Gözler bugün Turkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) olağan toplantısına çevrilmiş durumda
TSİ 14:00’de kararını açıklayacak olan PPK’dan politika faizinde 50 baz puan indirim beklentisi hakim
TCMB’nin politika duruşunu (ileriye dönük) anlamamız açısından toplantı ardından yayımlanacak kısa bildiri notu dikkatlice okunacaktır
Perşembe günü ise Avrupa Mekez Bankası (ECB) toplantısı yakından takip edilecektir
Ø Piyasa Özeti ve Yorumu
Bugün sonuçlanacak olağan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından asıl faiz olarak görülen ve 1 hafta vadeli repo faizini temsil eden politika faizinde 50 baz puan indirim beklentisi fiyatlanmaya başlandı. Başta cari açık ve enflasyon gibi yapısal açmaz olarak görülen sorunların çözümüne katkı koymaya başlayan enerji fiyatları, küresel olarak devam eden dezenflasyonist süreç ve bununla birlikte bir çok ülkede 0 düzeyine yakın seyreden küresel faiz hadleri ve bunların hepsinin ötesinde TCMB üzerinde var olan siyasi telkin ve tavisyelerin de eklenmesi, faiz indirimi için şartların uygun olduğu görüşünü ortaya çıkarıyor. 2014 Aralık ayında sert gerileyen ve yıllık enflasyonun % 8,17 seviyesinde sonuçlanmasına büyük katkı koyduğu düşünülen petrol fiyatlarının mevcut seviyelerini yüksek arz düşük talep nedeniyle uzunca bir süre daha koruyacağı, Türkiye’de enflasyonun olumlu baz etkisi ile yılın ilk yarısında % 6’lı seviyelere kadar gerileyebileceği görüşü PPK’nın elini bugün kuvvetlendirecektir. Rakip anlamda Rusya’nın petrol sopası yemesi ile Ruble’nin üzerindeki spekülatif atağı önlemek adına politika faizini % 17 seviyesine yükseltmesi, benzer bir şekilde durgun ekonomisinin yabancı yatırımcıyı kaçırmamak adına cazip faiz sunma gayretiyle % 11,75 seviyesine yükselten Brezilya göz ardı edilirse, dünyada en yüksek 3. faizi sunan ülkenin Türkiye olduğunu görüyoruz. Geride bıraktığımız hafta yan kulvarımızda koşan Hindistan’ın politika faizini % 8 seviyesinden % 7,75 seviyesine çektiğini de bir kez daha not edelim.
Dün de bültenimizde belirttiğimiz üzere, 2000’li yıllar ile özdeşleşen ve Türkiye’de uygulanan yüksek faiz düşük kur rejiminin seçim ardından terk edilerek düşük faiz yüksek kur rejimine doğru bir politikanın benimsenmeye başlanacağını, bununla birlikte ana görevi fiyat istikrarını korumak olan TCMB’nin de kanununda değişikliğe gidilerek tıpkı Amerika Merkez Bankası (FED)’de olduğu üzere bu görevin yanına istihdamın ve büyümenin de ekleneceğini düşünmeye başladık. Geminin dümenine Ali Babacan yerine Numan Kurtulmuş’un geçeceği beklentisi de piyasa kulislerinde konuşulmaya başlandı. Türkiye örneğinde halen daha yüksek sayılabilecek cari açık nedeniyle düşük faiz uygulamasının tıpkı 2013 yılının sonunda olduğu üzere kurda istenmeyen düzeyede yükselişe ve akabinde faizlerin daha da fazla artmasına neden olabileceğini düşünüyoruz. Orta vadede var olan risk denklemine Türkiye ekonomi takımı riskinin de eklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Her ne kadar düşük büyüme nedeniyle azalan talep ve beraberinde hız kesmeyen üretim petrol fiyatlarını 2008 kriz dönemindeki seviyelere yaklaştırsa da, mevcut düşük fiyat düzeyinin ilelebet korunmasını beklemek pek de doğru olmayacaktır. Kısa vadede bir çok risk göz ardı edilirken, orta vadeli bilinmezlerin artmaya başladığını görüyoruz. Bu nedenle yılın özellikle ikinci yarısına ait kur risklerin mutlak surette hedge (korunma alarak denglenmesi gerektiğini) düşünüyoruz. Hane halkı ve şirketlerin kura maruz risklerini “kısmet artık” demeye terk etmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek gerekiyor. Amacımız bültenimizin tonunu karamsar tutmak elbette değildir. Ancak, bilinmezlerin artıyor olması temkinli duruşumuzu korumamız gerektğine işaret ediyor.
Geride bıraktığımız hafta 2011 yılından beridir 1 isviçre frangını 1,20 EUR seviyesine sabitleyen ve taban kur uygulaması uygulayan İsviçre Merkez Bankası’nın (SNB) bu uygulmasının terk etmesi ve CHF’nin değer kazancını engellemek adına politika faizini % – 0,75 seviyesine çekmesi ardından gözler Perşembe günü düzenlenecek Avrupa Merkez Bankası (ECB) olağan PPK toplanısına çevrildi. Avrupa’da büyüme motorunun durması, bir çok ülkenin küçülmesi, enflasyonun 0 veya hızlıca eksi düzeylere gerilemesi, işsizlik oranının artması ve ülkelerin kamu borçlarında görülen yükseliş ECB’nin 2014 yılının ikinci yarısında bir çok politika manevrası yapmasına neden oldu. Ancak, henüz atılan adımların işe yaradığı makrokonomik verilerde göremiyoruz. Bu nedenle, ECB’nin Perşembe günü sonuçlancak olağan toplantısında neredeyse son 1 yıldır konuşulan ve kamu tahvili alımını da içeren yeni bir tur genişleme adımının geleceğine nerdeyse kesin gözüyle bakılıyor. SNB'nin atmış olduğu adımın zamanlaması beraberinde bir çok soru işaretini de getirdiğini söylememiz gerekiyor. Piyasada konuşulan ve kabul gören inanış ECB’den beklentilerin üzerinde bir adım atılacağı ve bu nedenle SNB'nın EURCHF paritesindeki 1,20 seviyesini savunmasını sürdürmekte zorlanacağı düşüncesinden hareketle müdahale politikasını sonlandırdığı vurgulanıyor. ECB’nin belki de son yılların en önemli toplantısını düzenleyeceği Perşembe günü piyasada volatilitenin de ciddi analmada artmasını bekliyoruz.
Dün ABD piyasalarının kapalı olmasına rağmen içerde TL’nin değer kaybettiği bir günü geride bıraktık. Güne 2,33 seviyelerinden başlayan USD/TL kuru gün boyunca yüksek seyrini sürdürerek 2,3450 seviyelerine varan bir yükseliş kaydetti. Yıla oldukça iyimser başlayan Türk Lirası ve Türk Lirası cinsinden yatırım araçlarının önemli bir hafta başlangıcında bir miktar da olsa kar satışlarına maruz kalmasını normal olarak karşılıyoruz. Hisse ve tahvil piyasasında ise iyimser havanın devam etmesi kur üzerinde kısa vade gerginliğin yerini tekrar dengelenme arayışan bırakabileceğini gösteriyor. Özetle, düzelen belli başlı makrokonomik parametrelerin yardımı, ECB’den beklenen kamu tahvili alım yönüyle en az 500 milyar EUR tutarında gevşeme adımı, global faiz hadlerinin çok düşük seyrettiği bir ortamda % 8 civarında faiz veren TL’nin halen daha cazibesini koruması TL’ye olan ilgiyi yine canlı tutabilir. Ancak, kısa vadede mantıklı görünen bu tablonun orta ve uzun vadede devam edemeyeceğinden endişe ediyoruz. Türkiye’nin büyüyememe sorunu dışardan yatırım çekme potansiyelini sınırlandırırken, TL faizde indirim beklentisi ve doların küresel olarak güçlü seyri orta vadeli beklentimizin dolar yönünde olmasına neden oluyor.
Ø TCMB Politka Faizi ve Faiz Koridoru
TCMB’nin 1 hafta vadeli repo faizi olarak kullandığı politika faizinde (yeşil çizgi) bugün indirime gideceği beklentisi hakim.

Ø Türk Lirası Döviz Sepeti (½ USD/TL + ½ EUR/TL)
Türk Lirası’nın değerini ölçmek için kullandığımız sepet kurun 2,47’li seviyelerde önemli mesaj verdiğini görüyoruz. Son 6 aylık zaman diliminde (½ USD/TL + ½ EUR/TL)’nin 2,47’li seviyelere gelmesi TL’nin ucuzladığı anlamına gelerek alımların yoğunlşamasına neden oluyor.

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.
































