Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Hatice Akbıyık; Göyverdim genni artık

Bu haftaki konuklarımız 1931 Malunda doğumlu Hatice Akbıyık nenemizle 1928 Ayanni doğumlu Behçet dedemiz. Bostancı’da ikamet eden Akbıyık çiftimizin 61 yıllık yaşam serüveninde neler yok ki… Behçet dedemizin çapkınlık yıllarından, Hatice nenemizin Malunda köyünde yaptığı işlere, Çiftin Türk filmlerini andıran aşk hikayesinden Baf’ta geçen zor savaş yıllarına pek çok şeyi dinledik onlardan. Sizin de keyifle okuyacağınızı umuyoruz…


Ali Atamer: Sevgili Akbıyık çifti bize 40’ların 50’lerin Baf’ını anlatabilir misiniz?
Hatice Akbıyık: Malunda Ayanni’ye bağlı bir yerdi. 5 kardeşdik. Orak işimiz vardı. Hügo çıkarırdık. Çocukluk yaşda başladık bu işlere. İlkokula çok gidemedim. Babam aldı beni okuldan davara yolladı. İş önceliğimizdi. Üzüm bağlarından guru üzüm yapardık, pekmez ederdik, paluze sucuk yapardık. Ararık o günleri. Sabahın köründe alırdık hayvanları giderdik ovaya. Babam ovaya gitmezdi. Annem mandırayı temizlerdi, hellim, nor yapardı. Bir gün hiç unutmam desdeban çıktı önüme davarı beklerkan. geldi dedi bana “neçin gittin o tarafa”. Niyeti alacaydı bana hayvanları. Ben da dedim genne “adamısan gel al hayvanları”. Gattım genni önüme. Meğerlim gaçtı gitti babama şikayet etti beni. Akşam gelinca bir da dayak çekti bubam neçinmiş garşılık verdim desdebana. E garşılık vermesem alacak gitsin bana hayvanları. Bu sefer gene dayak yeyceydim. Hayat öyleydi oğlum o zaman. Gündüz mandıra ova işi, gece da lambacığın önünde iş işlerdik. Düğün olurdu bayram olurdu gene hayvanların peşindeydik.
Behçet Akbıyık: Ayanniliyim (Aydınköy). Baf’ın en iyi köyü Ayanni’ydi. İlkokulu bitirdik. Ondan sonra girdik kunturacı yanına. Bağ sürerdik kütükleri parçalardık. Gençliğimizde bişeyler olurdu yahu garışdırma be Ali. Anlayacağın ilişirdik ora bura.
Hatice Akbıyık: Gızlara incidirdi Behçet dedeniz be Ali. Dedeniz gençliğini yaşadı be çocuklar.
Behçet Akbıyık: Hade be Ali ne soracaysan sor hem değiştirelim konuyu.
Ali Atamer: Peki Behçet dede kızma. Hemen konuyu değiştiriyorum. Sosyal hayata dair neler paylaşa bilirsiniz?
Behçet Akbıyık: Yok yahu gızmadım sana. Nenen daha fazla kıskanmasın diye söyledim.
Hatice Akbıyık: Neysa hade dur da ben gonuşayım. Urum köylerinde panayır olurdu. Ama annem babam giderdi. Biz oğlum bütün gün iş yapardık. Te da bekarıdık hayvanların peşindeydik. Bozma zamanı (üzüm toplama) giderdik doldururduk sepetlere satardık, sirke yapardık.
Behçet Akbıyık: Eşeklerinan arabalarınan da giderdik gideceğimiz yere. Bafa arabaynan gider gezerdim.


Ali Atamer: Behçet dedeciğim aldığımız duyumlara göre Hatice nenemizi şarkılarla kendine aşık etmişsin?
Hatice Akbıyık: Ah o şarkılar. Ama aha o duvarda gördüğünüz yakışıklı fotoğrafları gandırdı beni. Ben Malunda da Behçet Ayyanideydi. Bir gün gaybettim guzucukları. Dedenizin da tarlacığı vardı benim evlere yakın. Çıktım arayım guzucuklarımı çünkü bulamazsam babamdan dayak yeyceyik. Bu da gördü beni çıktı hemenden oturdu yola. “Ma nedir ki aran” dedi bana. Ben da dedim gene “gaybettim guzucuklarımı da ararım”. Başka da bişey söylemedim gittim eve. Ertesi gün da çamaşır yıkaycayık da su daşırım çeşmelerden. Bu defa geldi gene oturdu çeşmenin başına. Bırakmaz peşimi. Der bana “ma napacan suyu “ der bana. Çamaşır yıkaycam derim gene. Gittim geldim bütün gün oturur gaçmaz çeşmenin başından. Ben da gızdım artık “ma neyi beklen “dedim gene. Alıştı her gün gelirdi görsün beni. Neysa yolladılar aracı, annem dedi aracıya “vermem ben gumar oynayan adama gız”. Bu da geldi o saat tam oracığa söz verdi ki hem ev yapacak hem gumardan vazgeçecek diye. Bu arada 3 tane daha vardı beni isteyen. Babam sordu bana kimi isten diye. Ben da seçim yaptım da aldım bunu. Bekarıkan eyiydi bu dedeniz.
Behçet Akbıyık: Vardı bir ablam da giderdim dayma ora da görürdüm genni öyle güzel da beğendim. Gumardan da farıdım ev da yapınca verdiler gızı.


Ali Atamer: Usulüyle Dünürcülük oldu mu?
Hatice Akbıyık: Gaynanam geldi istedi. Yemiş ağırladım, gave da ettim genlere.
Ali Atamer: Hatice teyzeciğim benim anladığım kadarıyla Behçet dedem senin o güzel gözlerine vuruldu.
Behçet Akbıyık: Evet doğrudur.
Hatice Akbıyık: Kim görse zaten öyle der. vallahi sahi söylerim.
Ali Atamer: Nişanlılık evreleri rahat buluşur konuşur muydunuz?
Behçet Akbıyık: Ya galırdım. Giziln gizlin gece basardım evi. Büyükler oturdu damda biz bunuynan evde gonuşurduk gaçardım sonra.
Ali Atamer: Nikahı nerde kıydınız?
Behçet Akbıyık: Ayyanni’de gıydık.
Hatice Akbıyık: Yok yahu Malunda da gıydık nikahı.
Ali Atamer: Hatta eski gelenek-göreneklerimize göre kapının arkasından kıyılırdı nikah…
Hatice Akbıyık: Bir beyaz elbise geyindik gittik kapunun arkasına gızgardaşımınan hem bir kişi daha. Hoca da geldi gıydılar. 3 defa sordular atıldı oraşdaki gadın olur dedi imzaladık acelaynan bitti.
Ali Atamer: Anladığımız kadarıyla Behçet dedemiz nikah işini biraz aceleye getirmiş…
Hatice Akbıyık: Varıp almasın başkası diye kaptı bu dedeniz beni. Açıkgözdür bu Behçet. Babası öldüğü üçun düğün yapamadık, fotoğraf çekemedik. Etti bana yorgan annem. Çalgı malgı yok. Şimdi da davul sesi duyayım ağlarım. Herhalde düğün yapamadığım için ondan.
Ali Atamer: Düğünden sonra hayatınız nasıl devam etti?
Behçet Akbıyık: 1950’lerden sonra berber, galaycı, gunturacı olduk devam etti gitti. Çapkınlıklarda devam etti tabi.
Ali Atamer: Hatice neneciğim kameraların önünde Behçet dedeciğim tarafından itiraflar devam ediyor. Bu konuda söyleyeceklerin var mı?
Hatice Akbıyık: Onlar geçmişte kaldı. Sakın yayınlamayın be çocuklar bu söylediklerini ha. Şaka bir tarafa şimdi ne desem gene yok demez bana. Ama evvel çektim.
Ali Atamer: Bu arada Behçet dedemiz kahkalarla güler…
Behçet Akbıyık: Bir zaman motorunan kasabaya giderdim. Güzel bir kızcağaz gördüm dönüp baktım genne. Ona bakarken gaza yaptım günlerce yattık hastanede. Gençlikte herşey olur.
Hatice Akbıyık: Eskiden çok kıskanırdım gendini ama şimdi farıdım göyverdim genni artık. Gavga ettiğimizde 1 hafta küs galırdık. Gabahatını anlayınca gelirdi barışırdı.
Ali Atamer: Evliliğinizde büyük paya sahip ve önem taşıyan savaş yıllarını hatıranızda kalan anlarla bizimle paylaşır mısınız?
Hatice Akbıyık: “58”den beri bu işlerin içindeydi. Ben bilmezdim ki TMT’deydi. Ama geceleri bir yere gideceğinde derdi bana “ sakın birine söyleme ki gidiyorum seni da beni da öldürürler”. Hayvanlarınan silah daşırlardı.
Behçet Akbıyık: Kimse bilmezdi ki teşkilattaydık. 4-5 arkadaş kaybettik tepelerde. Komutanlarımız korktuğu için misilleme yapamadık Rumlara. Ben bizim komutanların soyunduklarını, askeri urubalarını guyulara attıklarını ve gaçtıklarını gördüm. E onlar öyle yapınca biz da gaçtık. Aldık çocuklarımı Reççaya gittik. Gece galdık bahçalarda tarlalarda Rum gorkusundan. Ertesi sabah ateş kes oldu. Sonra 75 kişi dağlardan ovalardan gaçarkan Rum’a yakalandık. Rum da istedi bizden 5’er lira topladık verdik Rum’a parayı da bıraktılar bizi geçelim. Rum dedi bize bu taraftan gideceksiniz ben da derim diğer taraftan. E Rum silahlıydı onları dineldik ve çıktık Lefke barajının içine. Herkes beline gadar su oldu. Yayan geçtik barajı. Sabahtan geçtik Lefke’ye teslim olduk ve geldik aldık evlerimizi.
Hatice Akbıyık: “74”de Ayanni’den yayan gaçtık geldik. Hade ateş yaktılar süt gaynnatı insanlar. E ateşi gören Rum askerleri geldi havaya ateş atarak. Behçet dedeniz der bana “acaba ben gaçayım”. Çünkü TMT’nin adamıydı. Ben da dedim genne “galacan buraşda öleceksak beraber öleceyik.”
Ali Atamer: Sevgili Akbıyık çifti bizleri Bostancı’daki evinize konuk ettiğiniz ve eski gelenek-göreneklerimizi bizlere yaşattığınız için teşekkür ederiz…