OCAK 2015: Koenig: Zaman, Kıbrıs’ta çözüm isteyenlerin lehine işlemiyor.
Bu nedenle herkesin bir an önce müzakerelerin yeniden başlaması için elinden geleni yapmasının elzem olduğunu düşünüyorum ve müzakerelerin en geç 2015’in başlarında yeniden başlamasını umuyorum
İKİ MİSLİ ÇABA: Müzakere masasının olmadığı bir dönemde, çözüm isteyen sivil topluma daha büyük görev düştüğünü söyleyen Koenig, “Bize göre, bu tarz toplumlar arası faaliyetlerin içerisinde olan herkesin çabalarını iki katına çıkarması gerekiyor” dedi
HERKES ELİNDEN GELENİ YAPMALI: Havadis ekibinin sorularını yanıtlayan Amerika Birleşik Devletleri Kıbrıs Büyükelçisi John M. Koenig, zamanın Kıbrıs’ta çözüm isteyenlerin lehine işlediğini ifade ederek herkesin bir an önce müzakerelerin yeniden başlaması için elinden geleni yapmasını istedi
GERGİNLİK BİTMELİ: Biz görüşmelerin yeniden başladığını görmeyi çok istiyoruz. Tabii ki bunun gerçekleşebilmesi için bölgedeki gerginliğin azaltılması lazım. Dolayısıyla BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide ile çok yakın çalışıyoruz
BİRÇOK AÇIDAN ÇÖZÜM: Koenig: Çözüm Kıbrıs’ı bizim için daha güçlü bir partner haline getirmekle kalmayacak, Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesini ve dolayısıyla NATO ve AB arasında daha güçlü bir bağın olmasını sağlayacak. Bu da bizim için çok önemli
Amerika Birleşik Devletleri Kıbrıs Büyükelçisi John M. Koenig, Kıbrıs sorunu ile ilgili askıda bulunan müzakerelerin başlaması için Doğu Akdeniz’deki gerginliğin son bulması gerektiğini belirtti.
Koenig, her iki tarafın ana sorumluluğunun masaya dönmenin yollarını bulmak olduğunu belirtti.
Koenig, zamanın Kıbrıs’ta çözüm isteyenlerin lehine işlemediğini ifade ederek herkesin bir an önce müzakerelerin yeniden başlaması için elinden geleni yapmasının elzem olduğunu belirtti. Koenig, müzakerelerin en geç 2015’in başlarında yeniden başlamasını umduğunu da belirtti.
Amerika Birleşik Devletleri Kıbrıs Büyükelçisi John M. Koenig, Havadis Gazetesi Genel Müdürü ve Genel Yayın Yönetmeni Başaran Düzgün, Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Ekmekçi ve editör Esra Aygın’ın sorularını yanıtladı.
İşte Koenig’in Havadis ekibinin sorularına verdiği cevaplar:
Müzakerelerde yaşanmakta olan tıkanmışlığın aşılması konusunda Amerika’nın nasıl bir katkısı olabilir?
Koenig: Biz görüşmelerin yeniden başladığını görmeyi çok istiyoruz. Tabii ki bunun gerçekleşebilmesi için bölgedeki gerginliğin azaltılması lazım. Dolayısıyla BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide ile çok yakın çalışıyoruz ve onun görüşmelerin yeniden başlamasına izin verecek koşulların yaratılması konusundaki çabalarını destekliyoruz.
Eide’nin hidrokarbon araştırmaları ile ilgili taraflara yapmış olduğu öneri reddedildi. Ve özel danışman en azından bir süre için yeni bir öneri getirmeyeceğini açıkladı. Bu durumda süreç nasıl ilerleyecek?
Koenig: Sanırım herkesin anlaması gereken şey şu: Masaya dönmenin yollarını bulmak ilk ve en başta iki tarafın kendi sorumlulukları. Her iki taraf da Kıbrıs’ta bir çözüme doğru ilerlemenin tek yolunun müzakerelerden geçtiğini biliyor. Özel Danışman Eide, her iki tarafın müzakere masasına dönmesini kolaylaştıracak fikirler üzerinde çalışıyordu. Bu çabalarına devam edecek, ama şu an için, tarafların, müzakerelere devam etmek için neye ihtiyaç duydukları konusunda düşünmelerini istedi.
Gelişmeler, nisan sonuna kadar müzakerelerde yeni bir adım atılmayacağını gösteriyor. Kuzey’de seçim dönemine girildi. Kıbrıslı Rum lider Anastasiadis sağlık sorunları yaşıyor. Bir taraftan Kıbrıs Türk tarafında yeni bir müzakereci var. Bu bize ne kaybettirir?
Koenig: Tüm bunlar tabii ki taraflarca ve müzakerelerin yeniden başlamasını destekleyenlerce dikkate alınması gereken unsurlar. Ve muhtemelen zamanlamaya etki edecekler. Ama daha önce birçok kez dile getirdiğimiz bir noktayı tekrarlamak istiyorum. Zaman, Kıbrıs’ta çözüm isteyenlerin lehine işlemiyor.
Bu nedenle herkesin bir an önce müzakerelerin yeniden başlaması için elinden geleni yapmasının elzem olduğunu düşünüyorum ve müzakerelerin en geç 2015’in başlarında yeniden başlamasını umuyorum.
Müzakerelerin başlaması durumunda, sizce kuzeydeki seçimler görüşmeleri nasıl etkiler?
Koenig: Bu konuda sadece geçtiğimiz cuma günü Dr. Eroğlu’ndan duyduklarımı söyleyebilirim. Aday olacağını açıklamasından kısa bir süre sonra Dr. Eroğlu bana, resmi kampanya dönemi başlayana kadar ve hatta belki başladıktan sonra da kendisini müzakereleri devam ettirme konusuna adamaya niyetli olduğunu söyledi.
Dolayısıyla, 2015 yılının ilk döneminde müzakerelerin devam etmesi için elinden geleni yapmayı amaçlıyor.
Hem müzakereleri yürütmek hem de seçim kampanyası yapmak Eroğlu için avantaj ya da dezavantaj gibi sonuçlara neden olmayacak mı?
Koenig: Ben olaya öyle bakmıyorum. Her zaman hem bir seçim kampanyası yürütmek, hem de bir anlaşma için müzakere etmek zordur. Bunu kabul ediyorum.
Ama bunu ancak görüşmelerin yeniden başlaması ve kampanya dönemine girilmesi ile bilebiliriz.
Kampanya dilinin, görüşmelerdeki momentumu korumak amacıyla diğer tarafça yapıcı olarak algılanacak şekilde düzenlemek gerekecektir. Ama bunu ancak kampanya ve müzakereler başladığında göreceğiz.
ABD bir dönem Maraş’la ilgili bazı çalışmaların yapılmasını da kapsayan bir güven artırıcı önlemler paketi üzerinde çok yoğun çalışmalar yaptı. Bu konu şu anda ne aşamada?
Koenig: Kıbrıs’taki ortamı dönüştürecek ve iki toplumda, bu müzakere sürecinin geçmiş süreçlerden farklı olduğu, daha sonuç getirici olduğu yönünde güven inşa edecek cesur adımların atılması fikrini çok değerli buluyoruz.
Bu çizgideki fikir ve tartışmaların çok faydalı olduğuna inanıyoruz. Bu yöndeki bazı fikirlerin ise halktan büyük destek gördüğünü ve Yeşil Hat’tın iki tarafından insanları bir araya getirdiğini de fark ettik. Bu tarz adımlar, sadece bir anlaşmanın uygulanması aşamasında değil, Kıbrıs’ın geleceği açısından da işbirliği modelleri yaratmaları açısından çok faydalı.
Ancak şu an için tüm dikkatimizi, görüşmelerin yeniden başlaması için Sayın Eide ile çalışmaya vermiş durumdayız. Yani şu anda çabalarımızı bu önceliğe odaklamış durumdayız. Bizim açımızdan Maraş veya diğer güven artırıcı önlemler hiçbir zaman çözüm çabalarının yerini alacak unsurlar olmadı. Buradaki ana fikir, karşılıklı olarak birbirini destekleyecek, takviye edecek süreçler yaratmaktı. Dolayısıyla, her ikisini de içerecek geniş kapsamlı bir sürecin başlamasını umuyoruz.
Şunu da söylemeliyim ki bu bağlamda oluşturulan sivil toplum veya toplumlararası temaslar – iş dünyası arasında olsun, teknik komiteler bağlamında olsun, dini diyalog olsun – çok önemlidir ve müzakerelerin askıda olduğu bir zamanda daha da büyük bir önem kazanıyorlar.
Bize göre, bu tarz toplumlararası faaliyetlerin içerisinde olan herkesin çabalarını iki katına çıkarması gerekiyor ki kapsamlı bir anlaşma için gerekli olan işbirliği ve karşılıklı anlayış parametreleri ortaya çıksın.
Kıbrıs’ın olası hidrokarbon kaynaklarının çözüm için bir motivasyon olması umuluyordu. Ancak şu ana kadar tam tersine, taraflar arasında daha büyük bir gerginliğe neden oldu. Bu konudaki düşünceniz nedir?
Koenig: Hala hidrokarbonların bir anlaşma için katalizör görevi görebileceğine inanıyorum. Bu yeni ortaya çıkmış olan bir konudur ve iki toplumun, bu adada yeni bir gelecek, daha müreffeh, daha istikrarlı bir gelecek yaratmak için hem birbirleri ile hem de bölgedeki komşuları ile işbirliği yapmaları için güçlü, olumlu bir teşviktir. Haklısınız, şu anda bu konu gerginliğe neden olmuştur. Tarafların hidrokarbon kaynaklarını çözüm için bir fırsat olarak görmeleri, bu konuyu daha işbirliği odaklı, daha yaratıcı şekilde ve daha güçlü bir vizyonla ele almaları gerekiyor.
Bu konuda yaşanan gerginliğin artmasından endişe ediyor musunuz?
Koenig: Sanıyorum bizler çok net şekilde ilgili tüm taraflara – Kıbrıs’taki iki tarafa ve diğer taraflara – gerginliği artıracak eylemlerden kaçınmaları yönünde çağrı yaptık. Gerginliğin daha da artmasının önüne geçmek için yapılabilecek en önemli şeylerden biri Sayın Eide ile ciddi ve yapıcı bir şekilde çalışmak ve bu sorunu aşarak müzakere masasına dönmek olacaktır.
Geçtiğimiz haftalarda Rusya Federasyonu’nun Lefkoşa Büyükelçisi Osadchiy, ABD’nin Kıbrıs’taki baskıcı tavrının endişe verici olduğunu söyledi. ABD gerçekten burada bir çözüm için baskı uyguluyor mu? Kıbrıs’ta bir uzlaşı ABD için neden bu kadar önemli?
Koenig: Bizler Kıbrıs’ta bir çözümün hem bizim, hem Kıbrıslıların hem de bölgedeki herkesin çıkarına olduğu konusundaki tutumuzda hep çok tutarlı olmuşuzdur. Şu an mevcut olan fırsatlardan yararlanarak Kıbrıs’ta bir çözüme varılmasına yoğun ve güçlü bir ilgi duyuyoruz.
Amerikan hükümetinin herhangi bir çözüm sürecine bu kadar sık ve bu denli üst düzeyde müdahil olması ender bir durumdur. Bunun nedeni, sadece Kıbrıs’ta iki-bölgeli, iki-toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyonun bizim çıkarlarımıza hizmet etmesi değil.
Bunun bölgenin istikrarına da katkı yapacağını, adada daha müreffeh bir geleceği sağlama alacağı ve Kıbrıs’ı ABD için daha güçlü bir partneri haline getireceğine inanıyoruz.
Kıbrıs sorununa müdahil olan farklı taraflarla – Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumlarla, Türkiye ile Yunanistan ile BM ile AB ile – çok yakın çalışıyoruz.
Tüm bu çabaların amacı ise sadece bir çözüm değil, Kıbrıs için daha iyi bir gelecek. Bu Kıbrıslıların elinde. Bizler de, çözüm çabalarında taraflara yapıcı şekilde katkı koymaya devam edeceğiz. Eğer arzularınızı gerçekleştirebilmeniz için sizlere yarımcı olabilirsek bunu yapmaya her zaman hazırız.
ABD’nin Kıbrıs’ta bir çözümden elde edeceği çıkar nedir?
Koenig: Bizler her zaman birleşmiş bir Kıbrıs’ın bölgedeki çıkarlarımıza hizmet edeceğine inanmışızdır. Çözüm Kıbrıs’ı bizim için daha güçlü bir partner haline getirmekle kalmayacak, Yunanistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesini ve dolayısıyla NATO ve AB arasında daha güçlü bir bağın olmasını sağlayacak. Bu da bizim için çok önemli. Bu kadar çok kargaşanın ve yönetilmesi zor krizin yaşandığı bir bölgede, Kıbrıs’ta çözüm, IŞİD gibi tehditlerle yüzleşebilmek için çok daha geniş yelpazeden aktörlerle çok daha etkin işbirliği yapabilmemizi sağlayacaktır. Dolayısıyla Kıbrıs’ta çözümün bizim ve bölgenin çıkarına olmasının birden fazla nedeni var.
Gerçekten Kıbrıs’taki iki tarafın federal bir çözüm yönünde samimi olduklarını düşünüyor musunuz yoksa ABD de dahil uluslararası toplum iki gönülsüz tarafı bir araya getirmek için boşuna çaba mı sarf ediyor?
Koenig: Kıbrıs’taki iki tarafın adayı birleştirmek istediklerini düşünüyorum. İlk olarak 1970’lerde yapılan Üst Düzey Anlaşmalarda ortaya konan ilkeler temelinde bir çözüme varmak istediklerini düşünüyorum. Ki bu ilkeler bu yıl 11 Şubat ortak açıklamasında da teyit edilmiştir. Bu durumda, iki tarafın bu temelde bir çözüm arzuladığından nasıl şüphe duyabiliriz ki?
Belki de burada şuna ihtiyaç duyuyoruz: Daha güçlü bir siyasi irade; müzakerelerde ilerleme sağlayacak adımların daha iyi önceliklendirilmesi; karşı tarafın pozisyonunu anlamak, buna saygı duymak ve dikkate almak için daha büyük bir kararlılık; müzakereleri bir rekabet alanı olarak değil, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların ortak bir gelecek kurmak için gerçekleştirdikleri ortak bir proje olarak görmek…
Müzakere süreci bazen daha partizan, daha kısa-vadeli, rekabetçi yaklaşımlarla boğuluyor. Bu da, üzerinde çalışılan şeyin bu adada ortak bir gelecek olduğu ve bunun da Kıbrıs’ın yüzleşmesi gereken en önemli konu olduğu gerçeğini perdeleyebiliyor.

































