Cuma günü "Ey Merkez Bankası daha neyi bekliyorsun?" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, faiz indirim tavsiyesini sert bir dille yineleyerek Merkez Bankası’nın kredibilitesinin de sorgulanmasına neden oldu
Hal böyle olunca, Türk Lirası sabah saatlerinde 2,30 seviyelerine yakın işlem görmesi ardından akşam vakitlerinde yeniden 2,34 seviyesine yükseldi
TCMB Para Politikası Kurulu olağan toplantısı yarın düzenlenecek. TCMB’den % 8,25 olan politika faizinde indirime gitmesi bekleniyor
Seçim sonrası Ekonomi takımında ve TCMB yasasında değişiklik olabileceğini düşünmeye başladık
“Yüksek faiz düşük kur” politikasının “düşük faiz yüksek kur” politikası ile yer değiştirmesi, orta vadeli bir bakış açısıyla TL için pek de hayra alamet gözükmüyor
Petrol fiyatları ile göz ardı edilen FED riskinin yılın ikinci yarısında yeniden belirecek olmasından hareketle, mutlak surette kur risklerinin hedge edilmesi gerektiğini düşünüyoruz
Piyasa Özeti ve Yorumu
Perşembe günü İsviçre Merkez Bankası’nın (SNB) 1 CHF = 1,20 EUR taban kur hedefini serbest bırakması ardından sert dalgalanan küresel piyasalara paralel içerde Türk Lirası’nın da yön bulmakta zorlandığını gördük. SNB kararı öncesinde TCMB’den düşen petrol fiyatlarına paralel düzelen enflasyon beklentileri ve yavaşlayan ekonomiyi canlandırmak adına faiz indirim beklentisi fiyatlanırken, tahvil ve hisse senedi piyasasına gelen alımlarla USD/TL kuru 2,2750 seviyesini test etmişti. SNB kararının yarattığı şaşkınlık ve akabinde oluşan riskten kaçış eğilimli seyir USD/TL kuru üzerinde baskı kurarken, Perşembe akşamı piyasa kapanışı baskı iyice hissedildi. USD/TL kuru gece geç saatlerde 2,33’lü seviyeleri test ederken, Cuma günü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın faiz indirimi beklentilerini kuvvetlendiren söylemleri ve TCMB’ye yeniden yüklenmesi ile kurun da yeniden iki haftanın zirvesi olan 2,34 seviyesinin hemen üzerini test ettiğini gördük. Erdoğan’ın açıklamaları ile Türk Lirası gelişmekte olan ülke para birimlerinden negatif anlamda ayrışırken, TCMB’nin yarın sonuçlanacak olağan Para Politikası Kurulu toplantısında % 8,25 seviyesinde olan politika faizinde indirime gideceğine beklentisini de bir kademe daha arttırdı. Erdoğan öncesinde var olan ekonomiyi canlandırmak adına ölçülü faiz indirim beklentisinin, Erdoğan’ın sert açıklamaları ile daha da belirgin bir hal aldığını söyleyebiliriz. Özellikle Avrupa Merkez Bankası’nın deflasyon riskine sürüklenen Avrupa ekonomilerini desteklemek adına faiz oranlarını son dönemlerde sıfır ve hatta negatife çekmesi, Hindistan Merkez Bankası’nın geride bıraktığımız hafta cari açık vermesine rağmen politika faizini 0,25 puan indirerek % 7,75 seviyesine çekmesi ve elbette Perşembe günü SNB’nin kur hedefini kaldırarak faizini – % 0,75 seviyesine indirmesi ardından TCMB üzerinde var olan faiz indirim yönündeki baskının da arttığını görüyoruz. Her ne kadar konjonktürün şu anda zayıf büyüme ve düşen emtia fiyatlarına paralel gerileyen enflasyon ve rekor seviyelere düşen küresel faiz hadleri ile ister istemez TCMB üzerinde de baskının artmasına neden olsa da, Başbakan Yardımcısı Sn. Ali Babacan’ın twitter hesabından haftasonu yaptığı açıklamalar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından elde edilen izlenim seçim ardından Ekonomi takımının ve TCMB yönetiminin de değişeceğine işaret ediyor. TCMB’nin görev tanımına fiyat istikrarını korumanın yanısıra tıpkı FED’de olduğu üzere istihdam ve büyümenin de ekleneceğini düşünüyoruz. Yüksek faiz düşük kur uygulamasından yavaş da olsa düşük faiz yüksek kur politikasına geçileceğini düşünmeye başladık. FED’in 10 yıl aradan sonra faiz artırımına hazırlandığı bir ortamda düşen petrol fiyatları şu anda orta vadeli risklerin unutulmasına neden olurken, FED riskinin belirginleşmeye başlayacağı yıl ortasında ise düşük faizin kur üzerinde ilave baskı kurabileceğini ve bu nedenle faizin indirilmeye başlandığı noktanın daha da ilerisine tekrar yükseltilebileceği riski göz ardı edilmemelidir. Özellikle yılın ikinci yarısına ait kur risklerinin mutlak surette hedge edilmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek gerekiyor. Yarın TCMB’nin olağan PPK toplantısı ardından Perşembe günü Avrupa Merkez Bankası’nın toplantısını takip edeceğiz. SNB’nin taban kur uygulamasını terk etmesi ardından 22/01 Perşembe günü düzenlenecek olağan Avrupa Merkez Bankası toplantısından da kamu tahvili alımını içeren yeni bir parasal genişleme adımı atılacağı beklentisi de EUR üzerinde baskıların artmasına neden oluyor. SNB kararı ardından değer kaybını bir kademe daha artıran EUR, Cuma günü 1,1460 seviyesine varan bir gerileme kaydetti. Teknik bir bakış açısıyla 1,1870 seviyesini aşağı yönlü kırması ile adeta serbest dalışa geçen EUR’da düşüşün önü ECB kararı ardından daha da artabilir. EUR’da değer kaybı, ya da USD’de değer kazanıcını FED’i hangi noktada rahatsız edeceğini bilemiyoruz. Basit bir örnek vermek gerekirse, Temmuz 2014 ayında EUR 100,000 tutarında Almanya’dan araba almak isteyen Amerikali USD 140,000 öderken, şu anda aynı arabayı almak için USD 115,000 ödüyor. Her ne kadar EUR’daki değer kaybı ile rekabet avantajı durgun Avrupa ekonomilerine sağlanmak istense de, bir noktada ABD’nin de ihracatının sekteye uğratacağı beklentisi göz ardı edilmemelidir.
Yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında karmaşık bir seyir hakim. Asya borsaları olumlu ABD kapanışları ardından güne yükselişle başlarken, Şangay borsasında ise % 8 düşüş yaşandığını görüyoruz. Çin'de düzenleyici kurumların spekülatif kredilerin önüne geçilmesi amacıyla adım atması Şangay borsası üzerinde baskı kurmuş. ABD borsaları bugün tatil nedeniyle kapalı konumda olacak. Mali piyasaların gündeminde bugün önemli bir veri görünmüyor. TCMB Para Politikası Kurulu’nun yarın düzenleyeceği toplantı iç gümdemin bir numaralı maddesini oluşturuyor. ECB toplantısı öncesinde EUR’da yatay bir seyir bekliyoruz. Dalga boyunun göreceli olarak yüksek seyredeceği bir haftada olduğumuzu unutmayalım…
































