Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Vatansever/satar

“Romantik komünist” yanında “romantik devrimci” olarak da dillendirilen dünya şairi adaşımız Nazım Hikmet; “Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu” demişti bi’söyleşisinde. Vatan haini(!) yaftası çakılan yurtsever usta haklı! E bizde durum ne durumda durur? Egemenliğin kayıtsız şartsız millette olmadığı bir Kuzey Kıbrıs’ta vatanı kim sattı, kim satın aldı, kim kime peşkeş çekti, kim ulusalcı, kim Rumcu, kim milliyetçi, kim daha çok şehit verdi, kim demokrat, kim daha çok yurtsever, kim daha çok vatansatar veya vatansever, kim daha çok hırsız, kim daha çok ganimetçi, kim daha çok ahlaklı veya ahlaksız, kim daha çok adaleti savunan ve kim daha çok ölümün kocakörü belli değil bildik çadır tiyatromuzda. “Gücü, şöhreti, parayı, ailesini, konforu ve özetle herşeyi olan bir adam, bunları bir ‘fikir’ uğruna terkeder ve bunu öfke ya da kuşku duymaksızın koşulsuz olarak yapar. Che’nin inkâr edilemez ölme isteği konuşmalarında veya yazılarında, Fidel Castro’nun övgülerinde ya da Che’nin ölümünden sonra gelen şehitliğinin yüceliğinde değil, ‘ölü gözlerindeki bakışları’nda görebilirsiniz” diyor yoldaşı Jorge Castaneda. İşte, Küba’nın devrimci güçlerinin damarlarındaki asil kanın târifi bu olsa gerek. Yıllar geçti ancak Küba’nın millî kahramanı Arjantin doğumlu Ernesto Guevara (Che) efsanesi halen devam ediyor ve edecek de. Che’nin silah arkadaşı ve devrim komutanı Fidel Castro, erki kardeşi Raul’a bıraktı ama hâlâ Granma (Devrimci Güçler) adıyla yayın yapan Küba Komünist Partisi’nin internet gazetesinde yazılar yazıyor. Toplumsal yazıları içerisinde sportif görüşlere de yer veren Fidel, geçmişteki bir spor yazısında; “Pan Amerikan Oyunları'nın sonuna geldik, onları özleyeceğim. Küba atletizm ve saha oyunlarında 12 madalya ile birinci oldu. Pan Amerikan Oyunları'nda 97 madalya kazanan ABD'nin ardından, toplamda 59 madalya ile ikinci oldu. Bir başka deyişle, ABD bizim kazandığımız her madalyaya karşılık 1,64 madalya kazandı. Ama ABD'nin Küba'nın 26 katı nüfusu var. Bu hesaba göre, onlar her 3,09 milyon nüfus için bir madalya kazanırken, biz her 195 bin için bir madalya kazandık. 59 Müsabakada Küba Ulusal Marşı'nın hisli notalarını duyduk. Herşeye rağmen” demişti. İşte, mâlumunuz üzere 1974 müdahalesi; kimine göre “Mutlu Barış Harekâtı”, kimine göre ise “Mutsuz Savaş Harekâtı” diye tanımlanır. Nasıl isterseniz düşünün ancak rahmetli Bülent Ecevit çıkarma öncesi yaptığı son röportajında “Umarım bir müdahale ile karşılaşmayız. Ada’daki Türkler yanında Rumlara da barış götürüyoruz” demişti. Mâlum tarih bilimcilere göre binlerce AKEL’ci Rum da ölüm listesinde vardı. Harekât öncesi şifreli bir şekilde “Ayşe tatile çıkabilir” demişti dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Turhan Güneş. Ayşe Hanım gerçekten de Turhan Güneş’in kızı. Bu süreç öncesinde de Sayın Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Akdeniz’de birçok Yunan adası vardır, bunlardan biri de Kıbrıstır. Kıbrıs’ta Türk Halkı yoktur, sadece Rumlar vardır” tezini çürütmek için James Bond çantasından çıkardığı bir resmi belgeyle kürsüye çıktı. O resmi belgede bir Türk takımı olan Çetinkaya Türk Spor Kulübü’nün (ÇTSK) 1951 yılında Kıbrıs Futbol Liglerinin şampiyonu olduğunu belirtiyordu. Genel kurula dönerek “İşte, şampiyon bir Türk takımı. Türklerin adadaki varlığının en önemli kanıtı da bu şampiyonluk” demişti. Bildik üz’re ÇTSK 1930 yılında kuruldu. 1934 yılında kurulan  Kıbrıs Futbol Federasyonu’nun 7 kurucu üyesinden biri. Bizim kulüp böylesine önemli bir toplumsal varoluş simgesi. 1954’te eski Apoel futbolcusu ve EOKA’cı Pakkos adına düzenlenen şildi de müzesine götüren ÇTSK, Kıbrıs adasının ilk ve sanırım son şampiyon Türk takımı olarak tarihteki yerini aldı. Bundan sonrası mı? Daha dün gece Güney’in futbolcusu  Nou Camp’ta arz-ı endam etti. E biz? E bildik soruyu yine soralım; Sizce KKTC ciddi bir organizasyon mu? Bizce de sizce. ‘Vatansever/satar’ çok bizde bildik. Sakın iki toplumlu ralliye dil uzatmasınlar! Sakın! Nokta…