Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Asrın projesi su yönetiminde uzlaşı

Bu haftanın güzel haberi, en nihayet su konusunda ortakların ve Hükümetin ortak bir noktada uzlaşması ve Türkiye Hükümeti ile bu konuda mutabakat sağlandığı hususunda açıklama yapılmasıdır. Bu itibarla önümüzdeki günlerde Ankara’ya ziyaretle bu konularda görüşme yapılarak  bir anlaşma imzalanacağı Hükümet yetkililerince açıklanmıştır.
Keşke Su projesinin Yönetim, işletme ve denetimle ilgili gerekli hazırlıkları ve çalışmalar, KKTC’de çok önceden yapılsa ve bu uzlaşı da projenin adaya varışı ile aylar önce sağlansa, ve halkın uzun bir zamandan beri dört gözle beklediği acil ihtiyaç, halkı ferahlatıcı ve ülkeyi geliştirici bu hizmet ve can suyu, halka şölen havasında verilebilse idi. Ve keşke KKTC topraklarının sulanması ve tükenen yer altı su kaynaklarını besleyecek olan ve topraklarımıza kadar Türkiye tarafından getirilen 1.5 milyar TL maliyetli devasa büyük proje,  gerekli ve gereksiz tartışmalarla halka bir sıkıntı ve gerginlik konusu olarak aktarılmadan, Hükümetler arası görüşmelerle sonuçlanabilseydi.
Yıllardan beri halkta büyük beklenti olan ve hayati bir konu olan Su’yun, artık bir an önce çeşmelerimizden temiz temiz akması için Hükümetin ve ilgili kurumların çabuk hareket etmesi bir görev olmalıdır. Susuzluktan kırılan ülkemizde Su şimdiye kadar zaman içinde artan ihtiyaçlar ve turizm ve tarım amaçlı yeraltından çekile çekile, özellikle son yıllarda çeşmelerden bulanık, taşlı topraklı, tuzlu ve maden içerikli çeşitli karışımlarla akmaktadır. Bunların insan sağlığına ve evlerdeki makinelere verdikleri zararlar da herkes tarafından bilinmektedir.  Bu güne kadar çok kalitesiz duruma düşen bölgelerdeki  suyun ilgili Belediyelerimizce halka kullandırılırken daha kaliteli bir duruma getirilmesi için bir arıtma tesisi kurulması dahi düşünülmedi ve yapılamadı.  Hep düşünülen acaba şimdi gelen bu su’dan mali olarak ne kadar belediyeler yararlanabilir? Ve batık durumdan kurtulabilir. Belediyeler, başka konuları öne çıkarmaya çalışsa da inandırıcılıklarını kaybetmiş durumdadırlar. Çünkü üç beş belediye hariç verilen hizmetler ortadadır. 
Şimdi varılan mutabakatı geçen gün Maliye Bakanı Meclis’te izah etmiş ve çok güzel özetlemiştir. İnşallah varılacak mutabakatla Türkiye- KKTC işbirliğinde ve en verimli ve etkin bir biçimde ülkenin ihtiyaçlarına ve üretim gelişimine yararlı bir şekilde kullandırılması sağlanmış olacaktır. İşbirliği her zaman bir gelişimdir. Yeter ki kamu yararına olsun.  Kamu –Özel işbirliği projelerinde, öngörülecek uygulama esasları çerçevesinde, fiyat politikası dahil ana noktaların  idaresinde Devletçe söz sahibi olunduğu sürece, ve işleyişinin de Devletin kontrol ve denetiminde olduğu sürece, korkulacak bir şey yoktur. Yeter ki Devlet kurumları gerekli politikaları ve esasları oturturken sağlam bir anlaşma yapabilsin ve bunun uygulanmasında gerek idari açıdan gerekse kontrol ve denetiminde hakim durumda ve başarılı olabilsin. Kamu-özel ortaklıklarında sağlanması gereken ana hususlar bunlardır.
Kaldı ki burada karşımızda herhangi özel bir şirket olmayıp, Asrın Projesi olarak projeyi gerçekleştiren Türkiye Hükümetinin mali kaynaklarıyla birlikte kendisidir ve işbirliğinde DSİ gibi tecrübeli bir kuruluş vardır. İhtilaf konusu olan, son aşamadaki İşletmesinin bir özel şirkete devri konusu ise açıklanan mutabakat metni ile KKTC’de yapılacak ihalelerle çözülecektir. Hayırlı ve uğurlu olmasını dileriz.
Umarız bundan sonra ülkeler ve Hükümetler arasında çözülmesi gereken hususlarda dünyada kabul gören ve uygulanan gelenekler gözetilerek devletler düzeyinde müzakereler ve çalışmalar yapılır ve ülkelerin halklarının arasında gereksiz tartışmalarla hem soğukluklar yaratılmaz hem de halk gereksiz yere gerdirilmez.
Muhakkak ki gerek saptanacak ve uygulanacak politikalar konusunda gerekse proje seçimleri ve uygulama yöntemlerinde görüş ayrılıkları her zaman  olabilir ve normaldir ve çok oldu.. Ancak bunun uzaktan uzağa düello şeklinde olması hiçbir şekilde devlet geleneklerine uygun bir tarz olamaz ve kamuoyu nezdinde de psikolojik bir çok etkilerle huzursuzluk ve mutsuzluk yaratılır.  Bu konular Yönetim kademelerinde iki ülke arasında müzakerelerle, bilgi , görüş alış verişleriyle çözülür. Rüştümüzü icraatlarımızla göstermemiz, her kademede ve halk nezdinde daha çok rağbet ve itibar kazandırır kanaatindeyim.
2- Su konusundan sonra, İşletmesi özelleştirilen ve iyi bir örnek olmayan bu özelleştirme kapsamı ile Ercan Havaalanı yatırımlarının yetersiz tedbirlerle  yürüyemediği ve sözleşmesinin de yeterli olmadığı aşikâr görülmektedir. Ve bu yetersizlik  alandaki bir çok konuyu muallak pozisyonda durdurmaktadır. Dolayısıyla  Ercan Havaalanı projesi, Yetkililerce sözleşmesiyle ele alınması, öngörülen yatırım projesinin gerçekleştirilmesi yönünde süratli önlem alınması,  yönetim, denetim ve işletmesindeki eksiklik ve aksaklıklara Hükümetçe el atılmasının  gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Aradan iki yıl geçtiği halde halen yatırım safhasının başında olunması, Devletin yönetim ve denetim mekanizmalarının burada etkin olamaması, işlerin sürüncemede  kalmasına neden olmakta, bu da KKTC’nin tek hava limanı olması hasebiyle her açıdan büyük önem arz etmektedir.
Yapılan bazı özelleştirmeler maalesef iyi örnekler olamadı. Halkta haklı kuşkular uyandırdı. Ülkeye fayda sağlayabilmesi için Devletin kontrol ve denetiminin etkinleştirilmesi ve Hükümetçe konan şartların ve uygulamaların aksaksız gerçekleştirilmesinin temin edilmesi kaçınılmazdır.