Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Sağlık

Bugün dünya AIDS günü!

Gizem DAVULCU

Lefkoşa Doktor Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik mikrobiyoloji uzmanı olarak çalışan Doktor Emre Vudalı bizlere HIV hakkında bilgi verdi.

HIV hastalığı kimi veya kimleri ilgilendirir?
HIV bugün dünyada ve KKTC’de tüm din, dil, etnik köken, meslek, yaş, kadın, erkek, çocuk ayrımı yapmadan herkesi etkileyebilir. HIV artık çağımızın hastalığıdır ve bu konuda bilgilenmek için herkese iş düşmektedir. HIV hepimizi ilgilendirmektedir…

HIV (Human Immunodeficiency Virus) nedir?
Türkçe’de ‘’İnsan Bağışık Yetmezlik Virüsü’’ olarak adlandırılan bir virüstür. HIV ile enfekte olan bir kişinin tedavi almaması, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve etkisiz hale gelmesine neden olur. Virüs CD4 lenfosit dediğimiz beyaz kan hücrelerine yerleşir ve çoğalmaya başlar. Uzun yıllar içersinde ise bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olur.

AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome) nedir?
Türkçede “Kazanılmış Bağışık Yetmezlik Sendromu” olarak adlandırılan HIV’in neden olduğu hastalıklar bütünüdür. Normalde sağlıklı bir kişide bağışıklık yani CD4 sayısı 600 ile 1200 olması beklenmektedir. Ancak AIDS evresine geçmiş bir HIV pozitif kişinin CD4 sayısı 200 ‘ün altına inmiştir. CD4 sayısı 200’ün altına düştüğünde, kişinin bağışıklık sistemi ciddi şekilde zayıflar ve fırsatçı enfeksiyonlar ve kanserler kolayca gelişebilir. Yanı kısacası her HIV pozitif kişi AIDS değildir. AIDS tablosu HIV hastalığının son evresi diyebiliriz.

HIV virüsü vücuda ilk girdikten sonra hastalık süreci nasıldır?
Virüs vücuda girdikten sonra genelde bir ay içersinde kişide grip benzeri şikayetler olur. Bu sebepten dolayı hastalık ilk aşamada kolayca gözden kaçabilmektedir. Hastalar genelde eve grip reçetesi ile gönderilmekte ve bu döneme “Akut Retroviral Sendrom”adı verilmektedir. Bu dönem hiçbir belirti ve bulgu vermeyeceği gibi hızlı kilo kaybı,
kuru öksürük, tekrarlayan ateş veya gece terlemeleri, açıklanamayan yorgunluk,
büyümüş koltuk altı, kasık veya boyun lenf bezleri gibi yakınmalar ve bulgular olabilmektedir.
Bu dönemden sonra hastalık sessiz dönem yani Latent döneme girer. Bu dönemde çok yakınma ve bulgu vermeden yıllar içerisinde (2-10 yıl) yavaş yavaş CD4 sayısı tükenmeye ve düşmeye başlar. Daha önce bahsettiğim gibi CD4 sayısı 200’ün altına düştüğünde, kişinin bağışıklık sistemi ciddi şekilde zayıflar ve fırsatçı enfeksiyonlar ve kanserler ortaya çıkmaya başlar.

HIV tanısı nasıl konur?
HIV tanısı için herhangi bir laboratuvarda kan testi yaptırmanız gerekmektedir. Tüm devlet hastanelerinde HIV testi yaptırabilirsiniz. Ayrıca pek çok özel hastanede ve laboratuvarda da test yapılıyor. Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinde isim vermeden de test yaptırmak mümkündür. Tek yapmanız gereken Enfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurmaktır.
Hastalık nasıl bulaşır?
Korunmasız oral, anal ve vajinal cinsel ilişki sırasında virüs vücuda girebilir. Her tip korunmasız cinsel ilişki ile HIV ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar bulaşabilmektedir.
Ayrıca kan ürünlerinin nakli, ortak enjektör kullanımı, anneden bebeğe, dövme veya piercing ve kaza ile enjektör iğnesinin ele batması (HIV pozitif kişinin) ile bulaşabilmektedir.

HIV hangi yollar ile bulaşmaz?
HIV sosyal ilişkilerle, öpüşmekle, sarılmakla, aynı ortamda bulunmakla, aynı çatal – kaşığı, aynı havuzu, aynı tuvaleti kullanmakla, sivrisinek ısırmasıyla, gözle görünür miktarda kan içermedikçe tükürükle, ter ile bulaşmaz. Kısacası düşünüldüğünün aksine günlük sosyal ilişkiler ile bulaş olmaz.

HIV’in tedavisi var mı, öldürür mü?
Dünya Sağlık Örgütü’nün kronik hastalıklar listesinde olan HIV, 1996’dan bu yana mevcut gelişmiş Antiretroviral (HIV’i baskılayan) ilaç seçenekleriyle kontrol altında tutulabilir. Günümüzün yenilikleri ile ise artık HIV günlük tek tablet ile tedavi edilebilmektedir.  Doğru zamanda ilaç tedavisine başlayan HIV pozitifler kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler. Geç HIV tanısı alan ve AIDS evresinde olan kişiler dahi ilaç tedavisiyle sağlıklarına geri kavuşabilmektedir. Hatta günümüzde gelişmiş tıp sayesinde HIV pozitif anneler virüsü taşımayan bebek sahibi olabilmektedir. HIV pozitif kişiler normal aile ve iş hayatlarına devam edebilirler.

HIV ‘in ülkemizdeki zorlukları nedir?
HIV tanısı alan bir kişi çok büyük bir psikolojik travma yaşamaktadır. Hastanın ilk aklına gelen; neden ben, ben ölecek miyim, kimse öğrenmesin, insanlar öğrenirse beni sosyal olarak dışlayacak korkusu, eşime nasıl söylerim, çocuğum olabilir mi… gibi soru ve düşüncelerdir.
Maalesef ülkemiz şartlarında psikolojik destek sağlayacak merkezlerimiz bulunmamaktadır. Hastalar bu noktada çok yalnız kalmaktadır. Yine doktorları olarak bu zor dönemde elimizden geldiği ölçüde destek olmaya çalışıyoruz.
Genel olarak, halkın bu konudaki bilgisizliğinden dolayı, hastalığın halen ölümcül bir hastalık olduğu ve basit bir el sıkışmasından bile bulaşabileceği düşüncesi ile bu kişiler sosyal olarak toplumdan dışlanabilmektedir.
Dünyada kullanılan son ve etkin ilaçlar ülkemizde mevcuttur. Dolayısıyla hastalığı tedavi etmekte ve takip etmekte sıkıntı yaşamıyoruz.
Dünyada ve ülkemizde en büyük sorun damgalanmak ve ayrımcılıktır. Umarım bu röportaj ile bir miktar insanların ön yargısını kırabilmişimdir.