Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Sırrımız dürüstlük, sabır ve eş desteği

YENİ HEDEF TURİZM LİDERLİĞİ: Farklı alanlara yapılan akıllı yatırımlarla ülke ekonomisine yön verir hale gelen Başman Group, 2013 yılındaki otel yatırımıyla da turizm sektörüne ilk adımını attı. Ali Başman, bu alanda da önemli hedefleri olduğunu belirtiyor

“İş’te Başarı” dizimizin bugünkü konuğu ülke ekonomisine yön veren aile şirketlerinden Başman Group’un Muhasebe-Finans, Konfeksiyon ve Beyaz Eşya Sektörlerinin Direktörlüğünü yürüten Ali Başman. Mağusalı Salih ve Mustafa Başman kardeşlerin 1960’da kurduğu şirket, ikinci kuşak Başmanlar tarafından farklı sektörlerdeki akıllı yatırımlarla zirveye taşınmış. İki kardeşin çocuklarının 2001’de yollarını ayırmasıyla, Mustafa Başman’ın oğulları Ali ve Osman ile kızı Pınar Başman Süren, iş bölümüne giderek Başman Group’u ülkenin ticari devleri arasına sokmuş. Piyasada farklılıklar yaratan ve ilklere imza atan şirketin Pazarlama Direktörlüğünü Osman Başman, Avon Kozmetik Bölümü Direktörlüğünü ise Pınar Başman Süren yürütüyor. Türkiye’nin ve dünyanın seçkin giyim, beyaz eşya, gıda, temizlik, kişisel bakım ve kozmetik ürünlerini Ada ile tanıştıran grup son olarak Golden Tulip ile birlikte Grand Pasha Oteli açarak turizme de çok iddialı bir giriş yaptı. Eğlence sektöründe Tango To Buddha ile büyük başarı elde eden grup, SARAR, Nike, Vans, New Balance, Tommy Hilfiger, Yells ve Avon’un da aralarında bulunduğu 50’ye yakın markanın Ada’daki distribütörlüğünü yapıyor. Şu an Yönetim Kurulu Başkanlığını ve CEO’luğunu baba Mustafa Başman’ın yaptığı yarım asırlık şirketin başarı hikayesini anlatan 44 yaşındaki Ali Başman, “Dürüstlük, sabır ve eş desteği” sayesinde bugünkü noktaya ulaştıklarını ifade ediyor.

Çocukken bisikletle dolaşıp sipariş alırdım
-Başman Group’un kuruluş hikayesini anlatır mısınız?

Şirketimiz 1960’ta amcam Salih ve babam Mustafa Başman’ın öncülüğünde Mağusa’da kuruldu. Babam o dönem barış gücünde memur, amcam da kaza komiseriydi.  Mağusa’da Salamis yolundaki benzin istasyonu ilk işleriydi. Ancak Rumlarla yaşanan sorunlar nedeniyle benzinlikte çeşitli sıkıntılar yaşamışlar. Dükkan defalarca soyulup saldırıda uğramış. Aynı yıllarda ithalat yapma kararı almışlar. İngiliz Nurse Harveys ile Lady pudralarının lisanslı üreticiliğini üstlenmişler. 30 yılı aşkın bir süre de bu işi sürdürdük. Yavaş yavaş ithalatlar artmış. Pazarlamayı yürüten babam 1968’de işlerin büyümesiyle Lefkoşa’ya taşınarak burayı pazarlama merkezi haline getirirken, finans ve muhasebeden sorumlu olan amcam ise Mağusa’da devam etmiş. 1974 sonrasında KKTC distribütörlüğü yönünde bayilikler alınarak bugünkü noktalara ulaşılmış.
-Çocukken şirkete katkınız olur muydu?
İlkokul yıllarımdan itibaren babama yardım etmek için çalıştım. Bisikletimiz vardı. Şirket merkezi şehir içindeydi. Babam bize fiyat listesi verirdi. Eczanelerden sipariş alırdık. Hafif yük geldiğinde ya biz de taşırdık ya da ambar eminliği yapardık. Sipariş nasıl alınır, ambar düzeni nasıl olur, fatura nasıl kesilir aşamalarını o yıllarda öğrendik.
Okulu bitirip şirketin başına geçtim
-Genç yaşta şirketin sorumluluğunu üstlenmişsiniz. Bu durum hayatınızı nasıl değiştirdi?
1992 yılının şubat ayında amcam rahmetli oldu. Bir oğlu askerdeydi, diğeri okuyordu. Benim İngiltere’deki işletme ve ekonomi eğitimimin bitmesine 2-3 ay vardı. Okulu bitirdim, 1992 yılı Haziran ayında şirketin başına geçtim. Tecrübesizdim. Kolay olmadı. Kurumsal yapı yoktu. 1.5 sene çalıştım. Kuzenimin şirkete katılımıyla bu kez ben askere gittim. Askerliğimi subay olarak yaptığım için şirkete günde 2-3 saat ayırabiliyordum. 1995’te geri döndüm. Kardeşim Osman 1997’de, Pınar da 2001’de şirkete katıldı. 2001’de amca çocuklarıyla ortaklığımızı sona erdirdik ve üç kardeş iş bölümü yaparak yola devam ettik. Kendi dallarımıza ek markalar katarak yavaş büyüme stratejisiyle bugünlere geldik. Şu an dünyanın önemli markalarını KKTC ile buluşturduğumuz mağazalarımızda 150’ye yakın personel çalışıyor.


Hedef turizmde ileri gitmek
-2013 yılında turizme iddialı bir giriş yaptınız. Bu sizin için bir ilkti. Hedefleriniz arasında turizm yatırımları olacak mı?
Golden Tulip’le ortaklığa giderek Girne’de Grand Pasha Oteli açtık. Bu turizm sektörüne girme yönündeki ilk adımımız oldu. Ortağımızın tecrübesi bu adımı atmamızda bize yön verdi. Elbette hedefimizde turizm sektöründe yeni yatırımlar yaparak ileriye gitmek bulunuyor. Ama önce artılarını eksilerini göreceğiz. Yola çıkarken şirketin bir yüzünün turizm sektörüne dönmesi gerektiği düşüncesini taşıyorduk.
Biz elimizdekini tüketmedik, büyüttük
-Babanız ve amcanızın kurup büyüttüğü şirketi ülkenin zor şartlarına rağmen tepe noktaya ulaştırdınız. Nasıl başardınız?
Babamızı ve amcamızı örnek aldık. Bu nedenle öncelikle onların başarısını konuşmak gerekir. Sıfırdan var ederek bizi bir alt yapıya getirdiler. Ama alt yapıyı tüketmek kolaydır. Önemli olan onu ileriye götürmektir. Bizim başarımız elimizdekini tüketmek değil, büyük bir sabır ve özveriyle onu büyütmek oldu. Şirketimiz 5 temel değer üzerinde duruyor: Güven, saygı, inanç, alçak gönüllülük ve dürüstlük.
Baba tavsiyesi: Önce insan olun
-Büyüklerinizin size tavsiyelere neler oldu?

Babamızdan şunu öğrendik: Dürüst ve sabırlı olacaksın. Çok hızlı yükselme hayalin olmayacak. Basamakları tek tek çıkacaksın. Macerayla ileri gidemezsin. Aile desteği çok önemli. Adeta iki evliliğimiz var. Eşimiz ve işimiz. Hepimizin eşlerinin bu konuda sabırlı olması bizler için büyük bir şanstı. Küçükken babama ne olalım diye sorardık. Önce insan olun, adam olun sonra karar verirsiniz derdi. Ben de çocuklarıma aynısını söylüyorum. İnsanlık ve vicdan çok önemli. Bunları taşırsanız insanlara karşı yanlış yapmazsınız.
Başarısızlığı hazmedemem
-Risk alır mısınız? 10 yıl sonra şirket hangi noktada olacak?
Risk almadan tüm bunları yapmak tabii ki zor. Ancak alacağınız riskler sizi aşacak boyutta olmamalı. Tolere edebilecek düzeyde risk alınır. Mecbur olmadıkça krediyle iş yapmıyoruz. Öz kaynaklarla büyümeye çalışıyoruz. Varlığımızı riske atacak ortam yaratmıyoruz. Çünkü işin fiyasko ile sonuçlanmasını ve başarısızlığı hazmedemem. Öncelikle yaptığım işten haz duymam gerekir. Hedef odaklı çalışırım. Ve hedefim 10 yıl sonra şirketi uluslararası platforma taşımış olmak. Bu yöndeki çalışmalarımız sürüyor. Türkiye üzerinden farklı memleketlere uzanmak istiyoruz. 6 ay önce İstanbul’daki Vialand’da Nike mağazamızı açtık. Bu grup  olarak Türkiye’deki ilk adımımızdı.
-Geride bıraktığımız yılı şirketiniz açısından değerlendirir misiniz? 2014 yılı hedeflerinizde neler var?
2013 yatırım yılı oldu. Otel hayata geçti. Nike İstanbul’la Türkiye piyasasına girdik. Kıbrıs halkını Tommy Hilfiger, Vans, New Balance ve Yells Aksesuar ile tanıştırdık. Yatırım açısından fırsatların art arda geldiği oldukça yorucu bir yıldı. 2014 yılında bunların hasatlarını toplamayı hedefliyoruz.
-Şirketin kurumsallaşması yönündeki çalışmanız hangi aşamada?
Bir aile şirketiyiz. Şimdi ikinci kuşak yönetiyor. Ancak yaptığımız araştırmalar sonucunda aile şirketlerinin üçüncü nesilden sonra  yürümediğini gördük. Yeni jenerasyonla işler karışabilir. Bu nedenle kurumsallaşma kararı aldık. Ve bir şirketle anlaştık. 18 aylık bir program yürütülecek. Şirketin uzun soluklu olmasını sağlayacak adımlarımızı şimdiden atmaya başladık.
-Küçük Kaymaklı Spor Kulübü’nün başkanlığını yapıyorsunuz. Peki siz spor yapacak vakit bulabiliyor musunuz?
2006 yılından beri haftada en az iki kez salon sporu yapıyorum. Üniversite yıllarımda futbol oynadım. Herkesin bunu yapması lazım.
-Çalışırken hayatta kaçırdığınız bir şey oldu mu?
1992’de okulu bitirdiğim zaman yurtdışında temsil ettiğimiz şirketlerde staj yapma imkanım vardı. 1 yıl kalacaktım ve her şeyiyle organize edilmişti. Ancak amcamın vefatı ve benim ülkeye dönüp işin başına geçme yönündeki mecburiyetim hayalimi gerçekleştirmemi engelledi. Çok üzülmüştüm. Uluslararası boyuttaki bu şirkette yapacağım staj sayesinde şirketimizin yönü değişebilirdi.
-Geleceğe dair hayaliniz nedir?
Çocuklarımla birlikte bu şirkette yaşlanmak. Ve başarılı olduklarını görebilmek.
-Hayatta bıraktığınız iz nasıl olmalı?
Başarılı ve iyilik severdi desinler. Arkasından hayır duası okunan biri olmak isterim. Çok zengindi demesinler çok iyiydi desinler.

***
Reel sektörün desteklenmesi gerekiyor

-Hükümetin ekonomi politikalarına nasıl bakıyorsunuz?
2013’ün Mayıs ayından beri ciddi ekonomik sıkıntılar yaşanıyor. Yüzde 20’ye yakın devalüasyon var. Elektrik, benzin, mazot ve tüpe yapılan zamlar ortada. İthalatımız döviz, satışımız Türk lirası üzerinden. Bu nedenle 2013’ün çok karlı geçtiği söylenemez. 2014’ün ilk çeyreğinde de bu olumsuz hava sürecek gibi. Bu durum bizi düşündürüyor. Nasıl pozisyon alacağımıza dair planlar yapmaya başladık. Maalesef zamlar kaçınılmaz olacaktır. Hepimize kolay gelsin. Bizim ekonomimiz yok. Türkiye’nin rüzgarıyla, Türkiye’nin gölgesiyle hareket etmek zorundayız.  Reel sektöre destek olacak ve piyasayı ucuzlatacak tedbirler alınması gerekir. Ancak şu anki hükümetten reel sektöre destek görmedim. Hayal kırıklığı içindeyim.
-Özelleştirmeler konusundaki görüşünüz?
Hükümetin sırtında kambur olan kamu kuruluşları varsa bunların şeffaf bir şekilde özelleştirilmesi lazım. Elektrikte tahsilat yok zam var. Dünyanın en pahalı elektriğini tüketiyoruz. Güneş ülkesiyiz ama bundan faydalanamıyoruz. Acilen mevcut enerji üretim şeklinin değiştirilmesi gerekir. Tabii ki ille de özelleştirelim demiyorum. Ancak zarar ediliyorsa bunun bedelini de yine halk ödememeli. Zamanında çok hatalar yapıldı. Halk pahalıkla, işadamları vergiyle bu hataların bedelini ödedi ve ödemeye devam ediyor. Seçim dönemi işe almaların, işten çıkarmaların artık bir tarafa bırakılması lazım. Bir yere ulaşmak istiyorsak bu reel ekonomiye destekle olur. Popülist yaklaşımlardan kurtulmak gerekir.

***
Ailesi en büyük mutluluğu

-En büyük başarınız: Babama layık bir evlat olmak.
–En büyük mutluluğunuz: Ailem ve ocak ayı sonunda dünyaya gelecek oğlum.
-Giyim tercihiniz: Kendi markalarımız.
-En sevdiğiniz mekan: Evde olmayı severim. Ancak iş nedeniyle çıktığım zaman kendi mekanlarım Tango To Buddha ve Grand Pasha’yı tercih ederim.