Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

“Çapkındım ama Zehra’dan vazgeçemedim”

Ali Atamer: Zehra teyze senin çocukluğunun geçtiği bu sokaklar, köyün anıları hatırlarında canlanmıştır herhalde.

Z.T: 1943 Arapköy bura doğumluyum. Gendimi bildim bileli bura doğumluyum. Atalarımda buralıydı. Babam daha yenile öldü. 97 yaşında rahmetli olsun. Eskiden Rumlarınan yaşardık. Kardeş gibi yaşardık. Rumlar çoğunluktaydı. 5-6 aileydi Türkler. Neneminan pilavuna yaparlardı. Hep beraber. Köyümüz ufaktı. Yığma taş evlerdi. Bizim zamanımızda badem harnıp zeytin varıdı. Pekmez yapardık. Şimdi da yaparlar ama ben hiç yapmadım. Değirmenimiz da var. Yağ çıkarırdık.
A.T: 8-10 sene yağ çıkarırdım ben işledirdim.
Ali Atamer. Ali dayıcığım hazır sözü sen almışken değirmende yağ nasıl çıkarılır anlatabilir misin bize?
A.T: Ekim ayında toplardık zeytini. En az 1 haftalık zeytin daha fazla asitlenmeden değirmene gidip yağ çıkarılması lazımdı. O zeytinyağı gibi yok. 10 sene altın sarısı gibi dururdu o yağ. Garanlık yerde muhafaza edersan tabi.


Ali Atamer: Zehra teyze el işi yapar mıydın?
Z.T: Eli işi çok yaptım. Sayı işi. Hep yabancılara yapardık. Lefkara işi yapmadık.
A.T: Ben bile işledim. Sayıynandır. Bu arada kendimi tanıtayım. 1939 Arapköy doğumlu Ali tüfekçi. Babam ben doğmadan öldü. Ve babamın adını aldım. İlkokula Çatalköy’e giderdik. 
Z.T: Ben okula giderkan Rumlara harnıp işi bahçe işi yapardık, zeytin toplardık. Davarımız varıdı mecburi giderdik.
Ali Atamer: İngiliz dönemini nasıl hatırlarsınız?
A.T: Ben birinci sınıfa giderkana İngiliz bayrağı çekilirdi. Marşımız varıdı yaşa kıralımız diye. Rahmetli Dr Küçük çok uğraştı ve Türk bayrağı çekildi okullarımızda. İngiliz idaresinde hep insanlar eşitti. Yalandan asla hoşlanmazlardı. Yalanın meydana çıktımı onun yanında sıfırdın. Eskiden muhtarlıklar köyün içinde en saygın insanlardı. Seçim yoktu. Onu da köyün eski muhtarı kaymakama bildirir ve ona göre muhtar atanırdı. Nizam intizam varıdı o dönemde.


Ali Atamer: Peki Rumlarla ilişkiler nasıldı?
A.T: Beraber büyüdük. Gardaş gibi sevgimiz vardı. Kötülük görmedik. Mecburen askerlik yaptık ama insani ilişkiler başka.
Ali Atamer: Hala daha tartışılan Hellim konusunda neler söyleyebilir siniz?
Z.T: Biz büyüklerimizden öğrendik. Hellim bizimdir. Öyle bişey yok.
A.T: Onların çoğu bütün peynir yaparlardı. Pilavunaya gorlardı. Onlar nisan ayından sora peynir yaparlardı.
Z.T: Biz hellim nor böreği yapardık. Atalarımızdan öğrendiğimiz usüllerinan yapardık. Şimdi yapamayık ama.
Ali Atamer: 57 yıllık evli bir çiftin evinde olmak bizim için şans. Bir ömre acısıyla tatlısıyla baş koydunuz. Bu anlamda anlatacağınız güzel tatlı anıları heyecanla dinlemek isteriz.
A.T: Aynı köydeydik hem gomşuyduk. İkinci yeğenik. Şimdi ben dediğim gibi 1953’de köyden gaçtık Lefkoşa’ya gittik dülger yanına. 3 sene köye gelemdim. 17 yaşında köye geldiğimde çoğu köylü tanımadı beni. Dünürcülük olur meğerlim bizim haberimiz yok. Eşim tekmil küçüğüdü dibelik. Yemeler içmeler olur. Ama benim haberim yok. Sesim da güzel sarhoş olduk o akşam. Ansızdan ikimizi yan yana oturttular. Mendil yemeni verdiler birbirlerine. Meğersam bizi nişan etmişler orda. Yedik içtik. Herkes gaçtı tabi. Ben Lefkoşaya gittim. Nişanlıya gitmeycen diye sorarlar bana. Ben derim ne nişanlısı yahu. Yedik içtik o gadar. Türküler maksıl. “Bu ne sevgi ne bu zıdırap zavallı kalbim” da gider.. Abdullah yücenin türkülerini söylerdik. Gaymaklıdaki Rum gavalerinin hepsinde Abdullah yücenin plakları varıdı.
Ali Atamer: Zehra teyzemin bu yaşanan güzel olaylardan haberi var mıydı?
Z.T: Ondan sonra söylediler bana. Ben daha çocuk yaşata. Hiçbişey deyemem. Büyükler ne dersaydı oyudu. Biz garışmazdık. Aslında eyi deliganlıydı Ali dayınız.
A.T: Dön arkana da bak o fotoğraflara film artistine benzerdim be Ali. 15 gün olduı biz nişanlıya gitmedik. Biz utanırık yalan gelir bize. Ben nere uğradığımı şaşırdım. Sarhoş olduktan sonra bir öğrendim ki nişan etmişler. Gaynanam geldi gaymaklıya hazırlanda gidecen köye nişanlın bekler seni. Zor topuz biz gittik. E artık birbirimize ısındık yavaş yavaş.
Ali Atamer: Usulüne göre dünürcülük oldu değil mi?
Z.T: Vallahi aralarında haletli büyükler.
A.T: Daha çocuk yaşta nişanladılar bizi. Gaymaklı’ya istedim götüreyim Zehra’yı gelmedi ben da kestim postayı 3 ay gelmedim köye.
Z.T: Ama doğruyu da söyle çocuklar. Başka gız sevdi o sırada. Ben ağla ağla şişti gözlerim.
A.T: Lefkoşa’nın içine düştük dururmuyum ben. Daha çoçuğdu Zehra neyi bilirdi.
Z.T: Arkadaşı haber verirdi bize ki başka bir gız var.
A.T: Madem yollamassınız gızı bana ben da napayım. Gözüm açıldı Lefkoşada. Arı gibiydim muhabbeti severdik. Millet bizim peşimize düştü. Gene da vazgeçemedim Zehra’dan.
Ali Atamer: Ali dayımın çapkınlığı aşikardı anladığım kadarıyla.
A.T: Gızlar peşimden düşmezdi. Napayım. Evlendik hala daha mektup gelirdi Mağusa’dan. Zehra teyzeniz görürdü onları üzülürdü.
Z.T: Çok üzülürdüm napayım. Ne dönüp bakardı gızlara.
A.T: Bak sen ya sonumuz eyi geldi. Çoluk çocuğa gelinca oturduk aşşağa. Ama Zehra teyzen vazgeçmedi benden.


Ali Atamer: Güzel anılar eskide kaldı. Bir yastıkta kocayın. Gelelim düğünlerde yapılan eğlencelere.
A.T: Düğün 1960’da oldu. Cumartesi guruldu Gaymaklıda. Eskiden gumbarolar sağdıç 2 taneydi. Kadınlar köyde eğlence yaptı. Adamlarda Gaymaklıda. Baflı Hasan Karalar vardı ne oyunlar oynadılar. Şarkılar türküler. Sabaha gadar. Ertesi gün Pazar köyde düğün oldu. Sonra gaymaklıda devam etti düğün.
Z.T: Kına gecesinde guru yemiş gorlardı. Badem macunu ağırladık. Elbise geydik menekşeli. Düğünde beyaz gelinlik geydim. Lefkoşadan gelin onarıcısı geldiydi.
A.T: Herşeyini tarif ederdi sana gelin onarcısı. Davul zurnada çaldık. Evden öyle çıktık. Görneçten geldilerdi davulcular. Kemanaciler da gurşnilerdi. Esmerce insanlardı.
Z.T: Davul zurnayan yiro dönerdik köyü.
Ali Atamer: Ali dayıcığım “74”e kadar olan mücadele yıllarında Kaymaklı bölgesinde yaşayan biri olarak o günleri paylaşır mısın bizimle?
A.T: Yıl 1957-58 arası biz küçük kaymaklıda galırdık. EOKA VE TMT çıktı meydana. Onlar birbirilerini öldürmeye başladı. Ali Hüseyin Ahmet çavuş eniştemdi. İlk şehitlerdendir eniştem. 3 tane çocuğu vardı. Atalasa üslerinde çalışırdı makinistti. Geldi çocuklarını gaçırsın küçük kaymaklıya. Ama evde bulamayınca bisikletiynan gittiğinde görsün çocuklarını bisikletten enerkandan öldürdüler gendini. Geceleyin haberini aldık. “de şehit odu Rumlarla gavga başladı. Herkes ayrıldı bölgelerine. Küçük kaymaklıda 1963’de başladı esas Türk Rum gavgası. Eokacılar aslında İngilizlerinan çatışmaya başladı. İngiliz çareyi Türk gençlerini komando, polis yaparak buldu. 600 tane komando yaptılar. Bu defa Rumların üzerine Türkleri saldılar. Neticede taktik kullandı İngiliz. Urum her gittiği yere türkü bulur. E napacak Rum Türklerinan karşı karşıya gelmeye başladı. İngiliz da o zaman çekildi seyretmeye. Örfi idare asıl o zaman başladı. İngiliz Atatürk’ün heykelini silahla daradı. Türklere dedi Rumlardır yapan. İngiliz bu sefer gider Baf kapısındaki heykeli daralar. Giderler derler Rumlara Türklerdir ha yapan. Birbirimize düşürdü bizi. Neticede aldı başını gitti olaylar. Sonra kantonlar kuruldu herkes olduğu bölgeleri korumaya başladı.
Ali Atamer: Okuyucularımıza miras niteliğinde bir yazı bıraktınız. Çok teşekkürler.