Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Değirmencioğlu’nun günlük ekonomi yorumu!

Kuzey denizi petrolu brentin varil fiyatı 35 dolar seviyesine sarkarak 2008 krizi yılındaki seviyelere gerildi

Petrolde düşüşün azı karar çoğu zarar olmaya başladı

Fiyat düşüşüne rağmen üreticilerin piyasa payı kaptırmama isteği, arz talep koşullarına paralel daha da aşağı seviyeleri mümkün kılıyor (23 dolar)

Türk mali piyasaları, notu inen Brezilya, Güney Afrika, petrolün düşüşü ile daha da sarsılan Rusya’ya göre oldukça iyi bir performans izliyor

FED kararı ardından en çok değer kazanan gelişmekte olan ülke para biriminin Türk Lirası olduğunun altını çizmeliyiz

 

TCMB'nin bugün düzenleyeceği olağan PPK toplantısı günün en önemli gelişmesi olarak takip edilecektir

TCMB’nin para politikasını sadeleştirerek politika faizini gecelik fonlama faizine kademeli olarak yaklaştırması bekleniyor

Sıkı duruşun devam ettiğini teyit eden bir politika söylemi, kuşkusuz, TL ve TL cinsi yatırım araçlarında alımları destekleyecektir

Aksi durumda ise, hele likidetinin Noel ve yılbaşı tatili nedeniyle düştüğü bir ortamda sert hareketler görebiliriz

USD/TL kurunda, sene sonu bilanço makyajlama eğilimi nedeniyle kurun 2,90 seviyesinin aşağı geçilme ihtmalini göz ardı etmiyoruz

Böyle bir durumda 2,8750 hedef sahasına girecektir. Aksi durumda ise yukarda 2,9360 seviyesi takip edilebilir (bakınız grafik)

 

  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz oranını % 0 – 0,25 aralığına çektiği 2008 ve en son faiz artırdığı 2006 yılından sonra geride bıraktığımız hafta oy birliği ile faiz oranını 25 baz puan artırarak % 0,25 – 0,50 aralığına çekmesi ardından başta para birimi ABD Doları'na bağlı olan ülke merkez bankaları olmak üzere birçok para otoritesi benzer oranda faiz artırımlarına gittiğini görüyoruz . Bunların başında S.Arabistan, Kuveyt, BAE, Meksika ve Şili’yi sayabiliriz. Bu ülkelerin bir kısmı, sabit ya da kontrollü kur rejimini sürdürmek, bir kısmı ise döviz kuru üzerindeki baskıları hafifletmek adına bu yönde kararlar aldılar. FED kararı ardıdnan ise içerde para politikasını sadeleştirmesi beklenen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) atacağı bugünkü adımların önemli olacağını düşünüyorum. Hali hazırda faiz koridorunun alt bandı olan % 7,25 (gecelik borçlanma faiz oranı), faiz koridorunun üst bandı olan % 10,75 (gecelik borç verme faiz oranı) ve haftalık repo faizi olan (politika faizi) % 7,50 olduğunu hatırlatmakta yarar var. Başkan Başçı’nın sunumlarından elde edilen izlenim, tek bir faiz oranına doğru para politikasını sadeleştirme isteği içinde oldukları ve bu isteğin ortalama fonlama maliyeti civarında oluşturma niyetlerinin olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda, ortalama fonlama maliyetinin kabaca % 8,80 seviyesinde olduğu düşünülürse, TCMB’nin politika faizini kademeli bir şekilde artırması ve pratike bu artışın en az 100 – 150 baz puan civarında olmasını bekliyoruz. Siyasi otoritenin faiz artırımı ile ilgili tutumu da malum. 2015 yılı içinde TCMB Başkanı’nın vatan haini ilan edilmesine varan faiz enflasyon kısır diyaloğunun yabancı yatırımcıyı ürkütmesi sonrasında yaşanan tablonun üzerinden tekrar geçmeye gerek olmadığını düşünüyorum. FED sonrası para politikasını sadeleştirecek olan TCMB’nin atacağı adım elbette Banka’nın araç bağımsızlığı açısından da önemli bir gösterge olacaktır.

TL’nin koruma kalkanı olarak görülen ve işlerin istenilmeyen noktaya gitmesi durumunda kuru dizginlemek adına kullanılan faiz koridorunun üst bandının değiştirilmeyerek sıkı duruşun korunduğuna yönelik bir mesaj, mevcut konjonktürde TL ve TL cinsi yatırım araçlarına destek olacağına kesin gözüyle bakıyoruz. Bu bağlamda yılın son olağan toplantısının kararı bugün TSİ 14:00’da açıklanacak. Karar ardından yayımlanacak kısa bildiri notunun satır aralarında ileriye yönelik verilecek mesajın önemli olacağını düşünüyoruz.

Brezilya ve Güney Afrika’da maliye bakanlarının görevden alınması, Brezilya’nın yüksek faiz, düşük büyüme ile resesyona girmesi, her iki ülkenin de notlarının kredi derecelendirme kuruluşları tarafından yatırım yapılabilir seviyeden aşağıya çekilmesi, enerji ihracatçısı olan Rusya’nın düşen petrol fiyatları sonrası büyük ölçekte zarar görmesi haliyle gözlerin enerji ithalatçısı olan Türkiye’ye çevrilmesine neden oldu. Özellikle, ekonomik aktivitenin canlı olmadığı ve büyüme anlamında oldukça sıkıntılı bir dönemden geçen küresel finansal sistem, haliyle petrol fiyatlarını da 2008 yılındaki küresel kriz seviyelerine itti. Bu satırları yazdığımız sabah erken vakitlerde kuzey denizi petrolü brentin varil fiyatı 35 dolar seviyesine indi (bakınız grafik). Bir tarafta zayıf büyüme nedeniyle düşen petrol talebi, öte yandan pazar kaybına uğramamak adına üretici ülkelerin üretim kesintisine gitmemesi ithalatçı ve ihracatçı ülkeler arasında ayrışmaya neden oluyor. Düşen enerji fiyatları genel anlamda moralleri bozsa da, Türkiye’nin yumuşak karnı olarak bilinen cari açık ve enflasyona pozitif katkı koyabileceği aşikar görünüyor. Ancak, Türkiye’nin de üzerine düşen ev ödevlerini yapması gerekiyor.

2016 yılında şüphesiz FED’i ancak daha fazla emtia fiyatlarını, başta petrol ve devamında dünyanın en büyük emtia ithalatçısı olan Çin’in büyümesini konuşmaya devam edeceğiz. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, gelişmekte olan bir-çok ülkenin şu anda sorunlarla boğuştuğu bir ortamda, cari açığı düşen, büyümesi devam eden ve güçlü mali disiplininden ödün vermeyen Türkiye’nin yabancı yatırımcı nezdinde inandırıcılığı olan bir hikaye yaratabilmesi durumunda, 2016 yılında göreceli olarak daha az satış baskısı ile karşı karşıya kalacağını düşünüyorum. Elbette, universitede bize ilk öğretikleri “ceteris paribus – tüm diğer şeyler eşit olmak kaydı ile” kaydedisini unutmadan. Özetle, jeopolitik risklerin daha da artmayacağı, içeride TCMB araç bağımsızlığının zedelenmeyeceği ve elbette hükümetin sağlıklı ve potansiyel büyüme için atacağı yapısal adımları es geçmemesi kaydı ile 2016 yılının Türkiye açısından katastrofik bir yıl olmayacağını tahmin ediyorum.

Dün USD/TL kuru gün boyu 2,9050 – 2,9150 dar bandında sıkıştı. Noel tatili ve yılbaşı tatili öncesinde buyük ölçekde piyasaların yıl sonu rehavetine girdiği, bir çok piyasa katılımcısını artık karını ve zararını yazarak seneyi bitirdiği ve işlem hacminin çok düşük olduğunu görüyoruz. Böylesi dönemlerde, genellikle ya fiyatlar oldukça yatay bir seviyede kalır, ya da fiyat hareketleri düşük hacim nedeniyle oldukça sertleşir. Bugün bu bağlamda TCMB’nin TSİ 14:00’da sonuçlanacak yılın son PPK toplantısı önemle takip edilecektir. Toplantının sıkı duruşu teyit eder ve piyasa beklentisi ile örtüşmesi durumunda, USD/TL kurunda 2,9050 seviyesinin aşağı yönlü kırılarak 2,8750 seviyesinin radar menziline girebileceğini düşünüyoruz. Aksi bir durumda ise, 2,9150 seviyesinin yukarı yönlü geçilmesi ile 2,9250 ve 2,9360 seviyeleri sırası ile hedeflenebilir.

  USD/TL kurunda 2,9050 seviyesinin altında 2,8750 ; 2,9150 seviyesinin üzerinde ise 2,9360 hedeflenecektir

Kaynak: Reuters

 

  Brent cinsi petrolün varil fiyatı 36 dolar seviyesinin altına kaydı

Kaynak: Reuters

 

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.

https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari