DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU: Uzman doktor Yeliz Cengiz’le çağımızda en çok görülen çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu üzerine söyleşi yaptık. Cengiz, her ailenin bunu fark edip mutlaka bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvurmaları gerektiğini belirtti
Gizem DAVULCU
17 Mayıs 1982’de Avustralya Melbourne’de doğan Yeliz Cengiz, İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde çocuk ve ergen psikiyatrisi bölümünde uzmanlık eğitimini ve kognitif davranışçı terapi eğitimini aldı. 2011 yılında adaya geri dönen Cengiz, 2.5 yıl Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Girne Akçiçek Hastanesi ve Mağusa Devlet Hastanesi’nde mecburi hizmet görevini tamamladıktan sonra Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim görevlisi ve hastanesinde de uzman doktor olarak çalışmaya başladı. Halen daha orda hizmet veren Cengiz’i ofisinde ziyaret ettik ve çağın hastalığı Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu üzerine konuştuk.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) nedir?
1900’lerden bu yana minimal beyin hasarı, minimal beyin disfonksiyonu, hiperkinetik çocuk gibi isimler alan sorun, bugün Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. DEHB günümüzde çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniklerine en sık başvuru nedeni olan DEHB akademik sosyal ve psikiyatrik sorunlara yol açabilen ve olumsuz etkileri yaşam boyu sürebilen nörogelişimsel bir rahatsızlıktır. Temel özelliği, kalıcı ve sürekli olan dikkat süresinin kısalığı, engellemeye yönelik denetim eksikliği nedeniyle ortaya çıkan hareketlilik ve dürtüselliktir.
DEHB belirtileri nelerdir?
Dikkat eksikliği: Ailelerin genellikle “Sesleniyorum sanki beni dumuyor! Hiç dinlemiyor! Bedeni burda ama aklı sanki başka yerde! En ufak bir ses dikkatini dağıtıyor! Ödev yapmak çok uzun sürüyor! Başladığı işi yarım bırakıyor!” gibi cümlelerle belirttikleri yakınmalar dikkat eksikliği belirtileridir. DEHB olan çocukların, dikkat süreleri diğer çocuklardan kısadır.
Çocukta dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir. Okul öncesi dönemde de her şeyden çabuk sıkılan ve bıkan bu çocuklar, oyuncaklardan dahi sıkılabilirler. Okulun başlamasıyla birlikte öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Anne/baba ve öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmakta hayli zorlanırlar. Masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahaneler uydurarak (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar. Anne /babayı ders çalışırken sürekli yanlarında isterler. Üzerine aldıkları bir işi sürekli bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden hemen diğerine geçerler. Kendileriyle konuşulduğunda sanki konuşanı dinlemiyormuş görüntüsü verirler. Bir komutu birkaç defa söyledikten sonra yerine getirirler. Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır. Ders dışı işlerle fazlaca ilgilenir, elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi malzemeyle uğraşır, dersi takip edemezler. Derste sıkılmaları nedeniyle sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergileyebilirler (derste konuşma, arkadaşlarına laf atma ve garip asker çıkarma gibi). Okuma ve yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir. Okurken sık hata yapabilir ve cümlenin sonunda kelime uydurmalarına rastlanabilir. Unutkandırlar. Sınıfta sık eşya kaybetme yanında, iyi öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi de çabuk unutabilirler. Kendilerine uygun bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Okuma ve yazmayı genellikle sevmezler. Ders kitabı okumanın yanında hikaye ve roman türü kitapları okumaya karşı da isteksizdirler. Sınavlarda dikkatsizce hatalar yapabilirler. Sabırsızlıkları nedeniyle soruları hızlıca okuma, tam okumama ve yanlış okumalara sık rastlanır. Bu nedenle çok iyi bildikleri bir soruyu dahi yanlış cevaplayabilirler. Test sınavlarında çeldiricilere kolaylıkla kanarlar. Ev içinde günlük yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak istemezler. Genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar.
Aşırı hareketlilik (hiperaktivite) ve dürtüsellik: Aslında her çocuğun hareketli olması beklenir. Çocuk koşar, düşer ve gürültü çıkararak oynar. Bunların hepsi doğal karşılanabilir. Ancak DEHB’de ise çocuğun hareketliği aşırıdır, ve yaşıtlarıyla kıyaslandığında farklılık hemen anlaşılır. Genellikle bu çocuklar bir motor takılmış gibi sürekli hareket halindedirler. Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjileri vardır. Yükseklere tırmanır, koltuk tepelerinde gezer, ev içinde koşuşturur ve dur sözünden anlamazlar. Sakin bir şeklide oynamayı beceremezler. Oturmaları gereken durumlarda ise elleri ayakları kıpır kıpırdır. Çok konuşur, iki kişi konuşurken sık sık lafa girerler. Masanın başında oturamazlar. Sıralarını bekleyemez ve söz keserler.
Tedavisi nedir?
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), tedavisi tıp biliminde en çok araştırılmış konulardan birisidir. Bu konuda yapılmış bilimsel araştırmaların sonucunda bugün gelinen noktada DEHB’nin genetik ve biyolojik nedenli bir bozukluk olduğu ve temel tedavi yönteminin ilaç tedavisi olduğu bilinmektedir. Tüm dünyada Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun ortalama % 5-10 arasında görüldüğü bilinmektedir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun tedavisiyle ilgili yapılan binlerce araştırmadan elde edilen verilerden oluşturulan “tedavi kılavuzları”nda da gösterildiği üzere; DEHB’de en etkin tedavi yöntemi ilaç tedavisi ya da ilaç tedavisinin davranışçı tedavilerle birlikte kullanıldığı kombine tedavidir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tedaviye çok iyi yanıt veren bir psikiyatrik bozukluktur; öte yandan tedavi edilmemiş DEHB çok önemli sorunlara yol açabilir. Tedavi edilmemiş DEHB olan çocuklarda kaza-yaralanma, sigara–alkol-uyuşturucu kullanımı, yasal problemler ve yaşam süresinin kısalması, okulu bırakma ve sınıfta kalma gibi riskler tedavi edilmiş DEHB’si olan çocuklara göre daha yüksektir. Aynı zamanda tedavi edilmemiş DEHB olgularına davranım bozukluğu, karşıt olma karşıt gelme bozukluğu, major depresyon, kaygı bozukluğu gibi eş tanılar daha çok gözlenebilir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklarda herhangi bir madde kullanım bozukluğu riskinin 1.5 kat; nikotin bağımlılığının 3 kat arttığı bilinmektedir. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki; DEHB tedavisinde kullanılan ilaçlar madde kullanım bozukluğu riskini arttırmaz ve DEHB’nin etkin tedavisi madde kullanım bozukluğu sıklığını azaltır ve madde kullanım bozukluğundan çocukları koruyan bir faktördür.
En etkili tedavi yöntemi nedir?
Sonuç olarak DEHB’nin seçilmesi gereken en etkili tedavisi ilaç tedavisidir. İlaç tedavisi bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından uygun ilaç seçilerek ve kontrol edilerek verilmelidir. İlaç ve davranışçı tedavilerin yanında aile, hastanın ve öğretmenlerin eğitimi, çocuğun hastalıkla baş etmesinin öğretilmesi faydası kanıtlanmış yöntemlerdir. Siz de çocuğunuzda bahsedilen belirtileri gözlemliyorsaniz bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvuranızı öneririm.
Fotoğraflar: Ahmet VAMIK
































