Araya başka konular girdi yazamadık, kısmet bugüneymiş; Genelde turizm bilimci, özelde de merak ve de ilgi bâbında spor gazetecisi dostumuz Ahmet Özyaşar çağırdı; kalktık gittik. Nere mi? Spor bilimci kardeşimiz Yard. Doç. Dr. Berkiye Kırmızıgil’in evsahipliğini yaptığı ‘spor ve medya’ konferansında hazır bulunduk. Bu alanında kariyer planı yapan çok değerli bebelerle iki saate yakın bi’süreçte de çok feci aydınlandık. Konuşmacı partnerimiz de NTVSPOR’dan sevgili Mert Aydın’dı. Mert Bey bu alanda yeni nesil duayen adaylarından mâlumunuz üz’re; Değerli dost; spor gazeteciliğinin dünya ve de Türkiye’deki mevcut durumunu ve de ufkunu, bendeniz de yurdum tükenmiş sporcusu ve de onu pazarlamaya çalışan tükenmeye yüz tutmuş spor gazetecisi dostların vaziyetlerini anlatmaya çalıştık. Bi’defa “okumadım ama arkadaşlar söyledi” tipinde konuşmalar yapan bir kısım teknik(!) arkadaşlar için bi’defa daha yazalım; Meslekleşmesi taa Antik Olimpiyatlara (M.Ö 776) dayanan ve dört mevsim gerek saha, gerekse salonlarda soyunma odalarının büyülü kokusunu teneffüs eden, çocuğu 40 derece ateşle yanarken, mürekkep kokulu loş ışıklar altında küçük bir çalışma odasında sayfasını kapatır. Hafta içi ve özellikle hafta sonlarında yağmur-çamur demeden saha ve stüdyo arasında mekik dokuyan, mesai mevhumu gözetmeyen bir uzmanlık mesleğidir spor yazarlığı. Her meslek grubunda olduğu gibi yaramaz ve de haylaz olanları bi’yana, bu mesleği çağdaş medeniyetler seviyesinde yapan arkadaşlar da var bildik; Cesur, adil, güvenilir ve uzlaştırıcı rolüne bağlı kalarak duygusallıktan uzak, kişisel problemleri ön plana çıkarmayan, eleştirilerindeki amacı belirleyen başka bir deyişle bağcıyı dövmektense üzüm yemeyi tercih eden bir mizaçtır bu kısımdaki dostlar. Binlerce okuyucusunun olduğunu bilerek, özel hayat hakkını çiğnemez. Sadece problemi ortaya koymaz, problemin nedenlerini ve çözüm yollarını da ortaya koyar. Bu gerçekten yola çıkarak, en hızlı ataktan daha hızlı bir tempoda haber yetiştiren, statlardan gazete binalarına, oradan salonlara veya antrenmanlara iki kare fotoğraf için çırpınan spor gazetecileri değil mi? Binlerce sporseverin coşkularını da üzüntülerini de sahalardan köşelerine taşıyan, bunun yanında tüm spor emekçilerine şan-şöhret ve para kazandıran o beğenmediğiniz spor yazarları değil mi? İşte, bu çerçevede bir sunu yaptık ilgili sunumuzda. Tabii o konuşma esnasında da Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği (KTSYD) konusu da mevzu’bahisti. Mâlum, dernek seçimleri henüz bitti ve büyük demokrasi Bülent Kılıçoğlu dedi. Bülent Hoca da geçmiş başkanlar gibi yönetimiyle birlikte bu yola baş koyacak. Gazeteci dostların sıkıntılı özlük hakları hâlli konusu yanında, dernek üyelerinin kullanımına organize edilecek deniz manzaralı bir misafirhane için de butona basılmış(mış). Hayırlara vesile olsun. Haa, bu arada unutmadan; Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin kıdemli spor gazetecisi ve de değerli başkanı Oğuz Tongsir Bey de şahsına özel duvar ve de köşesinde konuya ilişkin destek mesajı yayımlamış sağolsun. Kuzey’den esen bu tip demarşlar her daim cesaret vericidir iletilerdir mâlumunuz üzere. İnşallah devamı da gelecektir. Sonuç mu? Yurdum öğretmenin grevci, ticaret adamının vergi kaçakçısı, esnafın hırsız, sendikacının çatışmacı, memurun tembel, gümrükçünün grongçu, spor yazarının tetikçi, hakemin satılık, tıp doktorunun ise keyfi sefa içerisinde yaşamını sürdürüyormuş gibi bir imaj yaratıldı bu ülkede. Herkese bir sosyal rol yaftaladık. Yeni dönem dernekten tek dileğim bu ün’ümüzü asgariye indirmesidir. Başarı dileklerimle. Nokta…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























