ÖRNEK OLDULAR: Ülkedeki kadın girişimci sayısı erkeklere oranla her ne kadar az olsa da iş dünyası içinde yer alan kadınlar da en az erkekler kadar başarılı olduğunu kanıtladı. Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi olan Mustafa Yüncü Lefkonuklu Ltd. direktörleri Aysel Karas, Göksel Düzgün ve Yüksel Mene anne ve babalarından devraldığı bayrağı başarı ile taşıyor
Mustafa Yüncü Lefkonuklu ve eşi Melek Yüncü Lefkonuklu tarafından kurulan Lefkonuklu Mağazalar zincirini şu anda kızları Aysel Karas, Göksel Düzgün ve Yüksel Mene yönetiyor.
Doğdukları anda kendilerini ticaretin içinde bulan 3 kız kardeş, üniversiteyi bitirmelerinin ardından bayrağı anne ve babalarından devraldı ve daha da ileriye taşıdı. 3 kız kardeş düzenli, sistemli ve dürüst çalışarak şirketi bugünkü durumuna taşıdı.
Bisikletle gezip satış yaptılar
Bugün mağazalar zinciri olarak görülen Mustafa Yüncü Lefkonuklu Ltd. aslında geçmişinde azimli, inançlı ve dürüst bir çalışma sistemi barındırıyor.
3 kız kardeşin ortancası olan Göksel Düzgün anne ve babalarının 1958 yılında bu şirketi kuruluşunu şöyle anlatıyor:
“Şirketin kuruluş tarihi 1985 yılı. Ancak bunun öncesi var. Annemiz babamız başlattı şirketin çalışmalarını. 1958’de köylerinden ayrılmak zorunda kaldılar. Bu ayrılışın ardından böyle bir karar verildi ve ticaret seçildi. O zamanın koşullarında ticaretin bir kazanç kapısı olabilmesi için müşterilerin daha fazla yanlarına gitmek gerekirdi.
Babamın bir bisikleti vardı. O bisikletin üzerine kumaşları koyup Lefkonuk’un yakın köylerinde satışa başladılar. Biraz birikimleri olunca yavaş yavaş daha çok çeşide girdiler. Daha da ilerisinde van tipi bir araç aldılar.
Alınan bu araç ile daha uzak köylere de gitmeye başladılar ve ürün yelpazesini çeşitlendirmek gerekti. O dönemde ihtiyaçlar ne ise onları takip ettiler.”
Düzgün: İthalat yoktu
Düzgün o dönemin şartlarında yurt dışından fazla ürün gelmediğini ve bu nedenle anne ve babasının satış yapacakları ürünleri kendilerinin ürettiğini anlattı. Bu ürünler ya sipariş aldıklarını ya da üretip direk olarak satışa koyduklarını kaydeden Düzgün bu şekilde de üretime başladıklarını ifade etti. Düzgün ayrıca anne ve babasının hep ileriyi gören kişiler olması nedeniyle daha sonra Lefkoşa’dan dükkan aldıklarını ve hafta içi bu dükkanda hafta sonu ise dükkanı kapatıp satışa çıktıklarını belirtti.
Karas: Eve oturup beklemezlerdi
3 kız kardeşin en büyüğü olan ve halen şirketin direktörlüğünü yürüten Aysel Karas ise anne ve babalarının hiçbir zaman evde oturup iş bekleyen kişiler olmadığından söz etti. Karas şu ifadeleri kullandı:
“Cumartesi günleri annemiz ve babamız dükkanı kapattıktan sonra köylere mal dağıtımına çıkardı. Ben 8 yaşındayken Göksel 4 yaşında, Yüksel ise yeni doğmuştu. Ben 10 yaşında iken bizi evde bırakırlardı. Evde oturup beklemek olmazdı. Siftah yapamadıkları günler olurdu.”
Düzgün: Geceleri tanıdıklarında kalırlardı
Anne ve babaları satışa çıktığından kendilerini nenelerine bıraktığını anlatan Düzgün, o dönemde bir bölgeye gidildiğinde geri dönmenin kolay olmadığını ve bu nedenle de bölgede bulunan akrabalarında kaldıklarını belirtti.
Düzgün “Anne ve babamız bizi nenemize emanet eder, bölgeleri gezip satış yapardı. O günlerde o bölgelerde olan akrabalarının evinde kalırdı” dedi.
“Biz mezun olunca şirket resmi olarak kuruldu”
Şirketin resmi olarak kuruluşunun 1985 yılı olduğuna dikkati çeken Düzgün, kendilerinin üniversiteden mezun olduktan sonra şirketi devraldıklarını ifade etti. Karas ise o dönemi şu ifadelerle anlattı:
“Önce ben mezun oldum. Ancak ilk mimari büro da çalıştım sonra devlet dairesine girdim kısa bir dönem… Bir sene kadar devlet dairesinde çalıştım. Sonra Göksel mezun oldu. O direk dükkanda çalışmaya başladı.
Ben de bu arada babama yardım ederdim. Annem ile babam işleri yetiştirmezdi. Biz yardım edelim diye girdik Göksel’den sonra ben girdim. Babam baktı biz işi yapabiliyoruz, ‘Bu işi yapacaksanız’ dedi ve kendisinin çekileceğini belirtti. Babamın Arasta Sokak’taki dükkanı iyi çalışan bir dükkandı. ‘Tamam’ dedik ‘biz devam edelim’.
Bu arada ben İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık’tan mezunum, Göksel İnşaat Mühendisliği’nden mezundur. “Biz proje de çizeriz” dedik, evin bir odasını büro yaparız diye düşündük. Sonra bizim çocuklarımız da oldu.
Hem dükkan hem çocuklar hem mimarlık, mühendislik olmadı. Dedik mimarlık, mühendislik işi şimdilik bir kenarda dursun biz bu işi devam ettirelim. Öyle derken bütün iş bizim üstümüze kaldı. Kolay değil kadın olarak hepsini yapmak. Dükkan işi aslında dışarıdan bakılınca kolay gibi görünür. Ama öyle değil ve mesai saatleri de uzun olur.
Sonra Yüksel geldi. Üçümüzün bir arada çalışması bizi çok mutlu etti. Hepimizin de çocukluktan alıştığı bir işti. Sevdiğimiz için de uzun çalışma saatlerinden şikayetçi olmadık.”
Karas: İşimizi seviyoruz
Aysel Karas işlerini çok sevdiklerini ve bu işte çalışırken çalışanlara ve müşterilerine değer verdiklerini anlattı.
Dükkana gelenlere sadece müşteri gözü ile değil, arkadaş gözüyle baktıklarını kaydeden Karas, şimdi direk satışa olmasalar bile eskiden perakende satışta olduklarını ve müşteri gördüklerinde mutlu olduklarını ifade etti.
Düzgün: Ticaret zor iş
Göksel Düzgün ticaretle uğraşmanın zorluklarını anlattı ve bu alanda başarılı olmak için girişimcilik cesaretine sahip olmanın önemine değindi. Düzgün şu ifadeleri kullandı:
“Kıbrıs küçük bir yer ve gördüğün bütün müşteriler ve tanıdığın insanlardır. Öyle olunca bir ahbabını görmüşsün gibi olur. Kahveni içip, ayni zamanda alış verişini de yaparsın. Başarının sırrı girişimcilik cesaretine sahip olmak ve bu cesaretle girişimciliğe karar vermek. Dürüst ve çalışkan olmak…
İleriyi görebilmek. İşi doğru zamanda yapmak ve yerinde yapabilmek… Çalışana ve iş yaptığımız kişilere anlayışlı olmak ve güvenilir olmak. İş memnuniyetini ön planda tutmak… Ticari ahlak kurallarını benimsemek ve uygulamak… Azimli, bilinçli, kararlı ve adaletli olmak… Kolay pes etmemek, sonuna kadar götürmek, çeşitli bahaneler aramamak… Hiçbir işi küçümsememek iş her aşamasında tecrübeli deneyimli olmak için her aşamasından geçmek.
Çalışanının personelinin işini doğru yaptığını kontrol edebilmek için de işini çok iyi bilmek ve zamanı çok iyi yönetebilmek.”
“Ticaret politikası yok”
Düzgün, ülkede çok yerleşmiş düzenli ticaret politikaları olmadığını ve sürekli değiştiğini anlattı. Vergi sisteminin bile ölçülebilir bir yanı olmadığından söz eden Düzgün ülkedeki hükümete göre politikaların değiştiğini ve bu nedenle ticaretle uğraşanların önünü göremediğini belirtti. Düzgün tüm bu sorunlar yaşlanırken bunu müşterilere anlatmak zorunda kalan kendilerinin olduğunu ve zor durumda kaldıklarını belirtti.
Karas: Dövizle alıp TL ile satıyoruz
Aysel Karas aldıkları ürünleri döviz üzerinden alırken bunların satışını TL üzerinden yaptıklarını anlattı ve bu durumunda fiyatları etkilediğini ifade etti. Kendilerinin borçlanmayı tercih etmemesinin en büyük avantajları olduğundan söz eden Karas, “Biz hep öz kaynaklarımızla idare etmeye çalıştık, bu da bizim avantajımıza oldu”
dedi.
Düzgün: Ticari mahkemeler olmalı
Ülkede ticari mahkemeler olmadığından söz eden Düzgün, bu nedenle zaman zaman işletmelerin kötü niyetli insanların elinde zor duruma düştüğünü anlattı. Düzgün, ticari mahkemeler olmaması nedeniyle işletmelerin alacaklarını zamanında alamadığını ve zor duruma düştüğünü kaydetti. Ayrıca iş dünyasında ara eleman sıkıntısına da değinen Düzgün, kendi personellerinin kendilerinin yetiştirmek zorunda olduğunu çünkü ülkede ara eleman yetiştiren kurumlar olmadığını söyledi.
Karas: İş dünyasında kadın erkek farkı yok
İş dünyasında kadın olmanın tek zorluğunun hem evde hem de dükkanda iş yapmak zorunda olmaları olduğundan söz eden Karas şu ifadeleri kullandı:
“İş dünyasında kadın olmanın zorluğunu yaşamadık. 1923 kadınlara tanınan haklardan biz yararlandık. Bundan sonra da inşallah bozulmaz.
Onun getirdiği özgürlük bizi bu günlere getirdi. 1923’ten önce öyle değildi. Kadının hiç bir şeyde hakları yoktu. Bundan sonra umarım bozulmadan devam eder. Biz bunu yaşamadık. Türkiye’ ye gidip mal alırız. Biz oradaki insanlardan da farklı bir tavır görmedik. Kadın olmanın en büyük zorluluğu hem evde hem işte çalışmak zorunda olmaktır. Çocuk yetiştirmek, ev işi yapmak ve işte çalışmak zor… Ayrıca işte yöneticilik yapmak zordur. Yöneticilik sadece iş saatleri ile sınırlı değil dükkanlar kapandığında da iş bitmez. çalışmak değil.
Ancak biz eşlerimiz yönünden de çok şanslıyız. Çünkü iş yaşamında birer kişilik haline gelmemizde onların desteği ve teşviki oldu. Şimdi artık ailenin üçüncü nesil çocukları devrede ve umarım ki bu şirket kurumsal varlığını hep sürdürecek.”
































