Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Hain kahramanlar

 

Amerika’da seçim vardı. Adaylardan biri felçli ve yürüyemiyor. Günde iki paket sigara içiyor ve boyuna viskiyi götürüyor. Evlilik dışı ilişkilerini Sağır Sultan önceden duymuş. Sık sık metresinin evinde kalıyor ve gayrimeşru çocuğu olduğu söyleniyordu. Kendisiyle parası için evlenen nikâhlı eşi ise tam gaz lezbiyen seks partileri. Olabilir cinsel eğilimidir ancak ona oy verir misiniz? Amerikalılar verdi. Hem de dört defa seçtiler. Sonuç mu? Amerika’ya bugünkü ‘Süper Güç’ tanımlamasını çaktı Franklin Roosevelt. İşte, kimin n’olacağını Allah bilir ya da Allah’ın dediği olur bildik. Sözde ‘Usta Gözler’; “Bundan bi’halt olaz dediler” ama Doğu Alman kökenli Michael Gross hem olimpiyat şampiyonu, hem de dünya rekortmeni oldu. Ya adamım Michael Phelps’e ne demeli; Hiperaktivite hastalığı tedavisi ile başlayan sürece sadece bir olimpiyatta sekiz altını kapak yapmış Time Dergisi’ne. Uzaylı Lionel Messi için “gelişimini asla tamamlayamayacak olan bir velet” dediler ya, o da Barça’yı uçuruyor yıllardır. Ya Ekselansları Lance Armstrong’a ne demeli; Kanser beynine kadar ilerlemişti. Yaşama şansı güya(!) yüzde 20’ydi ancak Lance toplamda 7 kez üst üste Fransa Bisiklet Turu’nda şampiyon olarak Fransızların Le Monde’una kapak yaptı. Tabii arkasına da “Teksas Valisi olacağım” deyince de kafasını kestiler. “Neyim?” değil, “N’olacam? diye sorgulamalı bu hayatı! Tarihte başka alanlarda da buna benzer örnekler yok mu? Çoook;. İşte, “Bundan bi’halt olmaz” diyen önyargılı arkadaşlara duy’rulur. Mâlum, önceleri çok futbolcumuz yurt dışı yapmıştı. Yakın geçmişte Uçaner Baba, rahmetli Mete, Coşkun Ulusoy Hoca ve de Ali İmam haricinde futbolda temsilcimiz olmadı. Haa, efsane Sevim Ebeoğlu ve de rahmetli Defteralı’da KOP’a kapak yapmışlardı Rum takımlarında. E şimdi? Önce sevgili Gabira’nın müthiş Kastamonu Çıkarması’na tanıklık ettik. Şimdi de Musacık ve Kıral’ın Uşak Çıkarması’na tanıklık etmek üz’reyiz. E bu çocuklar inşallah çok çalışarak futbolculuk mesleğinden emekli olacaklar. Veya olmalarını şahsen temenni ediyoruz ve de bunu geçen gece telefonda dile getirdik; “Be çocuklar, kasaya birer milyon TL koymadan bu ada’ya sakın gelmeyin! Sizler özelde Kaymaklı’nın, genelde de futbol dünyamızın temsiliyeti açısından en önemli köşe’başlarısınız. Aman kendinize çok iyi bakın ve de bu meslekten emekli olun” dedik ve de eski talebelerimizle helalleştik. İşler güçler bu durumdayken bir gerçek ve de bir yoksunluk daha su’yüzüne çıktı. Ne mi? Mustafa Özsoy Müdür konuyu hafta içi şöyle kaleme almış; “Türkiye kulüpleriyle yapılan futbolcu sözleşmelerinde, Türkiye’de olduğu gibi bizim kulüplere de yetiştirme bedeli ödenmelidir” diye konuyu bağlamış. Müdür haklı! Bu çocuklara “güle güle” demekten her daim mutlu olduk ama en azından hiç yoktan kulüplerine çorba parası merkezli bi’yetiştirme bedeli ödenmesi gerekir. Tabii bu konu Demirören ve de Sertoğlu arasındaki muhabettle çözülecek bi’durum. İş’bu bu aralar da sürekli olarak dillendirilen bu’BAL Ligi (Bölgesel Amatör Lig) başta olmak üzere bi’çok konuyu görüşme arzusuyla Türkiye Futbol Federasyonu’ndan görüşme talep edilmiş. Mâlum, Demirören Başkan daha önceki ayaküstü görüşme sonrası bizim adamlarla beraber bir hatıra fotoğrafı bile çektirmemişti. Zaten çektirmesin de. Koskoca Türkiye’nin başkanı kulüpçülüğü dönemninde FIFA ve UEFA nezdinde iki kez ceza alıp kulübünü Avrupa’nın dışında bırakmış zat-ı muhterem. Neyse, bi’tarafta yetiştirme bedeli için randevu talebimiz (Sâhi, bizler Afrika’ya yetiştirme bedeli gönderdik mi?), diğer bi’tarafta da “hain” sıfatıyla gönderme yapılmış çok değerli bebelerimize ilişkin konular önümüzdeki günlerde de kapak yapılacak gibi. Olsun, bu işlere kafa takmasınlar. Çok çalışsınlar. Gerisi mi? Lâf-ı güzaf. Haa, bu arada uluslararası ilişkilerde bir takım kişiler kimine göre ‘terörist’tir, kimine göreyse ‘direnişçi’dir. Sonuçta Musacık ve Kıral kardeşlerimiz de kimine göre ‘hain’, kimine göreyse ‘kahraman’dır. Yolunuz açık olsun ‘hain kahramanlar’. Gözlerinizden öperim..