Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Magazin

Masum ama seksi…

DOĞAL GÜZEL:  Doğal ama seksi bir görünüme sahip Aslı Enver. Utangaç olmasına rağmen de özgüveni çok yüksek.

ASLI, “BABAM KIBRISLI”: “Babam Kıbrıs Türklerinden ve sekiz yaşından beri Londra’da yaşıyor. Annem İstanbullu. Londra’ya okumaya gittiğinde babamla tanışıyor ve biz de Londra’da doğuyoruz”

Londra’da doğmuş, gerçek bir hayvan sever, haksızlığa dayanamıyor ve en büyük pişmanlığının spora geç başlaması olduğunu söylüyor. … Masum fakat seksi, utangaç fakat özgüvenli oyuncu Aslı Enver hayatı ile bilinmeyenleri samimiyetle anlattı. Babası aslen Kıbrıslı olan oyuncu, göç nedeni ile Londra’da doğmuş. 

Şu anda dinlendiğini söyleyen güzel bu dönemi iyi değerlendirdiğini çalışırken yapmayı istediği her şeyi şimdi yaptığını belirtiyor. 

“Her fırsat bulduğumda yaptığım gibi de yurt dışına gidiyorum, kafamda belirlediğim belli destinasyonlar oluyor, onlara doğru yol alıyorum. Tatilim başlayalı iki hafta oldu; Londra ve Rusya’ya gittim. Gideceğim birkaç ülke daha var. Bu süreçte hayvan barınaklarıyla da ilgileniyorum. Her türlü gönüllü yardımı kabul ediyorlar. Sadece bir kurumda 3000 tane köpek var ve bu köpeklerin bakımını üç dört kişi yürütüyor. Ben de destek olmak adına barınağın temizliğinden mama dağıtımına kadar ne isterlerse yapacağım”

“Ahşapla uğraşmayı çok severim”
“Ahşapla uğraşmayı çok severim. Çöpe gidebilecek bir şeyi kullanılabilir hale getirmek beni mutlu ediyor. ‘Artık bu kullanılmaz’ denilen anneanne mobilyalarını soyarım, zımpara atarım, eskitirim, boyarım. Babam da bu konuda çok beceriklidir. Evimizin bütün işlerini kendisi yapardı, bahçıvanlıktan tutun da merdivenlerin tamiratına kadar. Kız kardeşim de çok sever böyle şeyleri. Sıkıldığımız zaman birbirimize; ‘Ne yapsak? Hadi gel şunu yenileyelim’ deriz.

“İnsan değişiyor…”

“O kadar çok değişiyor ki insan. Ben hiçbir yaşımda bu kadar değiştiğimi hissetmemiştim. ‘Ben bunu sevmiyormuşum’ ya da ‘Ben bunu aslında ne kadar seviyormuşum’ demeye başladım. Değiştiğimin farkındayım. Yemekten tutun hayat tarzıma o kadar çok hoşuma gitmeyen şeyler olduğunu fark ettim ki. Şöyle bir özelliğim vardı mesela, artık ondan da vazgeçmeye çalışıyorum; insanlar üzülmesin, kırılmasın diye alttan almak… Artık bunun çok da doğru olmadığını, aslında karşımdakine zarar verdiğimi gördüm.”

“Babam Kıbrıslı”
“Babam Kıbrıs Türklerinden ve sekiz yaşından beri Londra’da yaşıyor. Annem İstanbullu. Londra’ya okumaya gittiğinde babamla tanışıyor ve biz de Londra’da doğuyoruz”

“Hak vermediğim bir karakteri oynamakta çok güçlük çekerim”
Önce kendimi yerine koyarak anlamaya çalışıyorum. Kötü biriyse neden kötü olduğunu keşfedip, ona hak vermeyi istiyorum. Eğer hak verebiliyorsanız, oynayabiliyorsunuz da. Hak vermediğim bir karakteri oynamakta çok güçlük çekerim.

“Adrenalin salgılıyorsunuz”
Kayıp dizisinde canlandırdığım karakterin bebeğinin doğumda ölmesi, bu haberi aldığı an… Hayatımda daha önce hiç yaşamadığım ya da çevremde hiç şahit olmadığım bir olay anlatılıyorsa o sahnede daha mutlu oluyorum. Benim gerçeğimle alakası olmayan sahneleri oynamayı çok seviyorum. O zaman başka türlü bir adrenalin salgılıyorsunuz. Sonuna kadar inanmak zorunda kalıyorsunuz ki vücudunuz doğru tepki versin. Yönetmenim Deniz hep; “Bir oyuncunun başına gelebilecek en kötü şey bir şoför gibi arafta kalmaktır” der. Aklıma hep bu söz geliyor, arafta kalan şoförün durumunu kestirebilirsiniz

“İlgisi fazlasıyla dağınık biriyim”
“İlgisi fazlasıyla dağınık biriyimdir. Bir sürü küçük hobim vardır; yemek yapmak, örgü örmek, goblen yapmak, marangozluk gibi… Yeni bir şey göster bana hemen meraklanırım. Evde oturayım bacaklarımı uzatayım, mümkün değil bu. Mesela mumu eritirim, onun ıslak haliyle gül yaparım. Hakikaten boşluğum olsun evde mutlaka yapacak bir şeyler bulurum. Çöp olarak düşünülen birçok şeyden yeni bir şey çıkartmaya çalışırım.”

“Henüz çocuk istemiyorum”
“İleride kendimi anne olarak görebiliyorum ama şu an değil! Bunun zamanını zihninden daha çok vücut belirliyor galiba, o size doğru zamanı söylüyor. Kimi daha erken çocuk sahibi olur, kimi daha geç.”

“Haksızlığa uğramak beni kırar”
“En çok haksızlığa uğramak kırar beni. Yapmadığım bir şeyle suçlanmak ama açıkçası artık çok da eskisi kadar kafama takıp da ‘Vah şöyleydi, böyleydi’ yapmıyorum. Çünkü gerçekten çok çabuk unutuluyor her şey ve geçiyor. Sen üzüldüğünle, saçında ilk beyazları görmenle kalıyorsun. Uyurum geçer.”