Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Magazin

Her zaman şık ve güzel: Ebru Akel

Türkiye’nin ünlü sunucusu Ebru Akel, oldukça şık giyinen bir isim. Her giydiğini de yakıştıran Akel, “Stilim karakterimin aynasıdır” diyor. “Akel’s” markası ile moda sektörüne geçiş yapan Akel  “İlham kaynağının annesi olduğunu belirtiyor ve  “ Çocuk yaşlardan itibaren, onun renkleri cesurca ve özgürce kullanması, bize en büyük ilham kaynağı oldu. Biz de Akel kardeşler olarak, bugüne kadar olan bilgi ve tecrübelerimizi bir araya getirdik. Sonuç olarak bizim rengimizden, bizim gökkuşağımızdan Akel’s doğdu.” diyor. İşte “Akel’s” markası ve bilineyenleri…
Tasarımlarınızın en belirgin özelliği ne?
Bu koleksiyonda giyilebilir, her zaman gündüzden geceye taşınabilir, insana kendini iyi ve farklı hissettirecek kıyafetler var. Zaten kendine güveni olan kadınları biraz daha parlatmak amaçlı bir koleksiyon. Sonuç olarak, giyen herkes kendini mutlu hissediyor. Bu da benim için çok önemli. Diğer yandan, ben klasik düşünen biri olmakla beraber bugünü ve dünü birleştirmeyi çok seviyorum. Dolayısıyla, zamansız, 10 yıl sonra dolaptan çıkardığında eskimeyen,ruhu olan, biraz daha dokusu olan, kumaşındaki detayında farklılık olan kıyafetler tasarlıyorum.
Mühim olan stil mi yoksa moda mı?
Stili olmalı ki, moda parçaları kendine yakıştırabilsin. Öbür türlü stilin olmuyor. Tamamen modanın yansımasında biri oluyorsun. Moda olup her şeyi alıp giyen insanların stilinin olduğunu düşünmüyorum. Stil de karakterdir aslında. Benim stilim ise, benim karakterimin yansımaları.
Bir insanı ‘şık’ diye tanımlayabilmeniz için nasıl bir görünüşünün olması lazım?
Şıklık bence gülümseyen güzel bir yüzle, parlayan dişlerle, bakımlı ellerle ve parlayan saçlarla başlar. Sonra da o stille kendine yakıştırılan naifliktir şıklık. Kıyafet olaraksa beyaz gömlek, ipek veya kaşmir paltolar, eldivenler, şapkalar… Aksesuarların şıklığa çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Takılan bir yüzüğün, saati takış şeklinin, küpe seçiminin bir stil olduğunu ve karakterin yansımaları olduğuna inanıyorum.
Her kadının dolabında olması gereken ‘hayat kurtaran parça’ sizce nedir?
Dantel elbise. Dantelin kesinlikle mükemmelleştirici, cezbedici, köpürten bir güzelliği var. Soft renklerde olursa daha da güzel. Küçük siyah elbise diyemeyeceğim… Siyah rengi seviyorum ama siyah benim için dolabımı açtığımda sıklıkla gördüğüm bir renk değil. Deri pantolonlar, iyi kesim bilekte bir pantolon, düz renkli kaşmir kazaklar, beyaz tişört ve blazer ceket demirbaş olabilir bir dolapta. Bir de tabii spor ayakkabılar.
Nasıl bir alışveriş kadınısınız?
Özellikle anne olduktan sonra buna vakit ayıramıyorum. Oğlumla ve eşimle gezerken vitrinde gördüğüm ve bana olacağını düşündüğüm şeyleri alıyorum. Bugüne kadar yanıldığım olmadı. Onun için çabuk alışveriş yaparım, ne istediğimi bilirim. Kendime özel alışveriş zamanlarım yok. Gece veya boş vakitlerimde, online alışveriş yapabiliyorum.

Ekranlardan uzak kaldığınız bir dönemdesiniz. Yeni bir proje var mı? Yoksa koleksiyona mı daha çok yöneldiniz?
Koleksiyon sadece kardeşlerimle beraber hayata geçirdiğimiz bir marka. Ben kendi işimin yanında da bir şeyler üretmeyi, üretirken de olabildiğince hakkını vererek duyurmayı seviyorum. Onun dışında mesleğim ayrı. Anne olduktan sonra kendi meslek yaşamım için o kadar zaman ayıramadım. Ama yeni birtakım güzel projeler var. Önümüzdeki sezon beni daha fazla ekranlarda göreceksiniz.

Modayla alakalı gelecek planlarınız neler?
Akel’s bir başlangıçtı. Yeni modellerimiz de çıkıyor. Bundan sonra Deniz’in bir şeyler yapacağını düşünüyorum.

Hayatınızda ‘iyi ki yaptım da sonucu bu oldu’ dediğiniz bir şey var mı?
Tabii ki en önemlisi eşimle tanışmam ve oğlumuzun dünyaya gelmiş olması. Benim için en önemli şey o. Kendimi yılmadan geliştirmeye çalışıyorum. O eğitimler, üşenmeden girdiğim workshop’lar, araştırmacı halim… ‘İyi ki bu kadar meraklıyım’ diyorum. Bir de 2007 yılında televizyon fenomeniyken televizyon programlarına ara verip, oyunculuğa odaklanıp, Los Angeles’a gidip Eric Morris’le çalışmam oldu. Benim için bir dönüm ve değişim oldu. Bu da benim için ‘iyi ki yapmışım’ dediğim noktalardan biri.

‘Ya hep ya hiç’ midir sizin için? Yoksa arası bulunur mu?
‘Ya hep ya hiç’çi değilim. O noktaya çok zor giderim. Hep arasını bulmaya çalışırım. ‘Yok’ dedikten sonra ise dönüşüm yoktur.