Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

‘Siyasetçi’lik meslek değil ama ülkeyi yönetiyorlar!

Hep eğitim problemlerini yazıyoruz. Ancak eğitim problemlerinden önce buralarda siyaset ana problem olduğu için onu da yazmak gerekiyor. Eğitim geri kalmış veya gelişmekte olan ülkelerde siyasetin elinde çünkü.

Siyaset buralarda yeniden düzenlenmesi gereken kurumların başında gelir. Ne yazık ki geri kalmış veya gelişmekte olan ülke dinamiklerine ve örgütlenmesine maruz kalmış KKTC’de herşey siyaset kurumu tarafından yönetilir. Ancak 42 yıllık siyaset buralarda hiçbir probleme çözüm bulamadı; yeni problemler üretti hatta kendisi problem olarak, topluma büyük bir kambur oluşturdu.

‘Siyasetçi’ kelimesi Can Dündar’ın deyimiyle meslek olmayan ‘iş’lerden bir tanesini anlatır. Dündar meslek için şöyle bir tespitte bulunur: ‘–çi, -cı, -cü, -cu gibi eklerle isimlendirilen uğraşlar meslek değil.’; bu saptama genel olarak doğrudur. Örneğin gözlükçü meslek değil; gözlük satmakla uğraşan kişidir. Gazeteci meslek değil; gazete satma işi ile uğraşandır. Siyasetçi de meslek değil; siyaset ile uğraşan birisidir.

Diğer taraftan siyaset bilimi uzmanı’nın sonunda ‘–çi’ eki yok. Gerçekten meslekdir çünkü. Çağdaş meslekler isimlerinden de anlaşılacağı gibi ‘profesyonel’dir. Profesyonel meslek, tanımlanmış, uzun ve yoğun örgün eğitimden geçme ve sonunda diplomaya sahip olmayı gerektirir. Ayrıca profesyonel mesleklerde giriş denetimi mevcuttur*. Her isteyen söz konusu mesleği yapamaz. Örneğin Avukatlık buralarda meslektir. Tanımlanmıştır ve diğer mesleklerden birisi avukatlık yapacağım diyemez çünkü avukatlık mesleğine giriş denetimi var. KKTC’de barolar birliği giriş denetimini yapar.

Siyaset bilimi üniversitelerde ana bilim dalıdır. Lise mezunu olup, giriş sınavında ilgili bölüme girecek bilgi birikimine sahip olmayı gerektirir. Sonrasında siyaset bilimi bölümünde de 4 yıllık veya 8 sömestirlik derslerden başarılı olup, diploma alarak siyaset bilimi uzmanı olunur. İşte bu kişiler siyaset bilimi uzmanı olur; siyasetçi değil.

Buralarda da siyaset bilimi uzmanlarının yönetimde sorumlu olacağı bir siyaset kurumuna artık ihtiyaç var. Bununla birlikte ‘teknotrat’ hükümetine geçişi sağlayacak yasal düzenlemelerin de yapılması şart. Teknotratların kendi uzmanı oldukları mesleklerindeki bilgi birikimlerinden yararlanmanın yolu da budur. Gelişmiş ülkelerdeki gibi meslekleri olan ve mesleklerindeki derin bilgilerini, toplumun yararına kullanabilecek yeterlikte olan teknotratlar ancak ülkede kalkınma hamlesi yapabilir.

KKTC’yi yönetenlerin geneli siyasetçidir; meslekleri siyaset bilimi değil. Pek çok siyasetçi kendi mesleği ile ilgili kurumlarda da uğraşmadı. Öyle bir noktaya gelindi ki kendi mesleğine bile uzaklaştılar. Sadece işleri oldu; onun adı da ‘siyasetçi’dir.

Bunun yanında tecrübeyle sabittir ki alandan olmayan mesleklerden kişiler ilgili kurumlara hiçbir şey veremez. Buralarda genelde tıp doktorları ekonomi, ulaşım, eğitim, turizm, hayvancılık, tarım, bayındırlık, maliye gibi kurumlarda en tepe yöneticisi meslek grubu olmuştur. Fakat bu kurumların tamamı sorunlar yumağıdır. Demek ki tıp doktorları sadece kendi alanları ile ilgili kurumlarda sorumlu olsalar, belki problemleri çözerler çünkü ilgili alanda derin bilgileri mevcuttur. Ancak ne yazık ki sağlık da buralarda bitmiş durumdadır. Anlayacağınız doktorlar kendi alanlarının kurumu olan sağlığı bile düze çıkaramadılar.

Bazılarının sosyal medyada ‘başkanlık’ rejimini tartışması, buraların siyaset yapılaşmasında, korkutucu bir durumdur. Buralardaki siyasetçi normları ile başkanlık yönetimine geçilmesi ülkenin top yekün iflası olur.

Buralarda önce siyasetçi işçiliğinden halkı kurtaracak yasal düzenlemlere gidilmeli. Arkasından teknotratların ülkenin yönetiminde sorumlu olacağı bir yapıya geçilmesi şart. Yoksa buralarda siyaset meyhane, kahvehane, cenaze törenleri, düğünlerde vs yapılmaya devam edecek. Ülke de daha da batmaya devam edecek.

*Prof. Dr. Münire Erden (2007). Eğitim Bilimlerine Giriş. Ankara: Arkadaş Yayıncılık.