Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Türkiye

Türkiye’nin 90 Yılda Yaptıkları

Türkiye veya resmi adıyla Türkiye Cumhuriyeti başkenti Ankara olan ve Avrupa ile Asyakıtalarının her ikisinde de toprağı bulunan ülkedir. Ülke topraklarının bir bölümü Anadolu Yarımadası'nda, bir bölümü ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Marmara Denizive Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları; Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan (Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti),İran, Irak ve Suriye'dir.
Türkiye, günümüzde bağımsız yedi Türk devletinden biridir. Devletin resmi bir dini yoktur.] Ülkenin resmi dili Türkçe'dir. Ülkedeki en yaygın din ise İslâm'dır.
Oğuzlar, bugün Türkiye (Halk Latincesi'nde "Türklerin Yurdu" anlamına gelen Turchia sözcüğünden türemiştir) olarak bilinen alana 11. yüzyılda göç etmeye başlamıştır. Göç, Selçukluların Bizanslılar karşısında elde ettikleri Malazgirt Zaferi'yle hızlanmıştır. Birçok küçük beylik ve Anadolu Selçuklu Devleti, Anadolu'yu Moğol İstilasına kadar yönetmiş ve 13. yüzyılda Osmanlı Beyliği Anadolu'yu birleştirerek Doğu Avrupa, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'yı yöneten bir devlet hâline gelmiştir. I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgisinin ardından çöken Osmanlı Devlet'nin birçok bölgesi İtilaf Devletleri'nce işgal edilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki genç bir subay kadrosunun örgütlediği başarılı direnişin ardından 1923 yılında nihayet ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk olan Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.
Türkiye, kadim ekinsel mirasıyla demokratik, lâik, merkeziyetçi ve anayasal bir cumhuriyettir. Türkiye, Avrupa Konseyi'ne, NATO'ya,OECD'ye, AGİT'e ve G-20'ye üye olarak Batı Dünyasıyla bütünleşmiştir. 1963 yılından beri Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun imtiyazlı ortağı ve 1995 yılından beri Gümrük Birliği'nin üyesi olan Türkiye, 2005 yılında Avrupa Birliği ile tam üyelik görüşmelerine başlamıştır. Türkiye aynı zamanda Türk Konseyi, Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Örgütü gibi örgütlere üye olarak Orta Doğu ile, Orta Asya'daki Türk devletleri ile ve Afrika ülkeleri ile yakın ekinsel, politik, ekonomik ve endüstriyel ilişkiler geliştirmiştir.
Avrupa ve Asya kıtaları arasındaki geçiş yolları üzerindeki konumu Türkiye'ye anlamlı bir güç ve önem kazandırmaktadır. Türkiye, siyaset bilimciler ve ekonomistlere göre stratejik konumu, büyük ekonomisi ve askeri kabiliyetiyle bir bölgesel güçtür.

Ordusu
Türk Silahlı Kuvvetleri; Kara, Deniz ve Hava kuvvetleri olmak üzere üç bölümden oluşur. İç emniyeti sağlama ve askeri işlevleri olan Jandarmaile Sahil Güvenlik, barış zamanında İçişleri Bakanlığı'na, savaş zamanında Kara ve Deniz kuvvetlerine bağlıdır. Cumhurbaşkanı tarafından atanan ve görevlerinden dolayı başbakana karşı sorumlu olan Genelkurmay Başkanı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni komuta edip yönlendiren en üst düzey birimdir. Bakanlar Kurulu, millî güvenlik ve ülke savunması için yeterli silahlı kuvvetlerin hazırlanması konularında meclise karşı sorumludur. Ancak savaş ilan etme, yabancı ülkelere asker gönderme veya yabancı ülke askerlerinin Türkiye'ye konuşlanmasına izin verme yetkileri yalnızca meclise aittir. General Necdet Özel, 4 Ağustos 2011'den bu yana Genelkurmay Başkanlığı görevini sürdürmektedir.
Sağlık sorunu olmayan her erkek Türk vatandaşının eğitim durumu ve iş yerine bağımlı olarak üç hafta veya on beş ay arasında değişen bir süre için askerî hizmet yapması gerekmektedir. Türkiye'de vicdanî ret uygulaması bulunmamaktadır ve askerlik yerine sivil bir alternatif sunulmamaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, beş bölümde hizmet veren ve sadece bir milyondan fazla üniformalı personeli bulunan Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetleri'nin ardından NATO'nun ikinci büyük silahlı gücüdür. Türkiye, 2003 yılından bu yana Eurocorps için askeri personel katkısı yapmaktadır ve Avrupa Birliği Savaş Grupları içinde yer almaktadır. Ayrıca; Almanya, Belçika, Hollanda ve İtalya ile birlikte,nükleer paylaşım politikasına dahil olan beş NATO üyesi ülkeden bir tanesidir.
1998 yılında yapılan açıklamada Türkiye; tanklar, avcı uçakları, helikopterler, denizaltıları, savaş gemileri ve saldırı tüfeklerini kapsayan ve 160 milyar ABD dolarına mâl olan bir modernizasyon programına başladı. Diğer taraftan ülke, Müşterek Saldırı Uçağı programının üçüncü seviye katılımcısıdır.
Türk Ordusu, 1950'li yıllardan bu yana bu yana Birleşmiş Milletler ve NATO üyesi olarak uluslararası ortamda çeşitli ülkelerde yer almıştır. Somali'de ve eski Yugoslavya'da barış görevlerinde, Birinci Körfez Savaşı'nda koalisyon güçlerine destek olmak amacıyla bulunmuştur. Türk Askeri, birçok yerde Mehmetçik adıyla da anılmaktadır. 36.000 Mehmetçik, uluslararası arenada de facto bir yönetim olarak kabul edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni korumaktadır ancak bu askeri varlık, Kıbrıs Cumhuriyeti ile uluslararası toplum tarafından yasadışı işgal gücü olarak kabul edilmektedir ve birkaç Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla kınanmıştır. Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri'nin Afganistan'da istikrar sağlamak amacıyla başlattığı Afganistan Savaşı'nda da bir NATO üyesi olarak 2001 yılından bu yana asker bulundurmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2006 yılında ülkenin Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) harekâtına katkı sağlamasını onayladı ve böylece Türk Askeri, Lübnan'da da yer almaya başladı.

Ekonomi

İstanbul, Türkiye'nin ekonomik kalbi ve en gelişmiş şehridir. SoldaŞişli'deki kuleler, sağda Levent iş merkezleri görülmektedir.
Türkiye, GSYİH (SAGP) sıralamasında 16. sırada, GSYİH (nominal) sıralamasında 17.sırada yer almaktadır.[74]OECD ile G-20 büyük ekonomileri topluluklarının kurucularından bir tanesidir. I. Dünya Savaşı ile Türk Kurtuluş Savaşı sonrası ortaya çıkan cumhuriyetin, ilk altmış yılında, 1923 ve 1983 yılları arasında devlet, sıkı bir yarı-devletçi yaklaşımın içinde bulundu; özel sektör katılımı, dış ticaret, döviz akışı ve doğrudan yabancı yatırım tutarı gibi konularda çeşitli sınırlamalar konuldu, çeşitli bütçe planlamaları yapıldı. Ancak 1983 yılına gelindiğinde Başbakan Turgut Özal, özel sektörü daha ön plana çıkaran bir dizi reform başlattı.
Büyük miktarlarda alınan dış kredilerle birlikte reformlar, hızlı bir ekonomik büyümenin önünü açtı fakat bu büyüme özellikle 1994, 1999 (o yıl gerçekleşen Gölcük depremi sonrası) ve 2001 yıllarında yaşanan finansal krizler ve durgunluklar sebebiyle sürekli kesintiye uğradı. 1981 ile 2003 yılları arasında ülkenin yıllık GSYİH büyüme ortalaması %4 olarak belirlendi. Büyüyen kamu açıkları ve yaygın yolsuzluk ile birlikte ek mali reformların eksikliği, yüksek enflasyon ve zayıf bankacılık sektörü, makroekonomi dalgalanmasının artmasına sebep oldu. 2001 yılındaki kriz sonrası dönemin maliye bakanı Kemal Derviştarafından başlatılan reformlardan bu yana, enflasyon tek haneli rakamlara düştü, yatırımcı güveni ile yabancı yatırım arttı, işsizlik oranı geriledi.

Devlet Demiryolları tarafından kullanılanTCDD HT65000 modeli bir yüksek hızlı tren.
Türkiye, dış ticaret üzerindeki devlet kontrolünü yavaş yavaş azaltarak ekonomik düzenlemeler yoluyla çeşitli pazarlar açtı, kamuya ait çeşitli kurumları özelleştirme yoluna gitti, birçok sektörün liberalleştirilmesi ile yabancı katılımı ise çeşitli siyasi tartışmalar arasında devam etti. Kamu borçlarının GSYİH'ye oranı, 2001 yılındaki durgunlukta seviyenin altına düşse de, 2010 yılının üçüncü yarısında %46'ya yükseldi. 2002 ve 2007 yılları arasındaki yıllık GSYİH büyüme oranı ise ortalama %6.8 olarak belirlendi; bu rakam Türkiye'yi o yılların en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri haline getirdi. Ancak büyüme, 2008 yılında %1 oranında yavaşladı ve ekonomi, 2009 yılında yaşanan küresel ekonomik krizden %5 kadarlık bir oranla durgunluktan etkilendi. 2010 yılında ise ülkenin ekonomisinin %8 büyüdüğü tahmin edildi.
2000'lerin ilk yıllarında ülkedeki yüksek enflasyon kontrol altına alındı ve bu yeni bir para biriminin piyasaya sunulmasına yol açtı; Yeni Türk Lirası, 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girdi. 1 Ocak 2009'da Yeni Türk Lirası yerini yeni banknot ve madeni paraların tanıtılmasıyla Türk Lirası'na bıraktı. 2012 yılında ülkedeki enflasyon rakamı %6.16 olarak, işsizlik oranı %9.2 olarak belirlendi.
Türkiye'de turizm, ekonominin büyük bölümünü oluşturmaktadır ve son yirmi yılda hızlı bir büyüme yakalamıştır. 2011 yılında ülke, 33.3 milyon turist tarafından ziyaret edilerek dünya turizm sıralamasında altıncı sırada yer aldı ve misafirlerden 23 milyon dolar gelir elde etti. Türk ekonomisinin diğer önemli bölümlerini ise bankacılık, inşaat, beyaz eşya, elektronik, tekstil, petrol arıtma, petrokimya ürünleri, gıda, madencilik, demir-çelik, makine sanayi ve otomotiv sektörleri oluşturmaktadır. Dünya'nın 16. büyük otomotiv üreticisi olan ülkede, 2012 yılı içinde 1.072.339 motorlu araç üretildi. 2011 yılında Türk gemi yapım sektörü, 1.2 milyon ABD doları kadarlık bir gelir elde etti. Malta, Marshall Adaları, Virjin Adaları ve Norveç, Türkiye'nin gemi sektöründeki ihracatını yaptığı ülkelerden bazılarıdır. Akdeniz, Karadeniz, Marmara bölgelerinde yer alan Türk tersanelerinde, farklı boyutlarda 15 yüzer iskele ve bir kuru havuz bulunmaktadır. 2012 verilerine göre Türkiye'de aktif olarak çalışan 87 tersane vardır.
Türk ekonomisi, büyük şehirlerde sanayiye daha çok bağlıdır ve daha çok batı illerinde yoğunlaşmıştır, bu kesimde tarım daha az yapılmaktadır. Yine de geleneksel tarım Türk ekonomisinin hala önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. 2010 yılında, tarım sektörü, GSYİH'nin %9'unu, sanayi sektörü %26'sını, hizmet sektörü %65'ini kapsadı. Ancak tarım, hâlâ istihdamın %24.7'lik bir kısmını oluşturmaktaydı.

Politika
Türkiye, parlamenter temsilî demokrasinin uygulandığı bir ülkedir. 1923 yılında cumhuriyetin ilanından bu yana ülkedeki laiklik güçlü bir şekilde gelişmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, ülkenin yasal çerçevesini çizer, hükûmetin temel ilkelerini ortaya koyar ve üniter bir merkezi devlet olarak Türkiye'yi belirler.
Cumhurbaşkanı, ülkenin başkanıdır ve büyük ölçüde törensel bir role sahiptir, beş yıllık aralıklarla yapılan doğrudan seçimler aracılığıyla seçilir. Abdullah Gül, 28 Ağustos 2007'den bu yana cumhurbaşkanıdır ve meclis tarafından, görev süresi biten Ahmet Necdet Sezer'in yerine seçilmiştir.
Ülkede Kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmiştir. Yürütme, başbakan ve hükûmeti oluşturan Bakanlar Kurulu tarafından; yasama,Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından; yargı, bağımsız mahkemeler tarafından yönetilmektedir. Anayasa Mahkemesi, yapılan kanunların anayasa ile uygunluğunu denetlemekle yükümlüdür. Danıştay, idari davalar için başvurulabilecek en son mahkemedir;Yargıtay karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.
Başbakan, çoğunlukla parlamentoda en fazla sandalyeye sahip olan partinin başkanıdır ve ülkenin hükûmetini oluşturmakla görevlidir, bu hükûmet ise güvenoyu toplamak zorundadır. Türkiye'nin şu anki başbakanı, İstanbul'un eski belediye başkanlarından olan Recep Tayyip Erdoğan'dır. Erdoğan'ın kurduğu muhafazakar Adalet ve Kalkınma Partisi, 2001'de yaşanan ekonomik krizin ardından düzenlenen 2002 genel seçimleri'nde %34 oy alarak parlamentoda sandalye çoğunluğu elde etti.

ABD Başkanı Barack Obama, 6 Nisan 2009'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde.
Bakanların milletvekili olmasının zorunlu olmadığı ancak yinede bakanların milletvekillerinin arasından seçilmesinin yaygın olduğu ülkede AKP, 2007 genel seçimleri'nde %46.6, 2011 genel seçimleri'nde %49 oy toplayarak oy toplayarak sandalye çoğunluğu olan parti olma özelliğini korudu. 2007'de, Abdullah Gül'ün tartışmalı cumhurbaşkanlık seçimi de dahil olmak üzere devletin yasama organında laiklik ve yargının rolü ile ilgili bir dizi olay oluştu. 2008 yılında hükûmetin, üniversitelerde sürmekte olan türban yasağını kaldırmak için verdiği öneri Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildi.
Her iki cinsiyet için genel oy hakkı 1933 yılından bu yana Türkiye genelinde uygulanmaktadır ve 18 yaşına girmiş her Türk vatandaşı seçme hakkına sahiptir. 2004 yılı itibariyle ülkede kayıtlı 50 siyasi parti bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, laiklik karşıtı veya ayrılıkçı gördüğü siyasi partilerin kamu finansmanını veya tamamen varlıklarını ortadan kaldırma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 550 milletvekilinden oluşur ve milletvekilleri dört yıllık aralıklarla seçilir. Ülkede 81 il bulunmaktadır fakat Ankara ve İzmir'in iki, İstanbul'un üç seçim bölgesine ayrılması sebebiyle toplam 85 seçim bölgesi vardır. Aşırı siyasi parçalanmayı önlemek amacıyla var olan seçim barajı uygulaması gereğince bir partinin meclise girebilmesi için en az %10 oy toplaması gerekmektedir. Bu nedenle 2002 genel seçimlerinde sadece iki, 2007 genel seçimlerinde sadece üç parti resmen meclise girme hakkı kazandı.

Eğitim

Kuruluş yıllarında toplam 12 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğu cumhuriyetin ilk yıllarında, alfabenin değiştirilmiş olmasından dolayı okur-yazar değildi. Arap alfabesi ile okur yazar oranı ise %2 ler civarındaydı. Günümüzde de Osmanlıca popülerliğini sürdürmekte ve özel çabalarla öğrenilmektedir. Ayrıca üniversitelerde ders olarak verilmektedir. Osmanlıca basılan kitaplar günümüzde de mevcuttur. Günümüz alfabesi ile okuma yazma oranı ise son rakamlarla %95'tir. Türkiye eğitim sistemi; 12 yıllık temel eğitime dayanır. İlk 4 yıl ilkokul + 4 yıl ortaokul +4 yıl lise öğrenim dönemi vardır. Üniversiteye geçiş Yükseköğretime Geçiş Sınavı ile gerçekleştirilir. Yaygın eğitim kurumları bazında halkeğitimler bulunmaktadır. Açıköğretim sistemi de pek çok öğrenci tarafından kullanılmaktadır.
1930'lara kadar İstanbul Teknik Üniversitesi ile birlikte İstanbul Üniversitesi ülkedeki sadece iki üniversite iken, günümüzde üniversite sayısı 174'dür. Üniversitesi olmayan il yoktur. 2011 yılında Times Higher Education ve Thomson Reuters tarafından eğitim, atıflar, araştırma, endüstri geliri ve uluslararası çeşitlilik kriterlerine dayanarak yapılan araştırmada, Dünya üniversiteleri sıralamasında 204. olarak Bilkent Üniversitesi, 285. olarakİstanbul Teknik Üniversitesi, 289. olarak Orta Doğu Teknik Üniversitesi, ve 307. olarak Boğaziçi Üniversitesi dünyanın en iyi 400 üniversitesi arasında gösterilmektedir.
Türkiye'nin en eski üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi'nin kuruluş tarihi 1453 yılına, en eski teknik üniversitesi olan İstanbul Teknik Üniversitesi'nin kuruluş tarihi ise 1773 yılına dayanır. 1946 yılında daha eski tarihlere dayanan köklü fakültelerin aynı çatı altında birleştirilmesiyle kurulan Ankara Üniversitesi Üniversite Kanunu ile kurulan ve Cumhuriyetin ilk üniversitesi niteliğini taşıyan bir eğitim kurumu olarak ön plana çıkmıştır. Ankara Üniversitesi'nin en eski ve köklü fakültesi 1859 yılında kurulmuş olan Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mekteb-i Mülkiye)'dir. Mülkiye, Türkiye'nin sivil yöneticilerini yetiştirmek üzere kurulmuş ilk eğitim kurumudur.
1961 Anayasasının 120. maddesinde üniversiteler özerk kuruluşlar olarak yer alırken, 27 Ekim 1960 tarihli 115 sayılı yasa, 1946 tarihli 4936 sayılı yasanın bazı maddelerini değiştirip yeni maddeler eklemiştir. Bu yasayla Milli Eğitim Bakanlığı'nın Üniversite üzerindeki yetkileri azalmış, fakülte kurullarına daha geniş katılım sağlanmış ve kadro tıkanıklıklarını aşmak üzere yeni düzenlemeler getirilmiştir. Kısaca yönetim, teşkilat, öğretim üyelği ve yardımcılığı konularında daha geniş özerklik koşullarında yeni esaslar konmuştur.
2002 MEB istatistiklerine göre; toplam 6065 lise (ortaoğretim) bulunmaktadır. Bunların 2637'si genel(düz) lise (özel liseler dahil), 3428 tanesi ise mesleki lisedir. [1]