TC Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, geçtiğimiz salı günü düzenlediği toplantıda, 2014 yılında para ve kur politikasının nasıl şekilleneceğini anlattı. Geçtiğimiz hafta FED’in tahvil alımlarını azaltacağı ve Türkiye’deki yolsuzluk soruşturmaları neticesinde dövizin tarihi rekorlar kırması sonrasında bu toplantıda verilecek mesajlar çok önemliydi. Son ayların oynak, çalkantılı, huzursuz ve belirsiz ortamında açıklamalar yapılması bence olumlu bir adımdır.
Toplantının esas amacı, aslında kısa vadede enflasyonda ve döviz kurunda oluşacak olumsuz bekleyişleri ortadan kaldırmaktı. Bu yüzden de 2014 yılının bütünü hakkında değil, yılın son haftasında ve Ocak ayında uygulanacak politikalar doğrultusunda bilgiler verdi. Ayrıca 2013 yılının sakin geçeceği ve dolar kuru öngörüsünde yanıldığını söyleyerek özeleştiri yaptı. Kısa dönemde özellikle döviz kuruyla ilgili bir tablo çizildi.
TC Merkez Bankası Başkanı, basın toplantısında ana hatları ile şu konulara vurgu yaptı:
– Yılbaşına kadar 3 milyar USD, Ocak ayında da 3 milyar USD döviz satış ihalesi yapılarak dolardaki artış önlenecek
– Zorunlu karşılık düzenlemelerinde sadeleştirme yapılarak piyasaya 1 milyar USD aktarılacak
– Aracılık maliyetleri azaltılacak
– Kredi büyümesi, tüketici kredilerinden, ticari kredilere yönlendirilecek
– TL’nin dövize kayması ve sıkı para politikası ile Ocak ayı enflasyonunda düşüş bekleniyor.
– TL ve yabancı para zorunlu karşılıklarda değişiklik gündemde yok.
– Rezerv opsiyon katsayıları artırılıyor. Bu ayarlamalar döviz satımı ile ayni etkiyi yapıyor.
Merkez Bankası faiz artırımına sıcak bakmıyor. Talebin düşük olduğunu ve faiz
artırımının ekonomik büyümeyi daha da daraltacağına inanıyor. Öte yandan, Yabancı yatırımcılar ise Merkez Bankası’ndan faiz artırımı bekliyor. Fakat Merkez Bankası bu konuda taviz vermiyor. Faiz artırımının döviz kurlarını aşağıya çekmeyeceğine, dünyadan örnekler vererek vurgu yapıyor. Ancak, kur baskısı ilerde artarsa ve Merkez Bankası faizleri artırmak zorunda kalırsa, bu durum, bankanın imajında sıkıntı yaratabilir.
TC Merkez Bankası’nın bu açıklamaları 2014 yılında kurda istikrarı sağlayacak politikaları izleyeceğini ortaya koyuyor. Kurda oluşan oynaklığı, döviz likiditesini artırarak ve kısa vadeli döviz satışlarıyla azaltmaya çalışacak.
Kurdaki yükselme trendini durdurmak ve geriletmek için öncelikle piyasa dövize boğulacak. Merkez Bankası’nın döviz rezervleri bol olduğu için, önümüzdeki 40 günde piyasaya 6 milyar USD aktarılacak, döviz fiyatının düşürülmesine çalışılacak. Daha sonra da rezerv opsiyon katsayıları artırılarak döviz talebi, bol dövizle sindirilecek ve kur kontrol altına alınıp kurda istikrar için adım atılacak. Merkez Bankası, enflasyonun artmasının en önemli sebeplerinden biri olarak tüketici kredilerindeki artışları görüyor. Bundan dolayı ticari kredileri desteklerken, tüketici kredilerini azaltarak üretimi artırıp, tüketimi azaltarak tasarruf oranını yükseltmeyi hedefliyor. Bunun için aracılık maliyetlerini düşürerek, ticari kredi faizlerinde bir düşüş, mevduat faizlerinde bir artış sağlamak istiyor. Halbuki, uzmanlar, belirsizliklerin arttığı bu dönemde, ticari şirketlerin kredi talebinin artmasını düşük ihtimal olarak görülüyor. TC Merkez Bankası Başkanı’nın, basın toplantısındaki açıklamalarından sonra dövizde düşüş, borsada yükseliş görüldü. Piyasalar bu açıklamaları olumlu karşıladı. Fakat ertesi gün 3 tane bakanın istifaları ve Cumhuriyet Savcısı’nın “Soruşturma yapmam engellendi” açıklaması ile dövizde yine yükseliş oldu ve Borsa son 17 ayın en düşük seviyesini gördü. İkinci dalga gözaltı ve soruşturmaların gelebileceği beklentisi de dövizdeki ve borsadaki kayıpların artmasında etkili oldu. Bu yazının yazıldığı saatlerde Dolar 2.20, Euro 3.03 ve Sterlin 3.61 ile rekor kırdı.
Türk Lirası, diğer gelişmekte olan ülkelerin para birimleri arasında en çok değer kaybedenlerden birisi. Martta yapılacak yerel seçimlere kadar belirsizliklerin giderilmemesi sıkıntı yaratabilir. Bu konjonktürde, tasarruf yapacakların, TL yerine dövize yoğunlaşmaları, piyasadaki likiditenin yılsonu itibarıyla zayıf olması (açık pozisyon kapatmak) ve politik endişelerin sürmesi, yabancı para girişlerinin azalması ve hatta çıkışların olma ihtimali, döviz kurlarını daha da yukarıya çekebilir. Siyasi belirsizlik ve ekonomide risk algısı çok yükseldi. Şu anda piyasalarda bu risk ve belirsizlik fiyatlanıyor ve panik yaşanıyor. Merkez Bankası, piyasaya sattığı döviz miktarını mutlaka açıkladığı rakamların üstüne çıkarmalıdır. Piyasalara güven vermelidir. Borcu olanlar, ihtiyacı olanlar, döviz daha da artacak diye döviz alma telaşında. Bu yüzden MB’nin sattığı döviz anında piyasada bitiyor. En önemlisi de, faiz artırımı konusunu mutlaka gündemine almalıdır. Piyasalara döviz satmak tek başına da yeterli olmayabiliyor.
Son tahlilde, KKTC’deki yurttaşlarımıza naçizane önerilerim şunlardır: Aşırı tüketimden kaçınsınlar. Kredi kartı harcamalarına dikkat etsinler. Borçlarını daha da artırmasınlar. Olmayan geliri kartlar vasıtasıyla harcamasınlar. Dövizle borçluysalar, bankalarıyla görüşüp, imkan olursa TL’ye geçsinler ve borçlarını yeniden yapılandırmaya çalışsınlar. Ellerinde atıl durumda, fazladan gayrimenkul varsa bunları nakde dönüştürüp varsa borçları kapatmaya veya azaltmaya çalışsınlar. İhtiyaçları yoksa panik yapıp döviz almaya çalışmasınlar.
































