Hazal Ceren Deniz kendini ‘herkes gibi spiritüellikle ilgilenen ve herkes kadar spiritüelliğe adamış’ olarak tanımlıyor. Küçük yaştan itibaren bizlere anlatılanın da ötesinde bir gerçek olduğuna dair beslediği inancın ve yolun onu sonunda Kıbrıs’a getirdiğinden bahsediyor ve anlatıyor.
.jpeg)
*Öncelikle enerjiyi pozitif ve negatif olarak tanımlayabilir miyiz?
“Ne her zaman pozitif, güler yüzlü, pür neşe olabiliriz; ne de sürekli depresif, karamsar ve kaygılı. Amacımız ortasını bulmak”
Enerji maddenin ve bizlerin titreşimidir. Görünen kısım nasıl etten ve kemikten oluşuyorsa, görünmeyen, daha doğrusu gözlerimizin algılayabildiği frekansın dışında bir de titreşimimiz vardır bizim. Evet göremiyoruz ya da bilinen 5 duyumuzla algılayamıyoruz belki bu titreşimi ama hissedebiliyoruz. ‘Bu ortamda enerjim çok düştü/yükseldi’ ya da ‘Bu insanın enerjisi bana çok iyi geldi’ gibi cümleler artık çok sık duyduğumuz ve enerjiyi birebir alıp, hissedebildiğimizin birer kanıtı olarak kullandığımız ifadeler. Enerji günlük telaş, kaygı ya da mutluluklar neticesinde bir yukarı bir aşağı inip, çıkabilen; negatif ve pozitifin ötesinde dengeye girinceye kadar da insanı oldukça etkileyebilen bir olgu. Negatif de pozitif de bir değneğin iki ucu aslında. İkisi de uç hal anlayacağınız. Ne her zaman pozitif, güler yüzlü, pür neşe olabiliriz; ne de sürekli depresif, karamsar ve kaygılı. Amacımız ortasını bulmak, denge halinde olmak. İyi duygular içinde olup, kendimiz gibi hissettiğimiz her an bilelim ki enerjimiz de bizimle birlikte pozitiftedir, kendimizi ya da başkalarını suçlayıp, yargılayıp sürekli olumsuz düşünce kalıpları ürettiğimiz her an ise değneğin diğer tarafına geçmişizdir. Panik yok, farkında olalım ve iki durumun da bir süre sonra değişeceğini kabul edelim.
.jpg)
*Estetisyen olarak verdiğimiz güzellik hizmetiyle enerji arasında bir bağ kurabilir miyiz? Bu bağ nasıl bir bağdır veya nasıl olmalıdır?
“Estetisyenler farkında olmadan kendilerine gelen birçok insana elleriyle ve enerjileriyle şifa aktarıyorlar”
İçinde bulunduğumuz dönemde güzellik uzmanları ve estetisyenlere gerçekten büyük görev düştüğü inancındayım. Bakın, bir elektronik eşya mağazasına ya da markete gittiğimizde işimiz 20 dakika sürüyor ise 21. dakikada dışarı çıkıyoruz. Fakat güzellik uzmanından kısa bir işlem için randevu aldığımızda günümüzün yarısı orada geçebiliyor. Bu aslında şunu gösteriyor, amaç orada güzellik hizmetinden çok terapi almak. Estetisyenler farkında olmadan kendilerine gelen birçok insana elleriyle ve enerjileriyle şifa aktarıyorlar. Yaptıkları gerçekten çok ulvi bir iş fakat burada dikkat edilmesi gereken önce kendi enerjilerini yükseltip ardından başkalarına yardım etmeleri. Dolup taşan bir bardak gibi, enerjileri önce kendi içlerini doldurmalı, ardından taşan enerji etraflarını beslemeli. Sağlıklı bir hizmet bu şekilde olabilir. Bunun dışında bu meslek dalında çalışanlara tavsiyem müşteri kaybetme korkusunu bir kenara bırakarak, enerjilerini farkında olmadan çalmaya çalışan insanlara yeri geldiğinde hayır diyebilmeleri. Evet, siz bu mesleği tesadüf olarak seçmediniz ama kendi enerjinizi ve gücünüzü korumanız sizin kendinize karşı en büyük sorumluluğunuz.
“Hayatta tesadüf diye bir şey yoktur. İnsanlar artık görünenin de ötesinde bir gerçek olduğunun farkında”
Gerçekten hayatta tesadüf yoktur. Birçok yazar, düşünür ve spiritüel alanda ustalaşmış insan bunu yüzyıllar boyu hep aktardılar. Kıbrıs’ta bu ve daha birçok bilgiyi derslerinde aktaran Musa Kocatepe’nin de Einstein’ın ünlü sözüyle örnek verdiği gibi: Tanrı zar atmaz. Gerçekten de her olay bir plana göre hareket ediyor. Bu yaratanın büyük planı. Birçokları Dünya’nın farklı farklı yerlerinden Kıbrıs’a yerleşiyor ve spiritüellikle yani insan ruhunu, gelişimini, ilerleyişini, tekamülünü ele alan konularla ilgili çalışmalar yapıyor. Bu bir tesadüf mü? İnsanlar artık görünenin de ötesinde bir gerçek olduğunun farkında. Kimisi biraz daha erken bu gerçeğin farkına varıyor, kimisi ise bir vesileyle geç de olsa bu gerçekle tanışıyor.
“Seçtiğimiz meslekler de tesadüf değildir”
.jpg)
Hepimiz bir görevle geldik. Su motorumuzu tamir eden ustadan, üniversitedeki hocalarımıza kadar hepsi bir görevle bu Dünya’da bulunuyor. Güzellik uzmanları gibi insanlarla birebir temas halinde olan meslek gruplarındaki çalışanlaraysa dediğimiz gibi biraz daha görev düşüyor. Eğer insanlar size geldiğinde rahatlayıp, enerjilerini yükseltip, farkındalıklarını geliştirerek gidiyorlarsa bilin ki, bilinçli ya da bilinçsiz, siz o insanların şifalanmasına katkıda bulundunuz. Burada bahsedilen şifa yaratanın enerjisini bir aracı gibi başkasına aktarmak. Ne zaman ki bu Kaynak enerjisiyle bağımız kopuk, sadece kendi enerjimizden verir halde oluruz işte o zaman ruhen yorgunluklar, keyifsizlikler başlar. Hatırlamamız gereken bizim yalnızca birer aracı olduğumuz. Bu sebepten olacak olan tüm şifa ve yardımlar da daha büyük bir gücün sayesinde oluyor. Güne inancınız neyi gerektiriyorsa ondan koruma dileyerek başlayabilir ve ne zaman bir insana yardım edeceğinizi hissederseniz ‘O insanın, benim ve bütünün hayrına olacak şekilde olsun.’ diyerek niyette bulunabilirsiniz.
*Karşılıklı olarak pozitif enerji aldığımız gibi negatif enerji de alabiliyoruz. Bu gibi durumlarda ne yapmalıyız?
“Eğer gerçekten yanında iyi hissetmediğimiz insanlar olursa, onun yanında iyi hisseden başka insanların olduğunu hatırlamalıyız”
Öncelikle sormamız lazım, neden şu anda bu şekilde hissediyorum? Çoğu zaman farkında olmadan içimizdeki öfkelerle yaşayıp gidiyoruz. Fark etmediğimiz şey, bir kimse ya da bir duruma duyulan öfkenin aslında içimizde bir açıklık, bir yaraya dokunduğu için canımızı yaktığıdır. Bizde ne açıklık varsa, diyelim ki saygı görmemekten korkuyoruz, hep bu tür davranışlarda bulunan insanları çekeceğiz. Ya da güçsüz kalmaksa endişemiz, hayatta hep çaresiz hissedeceğimiz durumlar olacak. Negatif enerji alıyorum deyip kestirip atmaktansa altında yatan korkuya bakmak her zaman daha faydalı. Eğer gerçekten yanında iyi hissetmediğimiz insanlar olursa, onun yanında iyi hisseden başka insanların olduğunu hatırlamalıyız. O halde sorun o kişide değil, bizde. Çözümün dışarıyı değiştirmek değil de içeriyi temizlemek olduğunu anladığımızda zaten rayına oturuyor çoğu şey.
*Özellikle Kıbrıs’ta pozitif enerji ve spiritüel konulara yönelik ilginin yoğunlaştığını görüyoruz, sizce neden?
Kıbrıs çok özel bir yer. Hem konumu hem de enerjisiyle spiritüelliğin beşiği olmaya aday. Düşünün öyle bir yer ki ikiye bölünmüş, dualitenin yani iyi-kötü, karanlık-aydınlığın en son noktası; savaşlar, anlaşmazlıklar yaşandı, yaşanıyor etrafında ve akın akın spiritüellikle ilgilenen insanlar geliyor buraya. Nerede negatif fazlaysa, yakında pozitife dönüşeceği içindir. Ve o gün geldiğinde enerji dalga dalga yayılarak hem bulunduğu noktayı hem de çevresini temizleyerek aydınlatır. İnsanlar artık bunun farkında. O günlerde buluşmak dileğiyle…
































