Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Küçük ülkelerin avantajları

Daima ambargolardan ve küçük bir ülke olduğumuz mazeretleri arkasına sığınır, başarısızlığımızı kolayından örtmek isteriz ya, küçük bir ülkenin de küçüklükten gelen birçok avantajı olduğunu izah eden bu yazıyı yazmaya başladığımda diğer odadaki TV’den CTP Kurultayı’nın başlamak üzere olduğunu kapı aralığından duydum. Spiker herkesin nefesini tutup kurultaya kilitlendiğini söylüyordu. U, bende hiç öyle bir hal yok. Niye acaba diye düşünmeye başladım. CTP iktidarda bir parti. Bu kurultay başbakanımızı belirleyecek olsa dahi bende tık yok. Anormal miyim ne? Bendeki bu ilgisizliğin nedenini bir iki dakika düşündükten sonra buldum sanırım. Bırakın başbakanları, partiler değişse bile, değişen bir şey olmuyor bu diyarda. Sağcısı gider, solcusu gelir, statüko yerinde. Liyakatsizlik ve ekonomi üzerindeki kamu yükü yerinde. Yavaş işleyen adalet yerinde. Yapanın yanına kalır, yerinde. Eğitimde kalitesizlik, bozuk gelir dağılımı, pahalılık, işsizlik yerinde. Ayrıca paravan bir aday, kurultayda kazanırsa kim başbakan olacağı belli değil. Piyangodan çıkacak gibi bir karagözlük. Şimdi bir iktisatçı geçinen biri olarak niye vakit kaynağımı boş yere harcayayım? Hiç ilgi duymamakta, mesleğime göre haklıyım. Bırak o olayla, boş ve bol zamanını harcamakla ekmek parasını kazanan, bizim medyacılar ilgilensin. Hatta kurultaydan sonra bir uzman edası ile bol, bol komplo teorileri üretsinler; kim kimi kucakladı veya kucaklamadı; Kim bıyıklı, kim bıyıksız gibi tartışmalarla vakit geçirirken, bizim kaptan ayni beceriksiz kaptan, içinde bulunduğumuz gemi buz dağlarına doğru yol alsın; ha vurdu, ha vuracak, bizim gibiler de gailesini çeksin. Daha önce de CTP’yi de iktidarda gördük. Hem de tüm gücü ile. Hem de Annan Planı sonrası etkenlerinin, emlak piyasasında yaratılan belirginliğin neticesi ülkenin maddi bolluk içinde olduğu bir devrede. Statükoyu mu yıktılar, yoksa Kıbrıs meselesini mi hallettiler? Hade bu pısırıklığı Türkiye faktörüne bağladılar? Peki bugünkü yazımın konu niyeti olan küçük ülke dezavantajlarını asgariye indirecek, avantajlarını azamiye çıkaracak çaba mı sergilediler? UBP’yi tenkit etmeye bile değmez, onlar zaten parti değil menfaat kliğidir. Çocukluğumda, Lefkoşa Barbaros sokağında geçirdiğim bir olayı yazmadan geçemeyeceğim. İkinci Cumhurbaşkanımız Sn. Talat’ı Maraş konusunda niye benzetirim bilir misiniz? İşte hala daha hafızamda olan o olaya. Mahallede oynarken, münakaşa çıktı. Fiziken güçlü bir çocuk, görece güçsüzün dondurmasını elinden aldı. Dondurmayı ne kendi yer, ne de sahibine iade eder. Dondurma her dakika erir, dondurmayı zapt eden çocuk diyor ki, eğer kendinin kabul edeceği şartlarda ancak oyun devam ederse dondurmayı sahibine iade ederim. Mantaliteye bak, iyi niyete bak. Neticede dondurma eriyip gider. Kime fayda? Bu da yetmez aileler arasına yansıyan kavga büyür, polislenirler.

Küçük bir ülkenin dezavantajları, örneğin, ekonomik faaliyet sahaları dar ve dengesizdir. En ufak bir menfi koşul değişimi büyük sallantılara sebep olur; bir birini tanıyan küçük bir ülkede popülizme meyil güçlü olur; ölçek sorunu vardır; Büyük bir oranda yer altı serveti yoksunudur; politik etki dezavantajı yanında, bizde ambargolar da bu zafiyetlerimize ilave. Ancak küçük ülkelerin birçok avantajları da var. Nedir bunlar? Ekonomiyi kayıt altına alabilme olasılığının kolaylığı. Vergide nereden buldun sorusunun geçerliliği, her şey göz önünde. Eğitimi planlama, ekonominin ihtiyaçlarına göre yönlendirme olayının basitliği. Ülkenin mukayeseli avantajlarının kesin ve açık seçik olması. Çevreyi temiz tutmada ve planlamada kolaylıklar. İç huzuru sağlamanın, polisiye tedbirlerin kolaylığı, caydırıcı tedbirlerin yüksek etkisi. Hukukun üstünlüğünü sağlamanın, adaleti tavizsiz ihdas etmenin imkanı. “Hinderland”dan faydalanabilme oranının yüksekliği; dış yardımların etkisinin ekonomiye oranla yüksekliği; yabancı sermaye ve içe göç kriterlerinin ve kontrolünün kolaylığı. Gelir dağılımının, ister bölgeler arası, ister bireyler arası sağlamada kolaylık. Gerçek güçsüzü saptamada imkan.
Ufak olmanın bu avantajlarını, bırakın maksimize etmeyi, biz hiç kullanabildik mi?
Düşünün bir kere, bünyemize çok daha uygun olan başkanlık sistemine geçersek ve herkese gülücük, öpücük dağıtan şark kurnazlarını ekarte eder, engelli bir vatandaşı başkan seçsek veya hayvanları koruma veya trafik kazalarını önleme derneğinden birini başkan seçsek dahi durumumuz şimdikinden bir nebze daha iyi olacağı garantidir. Sn. Özersay gibi bir aydını başkan seçersek, Kıbrıs probleminin çözümünü garanti edemem ama ülkenin şimdikinden çok, çok daha iyi olacağını garanti edebilirim. Ha Kıbrıs sorununu %100 çözmeye odaklanırsanız size tavsiyem Sn. İncirli’yi bu makama getirin.
Şimdiki politik ve seçim sistemimiz, hiç temizlenemez, bulanık, pis bir su durumuna getirilmiştir. Bu sistemden faydalananlar, ganimetçiler değişimi engellemeye devam ederler ise, kendi çocuk ve torunlarına ihanet etmiş olurlar. Şimdiki gömlek bu topluma ve alışkanlıklarına hiç mi hiç uymadı. Çözüm orada, biline!