Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Değirmencioğlu’nun günlük ekonomi yorumu!

Yatırımcılara inandırıcılığı olan bir hikaye sunamayan Türkiye ekonomisi, kırılganlıkları ile ön plana çıkmaya başladı

Öte yandan Türkiye ekonomisinin stagflasyon riski ile karşı karşıya kaldığını görüyoruz

İçerde yaklaşan seçim belirsizliği; dışarda ise FED riski haliyle TL ve TL cinsi yatırım araçları üzerinde baskı kurmaya devam ediyor

Seçime kadar volatilitenin devam etmesini bekliyoruz

USD/TL kurunda direnç görevi gören 2,65 seviyesi artık alım yönünde kollanacak seviye olarak ön plana çıkıyor

 

Ø  Ocak ayı işgücü istatistikleri

Haftaortası, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ocak ayı işgücü istatistiklerini açıkladı. TÜİK verilerine göre geçen yılın aynı ayına göre isşizlik oranı 1 puan artış ile % 11,3 seviyesinde gerçekleşti (son 5 senenin en yüksek seviyesi). Genç nüfüsta ise isşizlik oranı % 20 olduğunu not edelim

 

Ø  Tüketici Güven Endeksi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) işbirliği ile yürütülen tüketici güven eğilim anketi Mart ayında 64,39 ile kriz yılı olan 2009 seviyelerindeki seviyelere döndü.

 

Ø  Büyüme Verileri (GSYIH)

TÜİK verilerine göre, potansiyel büyümesinin oldukça altında bir büyüme kaydeden Türkiye ekonomisi aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere son çeyrekte % 2,57 büyüme kaydederken, yıllık büyüme oranı ise % 2,90 seviyesinde oluştu.

 

Ø  Enflasyon

Dünyada rekor düşük seviyede seyreden faiz hadleri, küçülen ekonomiler ve tabir caizse bir çok ülke enflasyon duasına çıkmışken, Türkiye’de enflasyon görünümü her ne kadar düzelse de, halen daha % 7,61 seviyesinde yüksek seyrediyor

 

Ø  Kısa Yorum

Son dönemlerde makroekonomik verilerede görülen zayıflığa ana hatarı ile yukarda değinmeye çalıştık. Görüleceği üzere, Türkiye ekonomisi potansiyel % 5’ler seviyesinde olan büyümesinin son yıllarda altında büyüme kaydederken, isşizlik oranı son beş senenin, tüketici güven endeksi ise 2009 kriz yıllarındaki seviyelere dönmüş durumda. Özellikle gelişmiş ekonomilerde rekor düşük seviyelerde seyreden faiz oranları ve bununla birlikte % 0 veya negatif bölgeye geçen enflasyon oranlarına rağmen, Türkiye’de enflasyon oranın ise halen daha oldukça yüksek seviyede seyrettiğini görüyoruz. Her ne kadar, cari açık konusunda alınan önlemler neticesinde daralma görülse de, halen daha dış finansman ihtiyacı nedeniyle kırılganlık arz etmeye devam ettiğini not etmek gerekiyor. Ekonomi derslerinde, ana hatları ile, yüksek işsizlik ve bununla birlikte küçülen ekonomik görünüm ve zayıf büyüme tıpkı yukardaki grafiklerden görüleceği üzere “stagflasyon” tanımını çağrıştırıyor. Türkiye ekonomisinde de son dönmelerde ortaya çıkan ana tablonun stagfalasyonun ayak izlerini taşıdığını görüyoruz. Dün de bültenimizde söz ettiğimiz üzere, küresel olarak ucuz para dönemi olarak görülen 2009 – 2014 yılları arasından dünyada var olan bol, uzun vadeli ve neredeyse % 0 maliyetli trilyonlarca dolar paraya karşı içerde yapısal ev ödevleri yapılmayarak reform isteği ikinci plana atıldı. Reform isteğinden yoksun, ışığın altına oturtulan merkez bankaları ve çözümün sadece para politikası ekseninde aranması ve yapısal anlamda gerekli adımların zamanında atılmaması, bugünlerde yaşadığımız tablonun ana sebebidir. Öte yandan, 12 yıldır devam eden ekonmik başarının mimarı olan ekonomi takımının seçim ardından nasıl bir şekil alacağı, nasıl bir vizyon ile yol izleyecekleri veya meclis aritmetiğinin nasıl oluşacağı gibi soru işaretleri, şu anda yabancı yatırımcıların TL ve TL cinsi yatırım araçlarına ilgi göstermemesine neden oluyor. Borsanın ucuz olması, tahvillerin satış görmesi ve kurun rekor seviyelerde salınmasını yabancı ilgisinden yoksun döviz girişinin eksik olmasına da bağlayabiliriz. Merkez Bankası’nın piyasasa neden dolar likiditesi vermeye çalıştığını da bu bağlamda daha rahat kavrayabiliriz.

Elbette bir Cuma günü kendimizi tekrar etmemek veya doğru söylemek gerekirse aynı şeyleri yazmak istemediğimden bugün farklı bir penecereden konuya yaklaşmaya çalıştım. Haftaya olağan TCMB PPK toplantısı ve Haziran ayında düzenlenecek seçimler ve elbette FED’den gelecek haberler kısa vadede kurun yönünü yukarıya işaret etmeye devam ediyor. Olası geri çekilmeler kısa vadede alım fırsatı yaratmaya devam edeceğini düşünüyoruz. TCMB’nin piyasalara kararlı bir duruş sergileyerek TL’de görülen değer kaybına karşı önlem alması gerektiğini düşünmeye devam ediyorum. Alınacak önlemin ise küresel olarak talep gören dolara karşı TL’deki hırpalanmayı bir nebze de olsa yavaşlatabileceğini ama küresel portföy değişimi yaşanan bir konjonktürde pek de başarılı olamayacağını da not etmek gerekiyor. Kur cephesinde görülen her % 10 yükselişin girdi maliyetleri üzerinden enflasyona yaklaşık % 1,3 katkı sağladığını da not edelim. Uzun bir zamana yayılmış özellikle dolar yükseliş döneminin içinde bulunduğumuz unutmamak gerekiyor. Yatırımcıların risklerden uzak durması gerektiğinin altını bir kez daha çizmek gerekiyor. İyi haftasonları diliyorum.

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.

https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari