Doğal, sakin ve biraz içe dönük. Doğaya aşık. Yaz-kış fark etmiyor; çıplak ayak çimenlere basmak, toprağı hissetmek, stresten en büyük kaçış noktası. Okullu bir oyuncu o, tiyatro eğitiminin ardından dizi sektörüne geçen ama tiyatroyu da hayatının odak noktası yapabilen biri. “Hayatta mutlu olmamız gerektiğine inanan bir insanım, gülmeyi, eğlenmeyi etrafımdaki insanları mutlu etmeyi seviyorum” diyor. “İnsanın içi güzelse çirkin olma ihtimalinin olduğunu düşünmüyorum” diyen güzel oyuncu belki de buna inandığı için daha da güzel, doğal ve farklı… İşte Duygu Yetiş ve bilinmeyenleri…
.jpg)
Konservatuvarda okumaya nasıl karar verdiniz, tiyatroya ilginizi ne zaman fark ettiniz?
Saint Pulcherie Fransız Lisesi’nden mezunum. Fransız liselerinde öğrencilerin yetenekleri ve sosyal becerileri çok önemlidir. Ben de o yıllarda hep resim yapan bir öğrenciydim. Dekorlarını, kostümlerini yapmak için tiyatro kollarına girerdim. Böylece bir süre sonra tiyatro oyunlarında rol almaya başladım. İlk oyunumuz müsamere gibi bir şeydi, hatta Fransızcaydı. Daha sonra tiyatro yapmaya devam ettim. Lise yıllarında bir tiyatro öğretmenim vardı ve bir ajansa kaydolmamı önermişti.
O zamanlar 16 yaşındaydım, Duygu Başara ile tanışmamız o yıllara dayanıyor. Ajansa girdikten sonra ufak tefek reklamlarda rol aldım. Oyunculuk yapmaya çok da niyetim yoktu aslında, çünkü lisede grafik okudum, istediğim meslek moda tasarımı ya da görsel iletişim tasarımıydı. Ama iyi ki konservatuvar sınavlarına girmişim, hayatımda aldığım en doğru kararlardan biri. Tiyatro ile dizi oyunculuğu farklı kulvarlar.
Tiyatro eğitiminin ne gibi yararları oldu?
İkisi birbirinden tabii ki farklı, dizi oyunculuğu hiçbir şeye benzemiyor. Müthiş bir tempo; 100-120 dakikalık bir şeyin içerisinde kaybolmamanız gerekiyor. Gerek duygu devamlılığı gerek oyun devamlılığı olsun sürekli takip etmelisiniz.
Bu tempo yoruyor insanı. Tiyatroda ise öyle değil, belki aylarca sadece bir oyun için prova yapıyorsunuz, sonra her hafta o oyunu oynuyorsunuz. Müthiş heyecanlı. Zihinsel, bedensel ve ruhsal olarak tamamen kendinizsiniz o sahnede.
Rol seçiminde kriterleriniz neler?
Belli başlı kriterlerim yok; oynayacağım karakteri sevmem önemli. Fiziksel olarak bedenim izin verdiği sürece her şeyi oynayabilirim.
Sadece dikkat ettiğim şey; kendimi tekrar etmemek. Örneğin ‘Acil Aşk Aranıyor’da oynadığım Nisan karakterinin benzeri bir karakteri bir sonraki işimde canlandırmak istemem.
Belki aradan 10 sene geçtikten sonra… Nisan ile Duygu, hangi yönlerden benzer ya da farklı? İlk söyleyeceğim benzerliği, sakarlığı sanırım. Gerçek hayatta da sakarım. Bunun dışında Nisan karakteri ile çok da benzer özelliklerim olduğunu sanmıyorum, belki hayattaki neşesini ve gülme isteğini benzetebilirim kendime.
Güzellik kavramı sizin için neler ifade ediyor, güzel kadın olmanın kriterleri neler?
Güzellik, üzerinde çok da düşündüğüm bir kavram değil aslında. Bir kadının güzel olması o kadının zarif olmasıdır. Zarif kadınları beğenirim. İnsanın içi güzelse çirkin olma ihtimalinin olduğunu düşünmüyorum gerçekten.
































