Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Değirmencioğlu’nun ekonomi yorumu!

TCMB’nin para politikası uygulmasına yönelik endişeler, Türk Mali piyasalarında sıkıntılı görünümü her geçen gün bir kademe daha ileriye taşıyor

 

Kaldı ki, seçime günler kala siyasi istikrar ile kol kola giden ekonomik başarının bu denli tartışmaya açılması ve Türk finansallarında yaşanan tahribatı bir türlü anlayamıyoruz

 

Türk Lirası ve Türk Lirası cinsi yatırım araçlarından kaçışın ivme kazandığı bir ortamada temkinli duruşun korunması ve risklerden uzak durulmasını öneriyoruz

 

TÜİK tarafından bügün açıklanacak TÜFE enflasyonundan bağımsız (beklenti % 0,70) TCMB’den faiz indirim beklentileri devam edecektir

 

Önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi beklenen Başçı – Erdoğan görüşmesi piyasaların seyrini tayin edecektir

 

Türk mali piyasalarının yılbaşındaki görünümü ile şu andaki görünümü arasında 180 derece fark var. Yıla petrol iyimserliği ve Avrupa Merkez Bankası’nın agresif parasal genişleme adımı ile başlayan Türk mali piyasaları, yapısal açmaz olarak görülen enflasyon ve cari açık gibi sorunları daha rahat çözebileceği, olumlu baz etkisi ile enflasyonun % 5-6 aralığına oturacağı, cari açığın azalacak enerji faturası ile kırılganlık yaratan görünümüde çıkarak sürdürülebilir seviyelere geleceği, enerjiye ayrılan kaynağını büyümeye kanalize edileceği ve bunlara paralel TCMB’nin de şartların el verdiği ölçüde enflasyon düşerken para politikası duruşunu gevşeterek faiz oranlarını indireceği beklentisinin yarattığı iyimser hava gitmiş, yerine şu anda “karanlık yollar”, “bilinmez sular” gibi negatif metaforlar ile kaotik senaryolar gelmiş! Yazık ki ne yazak. Yine kendi krizimiz yarattık.

 

Türkiye ekonomisinde son dönemlerde görülen yavaşlama sinyalleri, ekonominin potansiyel büyüme oranı olan % 5’leri gerisinde % 2-3 büyüme patikasına oturması, işsizlik oranının yeniden çift hanelere yerleşmesi, öncü göstergelerin soğumaya işaret etmesi ile siyasi cephe, Merkez Bankası’nı ışığın altına oturtarak para politikasının sınırları tıpkı önde gelen diğer Mekez Bankaları’nı gibi zorlamasını ve ekonomik aktivitenin canlanmasını talep ediyor. Haliyle, Türk Lirası’nın koruma kalkanı olan faiz oranlarında hemen hemen her platformda talep edilen agresif indirim, bazen de oldukça ağır sözler, fiyat istikrarını sağlamakla görevlendirilen Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığına leke sürerek kafa karışıklığının da yaşanmasına neden oluyor. 12 yıllık istikrar ve ekonomik başarıyı özellikle seçimlere 3 ay kalmış bir dönemde bu denli harcamanın sebebi bir türlü anlaşılamıyor. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Babacan ve TCMB Başkanı Başçı’nın acaba istifa mı etti söylenileri ile daha da sıkıntılı bir hala al görünümüne dün akşam birkez daha Başbakan Davutoğlu’ndan yalanlama geldi. Dahası, Başbakan’ın her iki isme de destek mesajı verdiğini gördük. Şu anda ne kadar yazarsak yazalım, yabancı yatırımcının Türkiye algısını ve bunun yanısıra sarsılan güvenini anlatamayız. Rakamsal olarak konuya yaklaşırsak: Cuma günü 2,5270 seviyesini test eden USD/TL kuru halen daha tüm zamanların en yüksek seviyelerinde salınırken, tartışmaların başlamadığı Ocak ayında % 6,5 olan 2 yıl vadeli gösterge tahvil TCMB’nin faiz indirdiği bir ortamda yeniden % 9 seviyesine yaklaştı. Borsa Istanbul Şubat ayında küresel bazda en çok değer kaybeden borsa endeksi olurken (ABD borsa endeklerinin % 5'e yakın prim yaptığı bir dönemde), Türkiye'nin kredi riskini yansıtan CDS primleri de 200 baz puanın üzerine yükseldi. 

 

Bugüne dönersek, haftanın elbette Türk Mali piyasaları için en önemli veri akışı Şubat ayı enflasyon rakamları olacak. Dışarda ise her ayın ilk Cuması olduğu üzere ABD'de açıklanacak resmi istihdam raporunu takip edeceğiz. Bugün TSİ 10:00’da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanacak TÜFE enflasyonunun Şubat ayında % 0,70 oranında bir artış gösterebileceği ve bununla birlikte yıllık enflasyonun % 7,5 seviyesine yükselebileceği anketler tarafından ön plana çıkarılıyor. Olumlu baz etkisi nedeniyle enflasyonun düşmeye devam edeceği bir dönemden geçiyor olsak da, rekor seviyelerde salınan kurun enflasyona geçişkenliği ve bunun yanısıra petrol fiyatlarının yavaş yavaş yükselişe geçmesi ile yılbaşında ortaya çıkan ve petrolün yarattığı iyimser itici gücün azalmaya başlayacağını düşünüyoruz. Bugün enlfasyon düşük de yüksek de sonuçlansa, siyasi cepheden talep edilen faiz indiriminin devam edeceğini düşünmeye devam ediyoruz. Kaldı ki, FED’in de Haziran ayı gibi faiz artırmaya başlayacağını da bir kenara not edelim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi kitaplarının tersine savunduğu kendi tezleri ve para politikası duruşu malum. Öte yandan TCMB’nin de kendisine verilmiş görevi yani enflasyonla mücadele kapsamında ne yapacağı da belli. Bu açmaz içinde Türk Mali piyasalarının nereye gideceğini kesitrmek pek de kolay değil. Ama faiz – enflasyon çatışmasının devam etmesi, Banka’yı bir noktada daha fazla faiz ödemeye mecbur edeceğinden endişe ediyoruz. Bu bağlamda ileriye dönük bir rahatlama mı olacağı yoksa işlerin daha da mı kötüye gideceğini anlamak için yakın bir gelecekte sonuçlanacak Erdoğan-Başçı zirvesi büyük önem kazanmış durumda.

 

İktisatbank'ın sunduğu avantajlı döviz kurlarını piyasa ile eş zamanlı ve 24 saat kesintisiz takip etmek için lütfen tıklayınız.
https://www.iktisatbank.com/doviz-kurlari