Yakın Doğu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü bünyesinde araştırma görevlisi olarak görev yapan Uzm. Dyt. S. Gökçen Zeybek ile Nar’ın Kanser ve Kardiyovasküler hastalıklarda olan önemini aktaracağız. Keyifle okumanızı dilerim.
Nar ve Sağlık
Eski Mısır, Yunan ve Roma efsanelerinde kendinden bahsettiren Nar, Eski Yunan’da ölümü, Çin’de ise uzun yaşamı temsil etmekteydi. Eski İran’da ise nar çekirdeklerinin savaşcıları ölümsüz kıldığına inanılıyordu. Nar M.Ö. 3000 yılından itibaren tüketilen en eski meyvelerden biridir. Kurak veya yarıkurak bölgelerde yetişen susuzluğa dayanıklı olan narın kökeni Güney Doğu Asya olup İran, Hindistan bölgelerinde ve Türkiye, Mısır, Tunus, İspanya gibi Akdeniz ülkelerinde de yetişmektedir. Nar, taneli, üzümsü veya yumuşak olarak adlandırılan meyveler grubunda kategorize edilmekte ve ‘Punicaceae’ familyasına aittir. Ortalama 5-12 cm büyüklüğünde, 200 gram olan nar 600 adet nar tanesine sahiptir. Nar taze olarak tüketildiği gibi, meyve suyuna, meyve suyu konsantresine, reçele, şaraba, liköre işlenebilmekte, çeşitli besinlere renk verici ve tatlandırıcı olarak katılarak kullanılmaktadır.

Meyvenin bileşimi; çeşit, yetiştirme koşulları, iklim, olgunluk durumu ve depolama şartlarına göre değişkenlik göstermektedir. Nar suyu fruktoz, sükroz ve glukoz gibi karbonhidratların iyi kaynağıdır. Yapısında askorbik asit, sitrik asit, fumarik asit ve malik asit gibi organik asitleri içermektedir. Ayni zamanda çok az miktarlarda da olsa prolin, metionin, valin gibi amino asitlerden de zengindir. Bazı hastalıklardan koruyucu potansiyel etkilerini ise hem nar suyunda hemde çekirdeğinde bulunan polifenoller sayesinde göstermektedir. Yapısında içerdiği polifenollerin büyük bir çoğunluğunu ise antioksidatif (vücut için zararlı madde oluşumunu önleyici) ve koruyucu potansiyel etkilere sahip tanninler ve flavonoidler oluşturmaktadır. Narın yapısında bulunan ellagitanin, tannin grubuna ait antioksidan (vücuda zararlı olan maddelerin oluşumunu engelleyen veya vücuttan uzaklaştıran madde) etkiye sahip bileşiktir. Tanninler dışında narın içerdiği flavonoidler ise; antosiyaninler, flavonollardır. Ayni zamanda yapısında içerdiği kateşinler de yüksek antioksidan kapasite göstermekte ve sağlığımızı olumlu yönde etkilemektedir. Antosiyaninler nara kırmızı rengini veren bileşen maddedir. Narın bileşiminde bulunan flavonoidler antioksidan etkilerini tümör nekrozis faktör- alfa (TNF-alfa) gibi inflamatuvar belirteçlerin indirekt olarak durdurması ile göstermektedir. Flavonoid ve antosiyanin içeriğine bağlı olarak gösterdiği antioksidan aktivite kırmızı şarap ve yeşil çaydan 3 kat daha fazla olduğu bulunmuştur. Nar sahip olduğu bu zengin içerik sayesinde birçok kanser türünün, kardiyovasküler hastalıkların ve diğer bir çok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde olumlu potansiyel etkilere sahip olduğu gösterilmiştir. Narın sağlığımız üzerine olan bu olumlu etkilerini özetleyecek olursak;
Nar bir çok kanser türleri üzerinde etkilidir
Akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen ölüm nedeni olarak prostat kanseri gösterilmektedir. Nar, kanserli hücre büyümesini durdurucu ve apoptozisi (etraftaki hücrelere zarar vermeden bir hücrenin ölmesi) yani programlı hücre ölümünü artırıcı potansiyel etkileri sayesinde prostat kanserinin tedavisinde kullanılmaktadır. Proapoptotik (apoptozu başlatıcı) proteinlerin göreve başlamasına ve antiapoptotik (apoptozu önleyici) proteinlerin ise azalmasına öncülük eden nar polifenolleri tümör büyümesini durdurucu etki göstererek prostat kanserinden koruyucu potansiyel etki göstermektedir. Fermente edilmiş nar suyu, taze sıkılmış nar suyuna göre çifte etki göstererek antiproliferatif (hücre büyümesini engelleyici) etki ile insanlardaki meme kanseri hücrelerinden koruyucu potansiyel etki gösterir. Nar çekirdeğinin yağı insanlardaki meme kanserine neden olan hücrelerden %90 oranında koruyucu potansiyel etki gösterdiği bildirilmiştir. Nar içerdiği polifenoller sayesinde akciğer kanserinin gelişimine neden olan bir çok sinyal yolaklarını durdurucu etkiye sahiptir böylelikle insanlarda akciğer kanserinden koruyucu potansiyel etki göstermektedir. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki nar kemopreventif (kimyasalların zararlı etkilerini önleyici) etkiye sahip bir meyvedir. Nar ayni zamanda anti-inflamatuvar etkileri sayesinde kolon kanserinden koruyucu etki göstermektedir. 50 mg/L nar özünün vücuttaki inflamatuvar belirteçlerin artmasını %79 oranında durducu etki göstermesi ile kolon kanserinden koruyucu potansiyel etkisini göstermektediği bildirilmiştir. Nar çekirdeğinin yağı kemopreventif (kimyasalların zararlı etkilerini önleyici) etkileri sayesinde tümör sıklığında %7 azalma göstermektedir. Ultraviyole ışınları cilt kanserinin temel nedenleri arasında yer almaktadır. Bu radyasyon, protein oksidasyonuna (proteinlerin vücut için zararlı hale gelmesi), DNA hasarına neden olmakta ve cilt kanserlerine neden olabilmektedir. Nar suyu ultraviyole ışınları aracılı hasarlara karşı koruyucu potansiyel etkiler göstererek cilt sağlığını korumaktadır.
Kardiyovasküler Hastalıklar
Nar antioksidatif etkilere sahip polifenolerin zegin kaynağıdır. Antioksidatif etkilerinin yanısıra, antiaterojenik (damar içi daralmayı azaltıcı), antihipertansif ve anti-inflamatuvar potansiyel etkileri yapılan bir çok insan ve deneysel hayvan çalışmalarında gösterilmiştir. Bilindiği üzere yüksek kan basıncı felç ve kalp krizi riskini artırmaktadır. Nar suyu serum anjiyotensin dönüştürücü enzim aktivitesini engelleyerek sistolik kan basıncını düşürücü potansiyel etki göstermektedir. 19 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada, 1 yıl süre ile günde 220 mL nar suyu tüketen grubun 1 yılın sonunda damarlardaki plak kalınlığında %30 azalma olduğu gösterilmiştir. Ayni zamanda paraoksanaz 1 (PON1- lipid peroksidasyonuna karşı önleyici bileşik) aktivitesini %83 artırarak serum LDL oksidatif durumunu ve LDL nin bakır iyonu ile tepkimeye girme duyarlılığını %90-95 oranınında azaltarak kalp hastalıklarından koruyucu potansiyel etki gösterdiği bildirilmiştir. Bu çalışma sonucunda nar suyu tüketen bireylerin kan basınçlarında %21 azalma, kandaki antioksidan seviyelerinde %130 artış olduğu görülmüş ve nar suyunun kalp hastalıkları üzerinde koruyucu potansiyel etkilerine dikkat çekilmiştir. Nar çekirdeğinin yağı %65 oranında punicic asit içermektedir ve antiaterojenik etki göstermektedir. Yüksek LDL konsantrasyonu ateroskleroz için temel risk faktörüdür. Dolayısıyle LDL modifikasyonları (oksidasyon, damar çeperlerinde birikim) da aterosklerozda önemli bir rol oynamaktadır. Nar suyu konsantresinin tüketiminin, kan lipid düzeyi yüksek Tip 2 Diyabet hastalarının lipid profili üzerindeki etkilerini inceleyen bir çalışmada, 8 hafta süre ile hastalara günde 40 gram nar suyu konsantresi verilmiştir. Bu çalışma sonucunda toplam kolesterol ve LDL kolesterol düzeylerinde anlamlı derecede azalma tespit edilmiş ve nar suyu konsantresi tüketiminin kan lipid seviyesi yüksek hastalarda kalp hastalığı risk faktörlerini değiştirebileceği ve nar suyu konsantresinin diyete eklenebileceği görüşüne varılmıştır. Nar suyu ve nar özündeki polifenolik bileşikler, damarları açık tutan ve sağlıklı kan akışını sağlayan ‘endotelyal nitrik oksit sentaz’ üretimini artırarak, antioksidan etki göstererek yüksek kolesterole bağlı damar sertliği gelişimini azalttığı gösterilmiştir. Böylelikle sadece hastalığın önlenmesinde değil ilerlemesini durdurmada da potansiyel etkilere sahip olduğu gösterilmiştir. Nar özünün anti-inflamatuvar potansiyel etkileri rapor edilmiştir. Bu etki reaktif oksijen türlerinin (ROS) seviyelerini anlamlı derecede azaltmıştır. Ellagitaninler ve ellaik asit nar özünün anti-inflamatuvar özelliğine sahip temel bileşenleridir. Diyabetli bireylerde oksidatif stres sonucu gelişen hiperglisemiler (yüksek kan şekeri) kardiyovasküler hastalıkların gelişim nedenleri arasında yer almaktadır. Nar tüketimi ise antioksidan özellikleri sayesinde ROS azaltıcı ve oksidatif stresi ve oksidatif strese bağlı hiperglisemiler sonucunda artan kardiyovasküler hastalık gelişim riskini azaltıcı potansiyel etkiye sahip olduğu gösterilmiştir.
Osteoartrit; Osteoartrit proinflamatuvar sitokinlerin oluşturduğu inflamasyon sonucu kıkırdaklardaki hasara bağlı bir hastalıktır. Nar ise içerdiği polifonellerin antioksidan etkileri sayesinde kıkırdaklarda oluşabilecek hasarı azaltarak osteoartrit gelişmini önleyici potansiyel etki göstermektedir.
Romatoid artrit; Romatoid artrit dünya genelinde %0.5-1 oranında insanı etkileyen otoimmun bir hastalıktır. Kadın bireylerde erkeklere göre daha çok görülmektedir. İnflamatuvar bir hastalık olan romatoid artrit, inflamasyon ve kemik yapısının bozulması ile karakterizedir. Yapılan çalışmalar nar tüketimi ile eklem yerlerindeki inflamasyonun azaltılmasında potansiyel bir etkiye sahip olduğu ve artrit insidansını azalttığı gösterilmiştir.
Diş sağlığı; Nar hidroalkolik özelliği sayesinde diş plaklarına karşı koruyucu potansiyel etkiye sahiptir. Yapılan çalışmalar sonucunda ise koruyucu bu potansiyel etkisi sayesinde diş plaklarını %84 oranında azalttığı gösterilmiştir.
Alzheimer; Nar tüketiminin, Alzheimer hastalığına neden olan amiloid plaklarının %50 daha az biriktiğini ve bunun sonucunda hastalığın gelişiminin engelleyici potansiyel bir etkiye sahip olduğu yapılan çalışmalar ile bildirilmiştir.
Sağlığımızı olumlu yönde etkileyen zengin içeriğe sahip nar, bir çok kanser türü, kardiyovasküler hastalıklar ve daha bir çok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde potansiyel etkilere sahiptir. Sahip olduğu bu özelikler ve gösterdiği etkiler sayesinde sonbaharda tercih edebileceğimiz meyvelerin en başında yer almaktadır.
Sağlıklı günler dilerim…
































