Kış tatilinde Kıbrıs’ta olduğumuz iki üç hafta içinde neredeyse hiçbir yere tahmin ettiğim vakitte gidemedim; hep geç kaldım. Özellikle de bir perşembe akşamüstü Ortaköy’den Gönyeli’ye o kadar uzun bir sürede gideceğim hiç aklıma gelmezdi. Trafikteki araba sayısı belli ki artmış. Daha da önemlisi trafikteki sürücüler çok kötüleşmiş. Bir yerden diğerine gitmek sadece daha fazla vakit almıyor aynı zamanda daha yorucu ve tehlikeli.
* * *
Trafik kurallarını ihlal eden sürücü sayısı sanki yazdan buraya artmış gibi geldi bana. Gönyeli çemberinde yolcu indiren, olur olmaz şekilde çemberin içinde park edip bekleyen, çembere nasıl gireceğine dikkat etmeyip bir anda önünüze atılanlarla karşılaşmadığımız sefer hiç olmadı.
* * *
Bir de, trafikteki Türkiye plakalı araba sayısı ciddi bir şekilde artmış.
* * *
Trafik kurallarından habersiz insanların ve yabancı ülke plakalı araba sayısının çokluğu—ki bu yabancı ülkede trafik yolun sağından gidiyor ve farklı bir yol sistemi var—son derece kaygı verici. Amerika’da bunların hiçbirisi de mevcut değil. Özellikle trafiğe çıkacak sürücülerin kuralları öğrenmemesi diye bir şey söz konusu değil.
* * *
Bizim yaşadığımız New Jersey eyaletinde, lise ikinci sınıfta bir dönem boyunca kapsamlı trafik dersi veriliyor. Bu zorunlu bir ders ve trafik sinyallerinden önünüzde giden araçla aranızda ne kadar mesafe olmasına kadar her türlü trafik kuralını kapsıyor. Lise öğrencileri alkolün sürücünün karar vermesini nasıl etkilediği, buzlu yolda nasıl sürülmesi gerektiği, yokuş aşağı, yokuş yukarı nasıl park edileceği gibi konularda da bilgilendiriliyorlar. Dönem sonunda yapılan sınavda yüz üzerinden en az 82 puan alan 16 yaşındaki öğrenciler, gözleri çek edildikten ve altı saatlik direksiyon başı eğitimini de tamamladıktan sonra “koşullu olarak” araba sürmeyi öğrenmek için trafiğe çıkabiliyorlar.
* * *
16 yaşındaki sürücü eğer yanında 21 yaşının üstünde ve en az 3 yıllık New Jersey ehliyeti olan birisi yoksa trafiğe çıkamıyor. Bu koşul sağlandığında ise sürdükleri arabaya aile üyeleri—anne, baba ve kardeşler—dışında sadece bir kişiyi alabiliyor. Gece saat on birden sonra da trafiğe çıkamıyorlar. Trafik cezası almaksızın bir yıl sürüş yapan bir genç, 17 yaşına gelince, sigortalı bir araba ile eyaletin motorlu araçlar dairesine gidip bir sürücü testi alıyor. Bu testi geçince de “geçici” bir yıllık sürücü ehliyeti kendisine veriliyor.
* * *
Bu gencin ailenin trafik sigorta poliçesine ismini eklemek ödenecek sigorta prim miktarını anında ikiye katlıyor. Bir de ödenen trafik sigorta primleri sebep verilen kazalara ve trafik kurallarını ihlal etmeye bağlı olarak arttığından, doğal olarak ailenin gence dikkatli sürmesini telkin etmesi için nedeni oluyor. Fakat sürücünün trafik için hazırlanması burada bitmiyor. “Geçici” ehliyetli genç bir yıl boyunca artık yanında bir yetişkin olmadan sürebiliyorsa da yine gece saat 11’den sonra trafiğe çıkamıyor. Yanına aile üyelerinden farklı birden fazla kişiyi yolcu olarak alamıyor. En önemlisi, “geçici” ehliyetin “normal” bir ehliyete dönüşmesi için, 18 yaşına kadar hiçbir trafik cezası almadan sürüş yapması gerektiğini de biliyor.
* * *
Bu sistem en iyisi mi? Herkes böyle yapmak zorunda mı? Tabii ki hayır. Söylemek istediğim “normal” bir yerde trafiğe çıkacak olanların sistematik ve kurumsallaştırılmış bir şekilde iyi hazırlanması gerektiği.
































