece özel günlerde değil ya da barışmak istediğinde. Sevgini her zaman gösterecen. Ben da mesela Lale severim. Her zaman Sevgililer gününde ovadan lale toplar getirir. Evvelki sene lale olmadı ovalarda diye eli boş geldi. Ama üzülmeyim diye gitti başka çiçek aldı. Önemli olan çiftlerin birbirini düşünmesidir.
A.K: Bir busecik bile gondurmazdı yanağımıza nazlıydı çok. Şimdikiler aman canım der, sarar gendini gucacık. Ama biz yapamayık. “Ağır taşı daima köşeye gorlar. Duvar bile yıkılsa köşeye bişey olmaz.
H.K: Biz üreticiydik tüketici değil. Onun için bu gadar sene geçindik.
A.K: Yeniden dünyaya gelsem Hamide hanımla evlenirim.
H.K: Biz sevgi nedir bilmedik ama saygıyı bildik. Bir günden bir güne beni gırmadı.
H.M: Biz da sizi tanıdığımıza sevindik. Her zaman beklerik. Kapımız açık.