BÜTÜNLÜK SAĞLANAMADI: Dışişleri Bakanı Özdil Nami, Rum lider Anastasiadis’in inisiyatif kullanarak, sürece Rum tarafındaki tüm dinamikleri dahil ettiğini, ancak Türk tarafının bu bütünlüğü sağlayamadığını belirtti. Nami’ye göre bu durum Biden’ın açıklamalarına da yansıdı
YÜZDE 50 BAŞARI: Nami: Biden ziyareti yüzde 50 başarılı oldu. Kapsamlı çözüm müzakerelerinin etkin ve hızlı şekilde ilerlemesi önünde iki engel vardı. Birincisi görüşme sıklığıydı. Biden ziyareti görüşme sıklığı ile ilgili olan kısmı çözdü. Ama daha önemli bir kısım var o da geçmiş yakınlaşmalara sadık kalınmaması… Bununla ilgili Biden’ın ifadelerinde bir atıf yok. Bu kısmı bence eksik kaldı
HÜKÜMET YOKTU: Nami: Bu ziyaretin diğer unsularının nasıl kurgulanacağı ile ilgili de Cumhurbaşkanlığı ile hükümet arasında bir diyalog olması gerekirdi. O açıdan bu diyalog özlediğimiz ölçüde gerçekleşmedi. Biden’ın Güney Kıbrıs’ta yaptığı toplantılar ile Kuzey’de yaptığı arasında bayağı bir seviye farkı oluştu
Baykan Gürses Özdağ
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyaretin öncesi de dahil olmak üzere, Cumhurbaşkanlığı- hükümet bütünlüğünün sağlanamadığını söyledi.
Biden’ın ziyaretine ilişkin en çok tartışılan Maraş konusuna değinen Nami, Türk tarafının Biden ziyaretini Maraş’a indirgenmiş bir ziyaret olarak görmediğini anlattı.
“Biden’ın Güney Kıbrıs’ta yaptığı toplantılar ile Kuzey’de yaptığı arasında bayağı bir seviye farkı oluştu. Oradaki dengesizliği gidermek için Türk tarafının inisiyatif almalıydı” diyen Nami, bu konuda oluşan seviye farkına işaret etti.
Nami, Cumhurbaşkanının inisiyatif alarak Anastasiadis gibi bir organizasyon yapmak istemesi durumunda ABD’nin bunu reddetmeyeceği görüşünde olduğuna da dikkat çekti.
Soru: ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Kıbrıs ziyaretini nasıl değerlendiriyorsunuz. KKTC Dışişleri Bakanı olarak sürecin yakinen içerisinde olmadınız. Hükümet ve parlamento Biden ziyaretinin içinde yoktu. Güney Kıbrıs’ta ise tam tersi bir görüntü vardı. Eski Cumhurbaşkanı, eski Meclis Başkanı, dini liderlerle görüşmeler oldu. Bu açıdan nasıl değerlendirirsiniz?
Nami: Joe Biden ziyareti öncesinde ABD Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığımızı ziyaret ederek bu ziyaretin kapsamı ve hedefleri ile ilgili bizimle bilgi paylaştı, görüş alışverişinde bulundu.
Bu görüşmede ABD Büyükelçisi’ne ziyaretin odak noktasının kapsamlı çözüm olması gerektiğini, müzakerelerin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini anlattık. Bunun iki nedeni olduğunu söyledik. Birincisi liderler ve müzakereciler görüşmesinin seyrek şekilde gerçekleşmiş olduğunu ikinci ve belki de daha da önemli sıkıntının Kıbrıs Rum tarafının geçmişte oluşturulmuş yakınlaşma kâğıtlarına saygı duymayan bir yaklaşımla müzakere masasında olduğunu ifade ettik.
Biden ziyaretinin esas itibarı ile bu iki sıkıntının aşılması yönünde taraflara yardımcı olmak şeklinde gerçekleşmesi gerektiğini ifade ettik. Ana beklentimiz bu iki sıkıntını aşılması ile ilgili Biden’ın bir şey söylemesiydi. Üzerinde durduğumuz ikinci husus bu kadar önemli bir ziyarette Kıbrıs Türklerin üzerinde uygulanan haksız izolasyonların gündeme getirilmesiydi.
Biden’ın bu konuda da bir açıklama yapması arzumuzdu. Nitekim ortak açıklama metni açıklandıktan hemen sonra Avrupa Birliği komisyonu başkanı Barosso açıklama yaparak Kıbrıslı Türklere yönelik AB uyum çalışmalarının artırılacağını ifade etmişti. Biz de Biden’dan böyle bir açılım bekliyorduk, talep ediyorduk.
Üçüncü bir konu da sık dile getirilen Maraş ile ilgili bir konuyu gündeme getirme olasılığıydı. O konuda da görüşlerimizi büyükelçiye aktarmıştık. Maraş konusunda Cumhurbaşkanı ve ekibi ile hükümet üç toplantı gerçekleştirdi. Türk tarafı Biden ziyaretini Maraş’a indirgenmiş bir ziyaret olarak asla görüp değerlendirmedi. Bu ziyaretin diğer unsularının nasıl kurgulanacağı ile ilgili de Cumhurbaşkanlığı ile hükümet arasında bir diyalog olması gerekirdi. O açıdan bu diyalog özlediğimiz ölçüde gerçekleşmedi. Biden’ın Güney Kıbrıs’ta yaptığı toplantılar ile Kuzey’de yaptığı arasında bayağı bir seviye farkı oluştu. Bu herkesin gözüne çarptı.
Oradaki dengesizliği gidermek için Türk tarafının inisiyatif alması lazımdı. Rum tarafında Anastasiadis inisiyatif aldı ve bir öğlen yemeği düzenledi ve kendi ev sahibi olduğu bu öğle yemeğine eski Cumhurbaşkanlarını ve siyasi parti başkanlarını davet etti. Türk tarafının da aynı şekilde ya da benzer bir format ile siyasi parti başkanları ile birlikte madem Rum tarafından bu yapılıyor Kuzey’de de denge açısından bunun yapılmasını talep etmesi yerinde olurdu.
Soru: Bu konuda inisiyatif almayan Cumhurbaşkanı mı? Böylesi bir inisiyatife Biden nasıl yaklaşırdı?
Nami: Bu soruyu Cumhurbaşkanı’na sormanız gerekiyor. Bildiğimiz kadarıyla ABD’nin bunda retçi bir tavrı olmadı. Cumhurbaşkanı da Anastasiadis gibi kendi ev sahipliğinde siyasi parti başkanlarının da olacağı bir organizasyon yapmak isteseydi, Amerikalıların bunu kabul etmeyeceğini düşünmüyorum. Resme baktığınızda kamuoyunun da vicdanını rahatsız eden bir dengesizlik ortaya çıktı. Bu süreçte Dışişleri Bakanlığının biraz daha görünür olması sağlanabilir miydi, bu da bir soru olarak kaldı.
Soru: Dışişleri Bakanlığı bilinçli bir şekilde mi bu ziyaret sürecinde geri planda durmak istedi?
Nami: Bu süreç Cumhurbaşkanlığı’nın liderliğinde devam eden bir süreçtir. Bu ziyaret Cumhurbaşkanlığını ziyaret etmek için gerçekleşti. O yüzden Dışişleri Bakanlığı’nın buna saygı duymasından başka bir şey beklenemezdi.
Soru: ABD’nin semboller olmaması yönünde bir hassasiyeti vardı. Dışişleri Bakanlığı ya da hükümet de bu sembollerden sayılmış olabilir mi?
Nami: Rumlar bunu bu şekilde değerlendirmiş olabilir. Rum tarafındaki basında Cumhurbaşkanı ile yapılacak görüşmede Dışişleri Bakanlığının olmayacağı bir konu oldu ve yazıldı. Bayrak meselesinde de mesela gönderdeki bayraklar aşağıya indirilmedi.
Görüşme masasının ortasına iki bayrak konulmadı ama oradaki format neyse bu muhafaza edildi, Rumların aksi tavırlarına rağmen…
“Biden’ın haksız izolasyonlara karşı atıfta bulunmaması üzüntü verici…”
Soru: Bütününe bakacak olursak Joe Biden’ın ziyaretinin kaçırılmış veya kazanılmış bir fırsat olup olmadığı ile ilgili değerlendirmeniz nedir?
Nami: Biden ziyareti yüzde 50 başarılı oldu. Kapsamlı çözüm müzakerelerinin etkin ve hızlı şekilde ilerlemesi önünde iki engel vardı. Birincisi görüşme sıklığıydı. Biden ziyareti görüşme sıklığı ile ilgili olan kısmı çözdü. Ama daha önemli bir kısım var o da geçmiş yakınlaşmalara sadık kalınmaması… Bununla ilgili Biden’ın ifadelerinde bir atıf yok. Dolayısıyla bu kısmı bence eksik kaldı. Bu bizi derinden üzdü.
Annan Planı dönemine baktığımızda bu planı en çok destekleyen ülke ABD’ydi. Uluslar arası camiada bu plana evet oyunun önderliğini hep ABD yaptı. Kıbrıslı Türklere yönelik bu evet iradesinin dünya tarafından göz ardı edilmeyeceğini, sahip çıkılacağının sözlerini ısrarla veren ABD’ydi.
Dolayısıyla bu ziyarette bu taahhütlerini hatırlayıp Kıbrıslı Türklere daha sıcak mesaj verilmesi arzu edilirdi. Bu sağlanamadı. Bizim için üzüntü verici oldu. Tam anlamıyla bizim açımızdan başarılı oldu demeye imkanımız yoktur.
“Kıbrıs konusunda dış faktörler olgunlaştı”
Soru: Zamanlama açısından Joe Biden’ın ziyareti ne ifade ediyor?
Nami: Uzun süreden beri dış faktörlerin olgunlaştığını ifade ediyorduk. Bunun en güzel, en somut göstergesi oldu. Özellikle ABD ziyaretimizin dönüşünde doğal gaz, İsrail-Türkiye ilişkileri, Türkiye-AB ilişkileri, AB-NATO ilişkileri, bunların önemli olduğunu, Kıbrıslılar olarak her ne kadar da günlük hayatımızda kendi iç sorunlarımızla ilgilensek de çok daha büyük bir dünyanın çevremizde döndüğünü, bunun da bizi etkileyeceğini gündeme taşımaya çalışıyorduk.
Birçok kesim bunu kulak ardı ediyordu. Kamuoyunda kapsamlı çözümün mümkün olabildiğine dair inancı daha üst seviyelere taşıma fırsatını sundu.
“Buradaki doğal gazın ABD bütçesine yapacağı katkı, genel bütçesi içerisinde devede kulak bile değildir”
Soru: ABD’nin olduğu söylenen bölgesel çıkarları içerisinde Kıbrıs’ın konumu nedir?
Nami: Buradan çıkacak doğal gazın ABD bütçesine yapacağı katkı, ABD’nin genel bütçesi içerisinde devede kulak bile değildir. Ama bu doğal kaynaklar eğer doğru kullanılırsa ve stratejik bağlantıların gerçekleşmesine vesile olursa özellikle güvenlik açısından ABD’nin lehine birçok gelişmenin kilidini açabilir.
Biz de Kıbrıslılar olarak başarıp ortak bir metni çıkarınca ve orada tarihimizde olmayan netlikte geleceğimizi hangi parametreler üzerinde kurgulayacağımızı anlaştığımızda o zaman gerçekten ilgi üst seviyelere yükseldi. Bu elimizde altın bir fırsattır. Bunun olumlu yönde değerlendirilmesi için görevde olan siyasilerin omzunda çok büyük tarihi bir sorumluluk vardır.
“Biden’ın ziyareti ile liderlerin bu sıklıkla görüşmesinde sonuç çıkmayacağı tespit edildi”
Soru: Bu sorumluluğu yeterince üstlenebiliyor mu siyasi erk?
Nami: Bu ortak açıklamanın olması, gereken şekilde irade ortaya konduğunda neler yapabileceğimizi gösterdi.
Ondan sonra geçen 4 aylık süreç bir hayal kırıklığı oldu. Bu 4 aylık sürede neden hayal kırıklığı yaşıyoruz, bunu düzeltmek için ne yapmalıyız sorusuna cevap getirmelidir. Şu anda herkes bu sorgulamanın içinde…
Zaten Biden ziyaretinde liderlerin sık buluşmadığı, bu kadar seyrek görüşerek bir hedefe varılamayacağının tespit edilmesi ve şimdi bunun bu seviyede teyit edilmesi önemlidir. Demek ki bir irade var, bu da onun delilidir. İki ayağın bir tanesini hallettik. Bir tanesi de müzakerelerin ileriye bakması gerektiği hususudur.
Bu konuda liderlerin tavrını değiştirmesi lazımdır. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat döneminde oluşturulan yakınlaşmalara sadık kalacağını yazılı olarak teyit etti. Rum liderin de bu konuda artık tavrını değiştirmesi lazım. Rum lider bunlara odaklanacağına maalesef mesaisinin büyük çoğunluğunu Maraş konusunda endeksledi.
Halbuki biliyoruz ki, Rum tarafında hayır oyu veren kitle Maraş ile ilgilenen kitle değil. Dolayısıyla işin esas mantığı hatalı…
Rum tarafındaki evet oyunu artırma potansiyeli yoktur çünkü o bölgedeki insanlar geri dönebilmek için Annan Planı’na evet demiş insanlardır. Rum tarafında hayır oyunu kullananları etkileyen bir konu da değil. Biden’ın ziyaretinde teknik komitelerin yeniden canlandırılacağının ifade edilmesi de önemli olmuştu. Bunu da uzun süreden beri söylüyorduk.
Güven artırıcı önlemler çok geniş bir yelpazeyi kapsayan unsurlardır, bunları hayata geçirelim, neler olabileceği konusunu merak edenler varsa Talat-Hristofyas döneminde oluşturulan teknik komitelerin başlıklarına bakabilirler.
“Dışişleri Bakanı olarak ülkenin birliği için çalışıyorum”
Soru: Sürece çok olumlu katkılar koymaya çalışıyorsunuz. Neden? Süreçte daha aktif olmamız gerektiği yönünde çok sert eleştiriler var. Cumhurbaşkanı’na daha fazla muhalefet yapın, daha çok ısrarcı olun gibi görüşler ortaya konuluyor.
Nami: Ben bu ülkenin Dışişleri Bakanıyım. Dışişleri Bakanlığı, ülkenin birlik ve beraberliğini korumakla yükümlü en üst makamlardan birisidir. Bütün çalışmalarımızı bu sorumlulukla yerine getiriyoruz. Sabırla iş birliğini talep ederek iyi neticeler aldığımızı ortak açıklama metni sürecinde yaşadık.
Elbette o süreçte de inişler çıkışlar oldu. Ama sonuç olumlu çıktı. Ben aynı şekilde devam etmemiz gerektiğine inanıyorum.
































