Türkiye’nin başarılı ismi Tuba Ünsal son zamanlarda moda dünyasında da ismini duyurmaya başladı. Bir çok kolleksiyon hazırlayan Tuba, hem kolleksiyonlarını hem de aile düzenini anlattı…
Çocuklara özel bir kolleksiyonunuz var. Esin kaynağınız neler oldu?
“Çocuklar için hazırladığım Minnie by Koton’da evdeki iki kız çocuğunun tercihleri ve zevklerinden oldukça faydalandım. Çocuklar için koleksiyon yaparken modadan ziyade beslendiğim kaynaklar; rahat olması, kullanılan materyalin güzel olması, iyi ve doğal olması. Bir de Ole koleksiyonu var. Bir kız çocuğuna istediğiniz kıyafeti giydirmenin en güzel yolu ona kendinizin ne giydiğinizi göstermek. O yüzden de anne-kızların bir örnek giyinmesi bana çok şeker ve sempatik geliyor. Benim giydiklerimi onlar da bayılarak giyiyor. “
Sizin için şık olmak ne demek?
“İyi bir makyaj ve saç demek… Onun dışında annemin bir lafı vardır; ‘Gençsin, zayıfsın, ne giysen oluyor.’ Hakikaten de evden hiç dışarı çıkmak istemediğim ama gitmek zorunda olduğum davete gideceğim zaman kendime hep şunu diyorum, ‘Bugün çok iyi saçım ve makyajım olması gerekiyor.’ Bir de şanslıyım. Giymem için iyi moda evlerinde güzel kreasyonlar oluyor.”
Bu yorucu tempoda stilinizi nasıl belirliyorsunuz?
“İç içe giren balerin ayakkabılarından bir sürü eskittim. Çantaya onları atıp, stiletto’ları çıkarıp, hop Sare’nin okul toplantısına git, oradan ceketi çıkar içinde kalan bluz ile bir davete katıl… Zaman ayırma olayı bazen çevremdeki insanlara çok korkutucu geliyor ama ben o kadar alıştım ki… Yani öteki türlüsünü pek bilmiyorum. Çocuklarım bolca zaman geçirdikleri ve her şeyi yaratıcı oyunlara dönüştüren anneleri olduğu için çok mutlular. Onları aksatmadan, her şeyi bir şekilde oyuna dönüştürüp, çözüm üretebildiğim için ben de çok mutluyum.”
Hep formda kalmayı başardınız… Bunun sırrı nedir?
“İki çocuk. Doğurmak formunuzu ilk önce bozuyor, sonra topluyor. Müthiş bir dünya düzeni var bununla ilgili. Evde akşam 18.30 ve 20.00 arası ciddi bir kalori harcıyorum. Spor salonuna gidip iki saat çalışan kadınlardan daha fazladır. Ağırlık olarak Civan Mert. Doğal olarak her ay büyüdüğü için benim ağırlıklarım da artıyor. Onların banyosu, giyinmesi derken sürekli hareket halindeyim. “
Setleri özlediniz mi?
‘Arkadaş Kokusu’ filmi hala bitmedi. Biraz özlemiştim ama dönünce neden uzaklaştığımı daha iyi anladım. Filmin avantajı filmde sadece iki kişiyiz, dolayısıyla her şey bizim düzenimize göreydi. Tabii çok zor. 110 sayfalık metnin neredeyse 90 sayfasında sadece iki kişinin oynaması büyük ezber gerektiriyor. Bu ay içinde de bir komedi filminde rol alacağım. Böyle, gidebildiğim yere kadar, çok televizyona bulaşmadan devam etmeyi düşünüyorum. Sonra önümüzdeki sene bakarım yoluma.”
Aşkın hayatınıza nasıl bir etkisi oldu?
“Müthiş bir etkisi oldu. Eskiden hep bir huzursuzluk ve kaçış hali vardı. Eve girmek istemiyordum. Hep bir tatminsizlik vardı. Tatminsiz olma durumu bence insanın hayattaki en büyük mutsuzluğu. Aşk seni tatmin ediyorsa ve bütün hayatının çevresini güzel bir şekilde sarıyorsa, fazla bir şeyde mutluluk aramana gerek kalmıyor. O yüzden ben uzun süredir çok mutluyum ve iyiyim. Bu hakikaten salt anne olmak değil. Doğru insanla aile olmak bana çok iyi geldi”.
Yıllar içinde hayatınızı şekillendiren dönüm noktaları var mı?
“Hayat… ‘Herkesin hayatı, karakteri, çevresi yedi senede değişirmiş’ diye bir söz var ya… Yedi senede vücudun, hücrelerin, hormonların, her şey başka bir insan yapıyor seni. O zaman şanssızlık olarak baktığın durum karakterinin, hayatının oluşmasında çok önemli bir dönemeç oluyor. Şimdi baktığımda bir sürü şey var. ‘Vizontele Tuuba’da oynamadan önce İzmir’e geri dönmek istiyordum. Artık İstanbul’da yaşamayı istemiyordum ama bir anda öyle bir şey karşıma çıktı ki, bir daha İzmir’e dönemedim. Hollywood Film Festivali’ne katılmak, çocukların olması… Özellikle Sare olduktan sonra, ‘Ben artık televizyon düzeninin içine hapsolmamalıyım ve başka bir şey yaratmalıyım’ dediğim noktada şirketimi kurmam… Şirketimi kurduktan sonra ilk büyük proje olarak Tuba Ünsal Loves Koton projesini Koton’a götürmem, onun üç sezon boyunca başarılı olması… Ben sadece giyinmekle ilgili olarak buna zaman harcayan bir oyuncuyum diyorum. Tasarımcı da değilim. Ben yaptığım elbiselerde zevkimi yansıtmaya çalışıyorum. Sonra Civan’ın olması kesinlikle hayatımın en önemli dönemeçlerinden bir tanesi… Çünkü artık tam olarak anne olmam, çocuklara uzun süre kendim bakmam, tüm hayatımdaki her şeyden sıyrılıp onlarla vakit geçirmem, kendimle ilgili ‘ben işsiz yaşayamam’ dediğim bir durumda gayet yaşayabilmem ve odak noktamın bu iki cüce olması. Bunlar hep dönemeçler…”
































