Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dış politikada CHP’nin mezhep taassubunun esiri haline geldiğini söyledi. CHP’nin iç politikada terör örgütlerinin ve sokak eylemlerinin esiri haline geldiğini belirten Başbakan Erdoğan, “Siyaset üretmede CHP, Pensilvanya örgütünün esiri haline gelmiştir. Biz MHP’ye yavru muhalefet diyorduk artık yavru sıfatını bile hak etmiyor. MHP doğrudan doğruya CHP ve Pensilvanya’nın vagonu haline geldi” dedi
AYŞE ŞASA'YA ALLAH'TAN RAHMET DİLEDİ
Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, dün vefat eden, sinemanın önemli isimlerinden senarist, yazar, düşünür Ayşe Şasa'ya Allah'tan rahmet diledi.
Şasa'nın, bir röportajında " Kökleriyle barışamayan bir toplumun soylu işler yapması mümkün değil" dediğine işaret eden Erdoğan, "Kökleriyle barışarak, tarihin ve medeniyetin aydınlığında son derece önemli işler yapmış, önemli eserler bırakmış bir sanatçımızdı. Rahmetle yad ediyor, mekanı inşallah cennet olur" dedi.
Erdoğan, bölgede bir kez daha çok önemli gelişmeler yaşandığına dikkati çekerek, Türkiye'nin kimi zaman doğrudan, kimi zaman dolaylı olarak bu gelişmelerden etkilendiğini söyledi.
ALMAK İÇİN YOĞUN GAYRET İÇİNDEYİZ
En son Irak'ın Musul kentine, IŞİD adı verilen örgüt tarafından saldırı düzenlendiğini anımsatan Erdoğan, Musul'un, örgüt elemanlarının kontrolüne geçtiğini anlattı.
Erdoğan, Musul'da bulunan başkonsolosluğun, IŞİD mensupları tarafından kuşatıldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İçeridekilere kapıları açma çağrısı yaptı. Musul'da güvenliği sağlayan Irak kuvvetleri, şehri tamamen terk ettiği için başkonsolosluğumuzdaki görevlilerin, içeride bulunanların can güvenliği bakımından çatışmaya girmemekten başka seçeneği bulunmuyordu. Başkonsolosluğumuzda bulanan, başkonsolos, ailesi ve personelden oluşan 49 vatandaşımız başka yere götürüldüler ve şu anda orada tutuluyorlar. Ayrıca o bölgede çalışan 31 TIR şoförümüz de yine IŞİD tarafından alıkonuluyor. Hem başkonsolosluk çalışanlarımızı hem şoförlerimizi oradan almak için çok yoğun gayret içindeyiz. Dışişleri Bakanlığımız'da bir kriz masası oluşturuldu, ilgili tüm birimlerle gelişmeler an be an kontrol ediliyor. Irak makamlarıyla da sürekli irtibat halinde vatandaşlarımızın kurtarılması için her türlü imkan kullanılıyor. Dışişleri Bakanlığımız'daki kriz masası aynı zamanda Irak'ta bulunan vatandaşlarımızın tahliyesini de koordine ediyor ve gerekli uyarıları yapıyor."
BULUNDUKLARI ÜLKELERİN TEMİNATLARI
Başbakan Erdoğan, elçiliklerin, bütün personelleriyle birlikte bulundukları ülkelerin teminatları altında olduğuna işaret etti.
Erdoğan, her ülkenin, kendi toprakları üzerinde faaliyet gösteren diplomatik personeli adeta kendi namusu, şerefi gibi görüp, onların can, mal güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu vurguladı. Erdoğan, Irak'taki merkezi hükümetin bunu başaramadığına, Musul'daki başkonsolosluk binalarını ve personelini koruyamadığını bildirdi.
Bu tür talihsiz olayların zaman zaman başka ülkelerin de başına geldiğini dile getiren Erdoğan, en son ABD'nin Libya'daki büyükelçisinin feci şekilde katledildiğinin altını çizdi.
Erdoğan, "İnşallah Musul'da rehine olarak tutulan diplomatik personelimiz ve vatandaşlarımız sağ salim Türkiye'ye döneceklerdir. Bunu temin etmek için ne gerekiyorsa yapıyor, son derece hassas ve yoğun şekilde çalışmaları sürdürüyoruz" dedi.
CHP KASAP GİBİ ET DERDİNDE
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Musul'daki canları sağ salim kurtarmaya çalışırken, can derdindeyken, CHP'nin adeta kasap gibi et derdinde, bunu siyasi ranta çevirme gayreti içinde olmasının tevili mümkün olmayan bir fırsatçılık olduğunu söyledi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, Musul'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Musul'daki olayın, Türkiye içinde başta CHP olmak üzere, bazı muhalefet partileri ve bazı çevreler tarafından iç politika malzemesi yapılmak istendiğini belirten Erdoğan, bu fırsatçı tavrın devam ettiğini kaydetti.
Erdoğan, "Bu kadar hassas meselenin, bizim oradaki 80 vatandaşımızın can güvenliğini doğrudan ilgilendiren meselenin iç politika meselesi yapılması, tam anlamıyla sorumsuzluk örneğidir. Biz orada canlarımızı sağ salim kurtarmaya çalışırken, biz can derdindeyken CHP'nin adeta kasap gibi et derdinde olması, bunu siyasi ranta çevirme gayreti içinde olması tevili mümkün olmayan bir fırsatçılıktır" diye konuştu.
TARİH BİLMEZLİK
Şu anda bölgede yaşanan olayları tarihi bağlamından kopararak anlamanın asla mümkün olmadığına dikkati çeken Erdoğan, özellikle Türkiye'nin Ortadoğu politikasını anlayabilmek için tarihe bakmanın kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Erdoğan, Ortadoğu tarihini, Türkiye'nin Ortadoğu tarihindeki müstesna tavrını bilmeyenlerin bugün yaşanan olayları analiz edebilmesi, sorunlara çözüm üretebilmesinin imkan dahilinde olmadığını söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"CHP'nin genel müdürü son zamanlarda çok sık olarak Ortadoğu'dan 'bataklık' diye bahsediyor. İşte bu, tarih bilmezliktir, apaçık cehalettir. Bütün bunların ötesinde Ortadoğu'ya, milyonlarca insanın yaşadığı, milyonlarca insanın vatanlarının olduğu bölgeye 'bataklık' demek, ırkçılıktır, ayrımcılıktır, bilinç altındaki faşizmin ortaya çıkmasıdır. Zannedersiniz ki CHP'nin genel müdürü Londra'da, Paris'te doğdu, orada büyüdü, orada yetişti. Tunceli'de doğacak, orada büyüyecek, oranın kültürünü taşıyacaksın, sonra çıkıp Ortadoğu'ya 'bataklık' diyeceksin. Bu hem ırkçılıktır, hem de aslını, özünü, kendi öz kimliğini inkardır. Dünyanın neresi olursa olsun, insafı ve vicdanı olan bir kişi, çıkıp da bir bölgeyi 'bataklık' diye tarif edemez. Hele hele kültürel, etnik, dini irtibatlarımızın olduğu bir bölgeye 'bataklık' demek sorunları büyütmekten başka hiçbir gayeye hizmet etmez."
PETROLÜN YERİNE GÖZYAŞI BIRAKTILAR
Erdoğan, Türkler'in, 1071 yılında Malazgirt'ten başlayarak içinde bulunulan Misak-ı Milli sınırlarında ziyade bugün Ortadoğu denilen bölgede etkin olduğunu ve çok önemli işler başardığını anlattı.
Kudüs'e yönelik Haçlı Seferleri'nin durdurulmasında Selçuklular'ın ön safta yer aldığını, kabilelere ayrılmış ve birbirleriyle sürekli savaşan farklı kesimlerin bir arada tutulmasında, güç birliği yapmasında etkin olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Selahaddin Eyyubi komutasında, Kudüs'ün yeniden fethedilmesinde Kürt ve Arap kardeşlerimizle birlikte Türkler en ön safta oldular. Osmanlı cihan devleti döneminde, çok geniş coğrafyanın adaletle yönetilmesi, ittifak halinde olabilmesi, güç birliği yapabilmesi mümkün hale geldi. Osmanlı idaresinde bu bölge, tarihinin en sakin ve huzurlu zamanlarını, dönemlerini yaşadı.
Bundan yüz yıl önce 1914'te Birinci Dünya Savaşı başladı, bölgenin sakin, huzurlu dönemi maalesef bir kez daha sona erdi. Osmanlı Devleti'nin büyük başarıyla idare ettiği topraklar, cetvelle çizilen sınırlarla birbirinden ayrıldı. Bölgenin hassasiyetlerini bilmeyenler ya da bildikleri halde bunu avantaja çevirmek isteyenler, geldiler, asırlar boyunca bitmeyecek çatışmaların, savaşların, nifakın tohumlarını buraya ektiler ve gittiler. Giderken petrolü aldılar, petrolün yerine de bölgeye gözyaşı bıraktılar, acı, kan bıraktılar."
MİLLETİ DAR KALIPLARIN İÇİNE HAPSETTİ
Başbakan Erdoğan, gençlere, Birinci Dünya Savaşı'nın yıl dönümünde Osmanlı'nın son dönemlerini anlatan Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı kitabını, Fahrettin Paşa'nın kahramanca Medine müdafaasını okumasını tavsiye etti. Erdoğan, nasıl bir millet olduklarını, yüz yıl önceki Türkiye'yi anlatan Safahat'ı gençlerin mutlaka okumasını istedi.
Erdoğan, Zeytindağı'nın önsözünde, "Bizden Belgrad'ı aldıkları zaman düşman delegeleri, Niş kasabasını istemişlerdi. Osmanlı delegesi, ayağa kalkarak 'ne hacet bari İstanbul'u da size verelim' demişti. Babalarımız için Niş, İstanbul'a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar, Trablus, Girit ve Medine'yi bırakırsak, Türk milleti yaşayamaz sanıyorduk. Çocuklarımızın Avrupası ise Marmara ve ne yazık ki Meriç'te bitiyor" yazdığını anlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:
"Yüz yıl önce dedelerimiz için İstanbul neyse Medine oydu. İzmir neyse Beyrut oydu, Ankara neyse Halep oydu. Bugün ise Anamuhalefet Partisi'nin genel müdürü, bu coğrafyaya 'bataklık' diyor. Yüz yıldır Misak-ı Milli sınırları dışında Türkiye olmadı. 'Bataklık' denilen o coğrafyaya dünyanın her yerinden geldiler, yatırım, ticaret, işbirliği yaptılar. Ama bizim hükümetlerimiz 'bataklık' diyerek, o coğrafyaya sırtlarını döndüler. Bırakın kendi coğrafyamız içerisinde bölgeleri, 'bataklık' diye ihmal ettiler. Güneydoğu'ya, Doğu'ya, Karadeniz, Orta Anadolu'ya öyle baktılar. Varsa, yoksa 'Akdeniz, batı, Marmara' dediler. AK Parti iktidarıyla 780 bin metrekarelik vatan toprakları hamdolsun artık modern dünyanın bütün ilgisini, alakasını çeker hale geldi.
Bizim eski dış politikamız, Ortadoğu'ya 'bataklık' diye sırtını döndü, batıya da yüzünü dönemedi. Bu milleti dar kalıpların içine hapsetti. Selçuklular, Osmanlılar, bugün Türkiye Cumhuriyeti, bu coğrafyada var olduğu süre içinde coğrafyanın kronik sorunlarına asla dahil olmamış, anlamsız çatışmalarda asla taraf olmamıştır. Ecdat, bölgedeki tüm meselelere üstten bakmaya başarmış, her zaman sadece hakkın, adaletin yanında tavır takınmıştır. Bu coğrafyada evli çiftlerin isimlerinin Ayşe, Ali olduğuna Türkiye dışında çok rastlayamazsınız. Bir tek aile içinde çocukların isimlerinin Mehmet, Ali, Hasan, Hüseyin, Ömer, Osman, Bekir olduğuna Türkiye dışında kolay kolay rastlayamazsınız. Cafer ile Ayşe isimlerinin, Ali ile Beyazıt isimlerinin aynı aile içinde çocuklara konulduğu başka toplum bulamazsınız. Bu coğrafyada o meşum Kerbela hadisesinden alınması gereken ibretlik dersi alanlar, en başta Türkler olmuştur. Biz rahmet peygamberinin torunu, Efendimiz Hz. Hüseyin'in şehadeti üzerinden tefrika çıkaran bir millet asla olmadık. Kerbela'da yaşanan acı hadiseyi asırlar boyunca çoğaltanlardan, orada akan kana yeni canlar ekleyenlerden asla olmadık. Mezhep aidiyetimiz her ne olursa olsun biz 'La İlahe İllallah' diyen herkesi Müslüman, mümin olarak gördük, aynı kıbleye dönenleri kardeşimiz olarak gördük, kardeşimiz olarak bağrımıza bastık."
BÖYLE SORUMSUZLUK OLMAZ
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Musul'da yaşanan alıkoyma meselesinin ardından CHP'nin bir kez daha takındığı sorumsuz tavrın, artık haddi ve sınırları aştığını" belirterek, "CHP bir yandan Genel Müdürü'nün açıklamalarıyla, bir yandan da yandaş medyasının haber ve yorumlarıyla bizim oradaki vatandaşlarımızın hayatını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Böyle sorumsuzluk olmaz" dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, gündeme ilişkin görüşlerini ifade etti. Bölgede mezhep farklılıkları üzerinden yaşanan her çatışmada, her anlaşmazlıkta hakkı, sabrı, itidali tavsiye ettiklerini belirten Erdoğan, "Öyle bir mezhep anlayışı ki, öyle bir tutuculuk ki Ömer dediğin zaman çılgına dönülüyor. Ama bizim için Ali bizi asla çılgına döndürmüyor tam aksine biz kucaklıyoruz. Bizde Ali de var, Ömer de var, Hasan da var, Hüseyin de var. Hepsi ailemiz içinde bizi bütünleştiren isimler. Biz buyuz. Asırlar boyunca biz bu coğrafyada bunu yaptık, bugün de aynısını yapıyoruz. Allah aşkına bu coğrafyada yaşayan herkes elini vicdanına koysun ve bir baksın. Canlı bomba olup bir camiye girip, o bombayı orada patlatmak, namaz kılan yüzlerce insanının ölümüne sebep olmak herhangi bir mezheple, hatta herhangi bir semavi dinle izah edilebilir mi? Canlı bomba olup kendisini camide patlatan da kelimeyi şehadet getiriyor, orada şehit olanlar da kelimeyi şehadet getiriyor. Aman Yarabbi, bu ne menem iştir. Bundan daha acı manzara olabilir mi? Biz böyle bir yanlışın içinde asla olmadık ve asla olmayız" diye konuştu.
Filistinlinin hakkını savunurken, "onlar Sünni, onlar Şii" diye değil, "onlar insan, mazlum, mağdur" diye savunduklarını ifade eden Erdoğan, Afganistan, Myanmar, Somali'de kardeşlerine el uzatırken mezheplerinden, inançlarından dolayı değil, insan oldukları ve ihtiyaç sahibi oldukları için ellerini uzattıklarını söyledi.
Erdoğan, "Açe'ye elimizi uzattığımız zaman Açe'de kalmadık, oradan Srilanka'ya geçtik. Açe'deki Müslümanlara elimizi uzatırken Srilanka'da hem Müslümanlara hem orada Hrıstiyanlara da elimizi uzattık; ibadethanelerinden konutlarına varıncaya kadar bunları inşa ettik. Biz böyle bir Türkiye'yiz, böyle bir AK Parti iktidarıyız" dedi.
İran'ın uluslararası toplumla sorunlarını ele alırken mezhep kriterine değil, "komşu ve insan" kriterine baktıklarını, hakkı ve adaleti esas aldıklarını anlatan Erdoğan, İran'ın adeta dünyada yalnız bırakıldığı dönemde kendilerinin İran'ın yanında bu anlayışla yer alarak asla inandıklarından taviz vermediklerini söyledi. Irak'ta, arkasında binlerce masum insanın cansız bedenini bırakan çatışmalarda hakkın tarafında yerlerini aldıklarını, başka hiçbir yerde olmadıklarını kaydeden Erdoğan, Irak'a en son yaptığı resmi ziyarette Bağdat, Necef ve Erbil'de tüm taraflarla aynı gönül dilini konuşabilen ülke olarak samimiyet içinde yürüdüklerini, 4 yıl önce Suriye ile iyi ilişkiler tesis etmeye çalışırken de 4 yıl boyunca orada zulme ve zalime karşı çıkarken de mezhep taassubu içinde olmadıklarını vurguladı.
"Bin yıldır bu coğrafyada hakkı ve sabrı tavsiye ettik, bugün de aynısın yapıyoruz. İnşallah ebediyen de hakkı ve sabrı tavsiye eden bir millet, böyle bir ülke olarak kalacağız" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizim bu tavrımız yanlış anlaşılmasın. Biz tarafsızlıktan asla bahsetmiyoruz. Biz şunu biliyoruz ki bitaraf olan bertaraf olur. Her zaman hakkın tarafında durmaktan bahsediyoruz. Coğrafyamızda oluk oluk kan akarken, biz bu kanı durdurmanın, her kesime kardeşliği hatırlatmanın onurlu mücadelesini veriyoruz. Bakın burada aziz milletimizin bir hususu özellikle bilmesini istiyorum; Türkiye Cumhuriyeti on yıllar boyunca Doğu'ya ve Güney'e sırtını döndü. 'Yurtta sulh, cihanda sulh' sözü doğru anlaşılamadı. Türkiye'nin etrafına adeta duvarlar örüldü, setler çekildi, hatta mayınlar döşendi. Bunun aynısını biz de yapabilirdik. 12 yıl boyunca Filistin'e sırtımızı dönebilirdik. Mısır'da, Irak'ta, Suriye'de susabilirdik, kardeşlerimizin akan kanını görmeyebilirdik. Onların acısını hissetmeyebilirdik, duyarsız da kalabilirdik. Ama şurası son derece önemli; gözünüzü kapatsanız da kulağınızı kapatsanız da sırtınızı dönseniz de komşuda yangın varken, siz evinizde huzur ve emniyet içinde asla olamazsınız. Doğu'dan Batı'dan onlarca devlet gelip bu coğrafyada yatırım, ticaret, ithalat, ihracat yaparken, siz 'aman hadise çıkmasın' diyerek yanı başınızdaki komşularınıza, kardeşlerinize uzak duramazsınız. Kafasını kuma gömen ülke, büyük bir ülke olamaz, iddia sahibi, hedef sahibi ülke olamaz."
PENSİLVANYA HALA BUNLARIN ELİNE YALAN YANLIŞ MALZEME VERİYOR
Erdoğan, Irak ve Suriye meselesinde olayları mezhep zaviyesinden değerlendirmekten özenle kaçındıklarını belirterek, ne Irak'ta ne Suriye'de meselelere mezhep zaviyesinden değil, sadece hak ve adalet zaviyesinden baktıklarını ve bakmaya devam ettiklerini kaydetti. "Ancak Musul'da yaşanan alıkoyma meselesinin ardından CHP'nin bir kez daha takındığı sorumsuz tavrı artık haddi aşmıştır, artık sınırları aşmıştır" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Suriye meselesine insani, vicdani zaviyeden bakmayan, tamamen farklı saiklerle yaklaşan CHP, şu an Musul'daki meseleye de aynı saiklerle yaklaşmaktadır. CHP Türkiye içinde ateşle oynadığı gibi şu anda Suriye ve Irak meselesinde de ateşe körükle gidiyor. Biz CHP'nin, özellikle de CHP Genel Müdürü'nün Ortadoğu politikasında hangi kriterleri esas aldığını çok ama çok iyi biliyoruz. Bu yaklaşım son derece tehlikeli bir yaklaşımdır. Bakın CHP bir yandan Genel Müdürü'nün açıklamalarıyla, bir yandan da yandaş medyasının haber ve yorumlarıyla bizim oradaki vatandaşlarımızın hayatını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Böyle sorumsuzluk olmaz. Hükümeti, Genelkurmayı, Diyanet işleri Başkanlığı'nı,hatta bizzat ailemi yalan ve iftiralar üzerinden bölgede teröre destek vermekle itham ettiler. Kim yapıyor bunu? Bizzat CHP'nin Genel Müdürü yapıyor. Bizzat CHP'nin akıl tutulması yaşayan, yani çevresine uyum sağlamaya çalışan, mezhep çatışmalarına körükle giden milletvekilleri yapıyor. Pensilvanya hala bunların eline yalan yanlış malzeme veriyor. Bu CHP de hala Pensilvanya'nın taşeronluğunu yapıyor. CHP; bu Genel Müdür yönetiminde inanın kurulduğu günden beri en zavallı, en sefil dönemini yaşıyor. Dış politikada CHP, mezhep taassubunun esiri haline gelmiştir. İç politikada terör örgütlerinin, sokak eylemlerinin esiri haline gelmiştir. Siyaset üretmede CHP, Pensilvanya örgütünün esiri haline gelmiştir. Biz MHP'ye yavru muhalefet diyorduk, artık yavru sıfatını bile hak etmiyor. MHP; doğrudan doğruya CHP ve Pensilvanya'nın vagonu haline geldi."
O ROLÜ KUSURSUZ OYNAMAYA ÇALIŞIYORLAR
Erdoğan, şu anda IŞİD'in elindeki vatandaşları sağ salim Türkiye'ye getirmenin mücadelesini verirken CHP Genel Müdürü ve milletvekillerinin, MHP Genel Başkanı'nın çıkıp akılla, izanla, vicdanla bağdaşmayan iftiralar üretmesini hiç kimsenin sorumluluk kavramıyla izah edemeyeceğini söyledi. Hem CHP hem de MHP'ye aslında söyleyecek çok sözleri olduğunu, ancak onlar gibi sorumsuz olamayacaklarını anlatan Erdoğan, kendilerinin ülkenin, milletin ve özellikle de orada alıkonulan vatandaşların sorumluluğunu üzerlerinde hissettiklerini, bu sorumluluğun ağırlığıyla hareket ettiklerini kaydetti.
Diyarbakır'da "bayrağa yönelik alçakça saldırı" sonrasında CHP ve MHP'nin aynı sorumsuz tavrı takındığını, terör örgütünün bayrağa saldırarak aslında CHP ve MHP'ye bir rol biçtiğini, ellerine senaryo verdiğini belirten Erdoğan, "Şimdi o rolü, o senaryoyu kusursuz oynamaya çalışıyorlar. Terör örgütünün vazifesi, bayrağa saldırı düzenlemek. CHP ile MHP'nn vazifesi; o saldırı üzerinden milleti tahrik etmek, galeyana getirmek. Geçmişte de bunun aynısını yapmadılar mı yaptılar. Türkiye ne zaman çözüme yaklaşsa terör örgütü, CHP, MHP, HDP ortak bir senaryoyu devreye aldılar, rollerinin gereğini yerine getirdiler. Bu ülkede, başkentimizde bayrağımızı yakanlarla bu CHP beraber hareket etmedi mi? CHP'nin milletvekilleri onlarla hareket etmedi mi, onlarla beraber polisimize küfretmediler mi? Bunlar hepsi kamera kayıtlarında var ve bunları televizyonlardan izlediniz. Bunlar bu ülkede yaşandı. Bu CHP, bu. Fakat bunların görmediği, anlamadığı, bilmediği bir şey var. Milletim artık bu ucuz numaraları yutmuyor. İçeriden ve dışarıdan Türkiye'ye yönelik saldırıları milletim görüyor, neyin ne olduğunu gayet iyi biliyor. Sürekli yenilen ve her seçimde kaybeden, AK Parti karşısında hiçbir varlık gösteremeyen bu partiler, gözleri görmüş biçimde ellerine geçen her fırsatı kullanıyorlar ve bundan sonra da kullanacaklar. Tıpkı Pensilvanya örgütü gibi artık CHP ve MHP için de sınır yok, ilke yok, meşru, gayri meşru ayırımı, helal haram ayırımı yok. İçerideki hadiseleri de dışarıdaki hadiseleri de Türkiye aleyhine, özellikle de kardeşliğimiz aleyhine kullanmaktan çekinmiyorlar ve çekinmeyecekler. "
Erdoğan, çirkin ve çirkef politika karşısında kendilerinin büyük düşünmeye ve sorumlu davranmaya, özellikle de büyük bir ülkenin büyük bir partisi gibi hareket etmeye devam edeceklerini ifade ederek, "Bölgemizde asırlardır sağduyunun sesiyiz. Hakkın taraftarıyız ve öyle kalmayı sürdüreceğiz. Bakın Mısır'daki ateşi Türkiye'ye sıçratmak istediler, izin vermedik. Suriye'deki ateşi Türkiye'ye taşımak istediler, izin vermedik. Şu anda da içerideki muhalefet partilerinin açık desteğiyle Irak'taki ateşi Türkiye'ye taşımak istiyorlar. Buna da asla izin vermeyeceğiz. Asırlardır bu coğrafyadaki sorunlara nasıl hak, akıl ve vicdan zaviyesinden baktıysak gene öyle bakacak. Hem bütün sıkıntıları çözen hem de bütün tuzakları bozanlardan olacağız" dedi.
Bundan 900 yıl önce Musul'dan Nureddin Mahmud Zengi adında bir Selçuklu atabeyinin çıktığına ve bütün coğrafyayı birleştirdiğine, kardeşliği pekiştirdiğine işaret eden Erdoğan, "Selahaddin'e Kudüs'e giden yolu açtı. Nureddin Mahmud Zengi'in torunları, mirasçıları olarak 900 yıl sonra bu coğrafyada kardeşliği, birliği, dayanışmayı en güçlü şekilde savunmaya biz devam edeceğiz. Türkiye'yi istikrar ve güvenlik ülkesi olarak muhafaza edecek, tüm komşularımızın, dost ve kardeş tüm ülkelerin de istikrar ve güvenlik içinde olması için mücadelemize devam edeceğiz. Bölgemiz gerçekten zor günlerden geçiyor. Rabbim bu coğrafyadaki herkese aklı selimle hareket etme şuuru nasip etsin. Rabbim, kardeşliğimizi, dirliğimizi, birliğimizi muhafaza etsin. Başta Suriye ve Irak olmak üzere çok zor günlerden geçen kardeşlerimize de Rabbim sabır versin diye dua ediyorum" diye konuştu.
BİZE KİMSE GÜNDEM DAYATAMAZ
Bölgede yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye'yi büyütme yolundaki çalışmalarının kararlılıkla devam ettiğini belirten Erdoğan, "Bize kimse gündem dayatamaz, kimse Türkiye'nin gündemini belirleyemez. Bizim kendi gündemlerimiz var ve hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Biz bu gündemi milletimize sunduk, milletimiz onayladı ve onaylanan bu gündemle de biz 2023'e yürüyoruz" dedi.
Erdoğan, geçen hafta grup toplantısının ardından önemli bir teslim töreni yaptıklarını belirterek, "O da 2004'te İtalyanlarla yaptığımız bir anlaşmaydı. Bu anlaşma neticesinde Türkiye'de İtalyanlarla ortak ATAK helikopterlerinin üretimine başladık. Şimdi ilk etapta 59 helikopter üretilecek. Bunların üçünün teslim törenini o gün gerçekleştirdik ve Kara Kuvvetlerine teslim ettik" diye konuştu.
Çarşamba günü AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı'nın düzenlediği, belediye başkanları istişare ve değerlendirme toplantısına katıldığını anımsatan Erdoğan, cuma, cumartesi ve pazar günleri ise Karadeniz Bölgesi'nde olduğunu kaydetti. Erdoğan, cuma günü Rize'de, ardından cumartesi günü Artvin'de açılış törenleri yaptığını, pazar günü de Trabzon açılış törenlerini gerçekleştirdiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Rize'de 173 trilyon liralık, Artvin'de ise 1 katrilyon 159 trilyon liralık açılış törenini gerçekleştirdik. Trabzon'da 104 trilyon liralık açılışlar yaptık. Artvin'de bir katrilyon liralık açılış, özel sektörümüze ait olan Arkum Barajı ve hidroelektrik santralinin açılışı idi. Bunu canlı bağlantı ile merkezden yaptık. Bakanımız Eroğlu da bizzat orada baraj bölgesinde yerini aldı ve böylece Artvin hakikaten barajlar şehri olmak suretiyle, ülkemizin gerek içme suyunda gerekse hidroelektrik santrallerinde önemli bir merkez olarak hamdolsun görevi üstlenmiş durumda. Böylece kamunun ve özel sektörün bu şehirlerimizde tamamladığı hizmet ve eserleri resmi olarak vatandaşlarımızla buluşturduk."
Erdoğan, bu hafta Türkiye içinde ve dışında temaslara, ziyaret ve açılışlara devam edeceğini, hafta sonunda Avusturya'ya gideceğini söyledi. Avusturya'daki salon toplantısında binlerce Türk vatandaşına hitap edeceğini belirten Erdoğan, bu ülkeden geçeceği Fransa'da, Cumhurbaşkanı Hollande ile görüşeceğini, Lyon'da salon toplantısında soydaşlarla biraraya geleceğini bildirdi.
Erdoğan, Meclis tatile girmeden önce millet için aciliyet arz eden tasarı ve teklifleri yasalaştıracaklarını belirterek konuşmasını tamamladı. AA
































